YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4840
KARAR NO : 2020/3215
KARAR TARİHİ : 25.06.2020
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 26/01/2017 tarih ve 2016/273 E.- 2017/11 K. sayılı kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 27/09/2019 tarih ve 2018/1432 E.- 2019/911 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı Kurum vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilince uzun süre kesintisiz ve fasılasız kullanılarak maruf ve meşhur hale getirilen “PINAR MADRAN SU” ibareli markanın 32. sınıf mallar için 99/004268 no ile tescil edildiğini ve 2009 yılında yenilendiğini, müvekkilinin tescilli bu markasının bilinirliğine rağmen davalı şirket tarafından 20.12.2014 tarihinde 2014/105884 numara ile “NARÇİÇEĞİ MADRAN” ibaresiyle marka başvurusunda bulunulduğunu, müvekkilinin başvuruya itirazının TPMK tarafından reddedildiğini, oysa davalı başvurusunun 556 sayılı KHK 7/1-c ve 7/1-f hükümlerine açıkça aykırı olduğunu, marka görselinde yer aldığı gibi halk arasında iyi bir su olduğu yönünde olumlu bir intiba bulunan “MADRAN” ifadesi kullanılarak, suyun Madran Dağı’ndan çıktığı konusunda haksız bir intiba oluşturmanın amaçlandığını, bu durumun 556 sayılı KHK 7/1-f hükmüne aykırı olduğunu, dava konusu “NARÇİÇEĞİ MADRAN” markası ile “PINAR MADRAN SU” markasının iltibas doğuracak şekilde benzer bulunduğunu ileri sürerek, davalı … YİDK kararının iptalini ve diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … ve Marka Kurumu vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı şirket vekili, davanın reddini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dosya içeriğinde davalı şirketin Madran Bölgesinde kaynak suyu ile ilgili ticari faaliyette bulunma hakkının varlığına yönelik herhangi kanıta rastlanmadığından, marka başvurusunun 556 sayılı KHK.’nın 7/1-f maddesi yönünden 32. sınıftaki “Kaynak suları, sofra suları” emtiası için halkı yanıltıcı nitelikte olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile Türk Patent Kurumu YİDK’nun 2016-M-4719 sayılı kararının iptaline, 2014/105884 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
Karara karşı davalılar vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; Madran suyunun, Aydın İli … İlçesi’nin sınırları içinde bulunan Madran Dağı’ndan çıkan memba suyunun adı olduğu, somut uyuşmazlıkta ise davalı şirketin hiçbir aşamada dava konusu markasının kullanılacağı suyun Madran Dağı’ndan üretildiğine ilişkin açıklamada bulunmadığı, ilk derece mahkemesine sunduğu 23.01.2017 tarihli beyan dilekçesinde de kaynak sularının Aydın İli Karacasu İlçesi … Köyü’nün Koru Yaylası’ndan çıktığını, Madran Dağı’ndan çıkan su ile aynı özelliklere sahip bulunduğunu bildirmek suretiyle, kaynak sularının Madran Dağı bölgesinde üretilmediğini dolaylı olarak kabul ettiği, somut olaya uygulanacak mülga 556 sayılı KHK’nın 7/1-f maddesi uyarınca marka başvuru aşamasında dahi, ürünlerin coğrafi kaynağı, üretim yeri, niteliği ve kalitesi yönünden halkı yanıltabilecek nitelikte olan marka başvurularının reddinin gerektiği gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı kurum vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı Kurum vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı Kurum’dan alınmasına, 25/06/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.