Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2019/4866 E. 2020/2602 K. 03.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4866
KARAR NO : 2020/2602
KARAR TARİHİ : 03.06.2020

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Kırşehir Sulh Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 30/01/2019 tarih ve 2018/666-2019/80 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin birleşen davada davalı …Ş. vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, asıl davada müvekkilinin davalı banka nezdinde bulunan güncel ve ek hesabından davalı …’ın IP adresi üzerinden, diğer davalı … hesabına havale işlemi gerçekleştirildiğini ileri sürerek, 6.800.- TL’nin davalılardan tahsilini dava etmiş; ilk celse alınan imzalı beyanında husumetin sehven davalı bankaya yöneltildiğini, hesabın bulunduğu Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. aleyhine açtıkları davanın bu dava ile birleştirilmesini talep etmiş; birleşen davada ise anılan tutarın davalı … ve Kredi Bankası A.Ş’den tahsilini talep etmiştir.
Asıl davada davalı Vakıfbank vekili, davanın husumetten reddini talep etmiş, davalı … davanın reddini savunmuş, diğer davalı … ise yargılamaya katılmamıştır.
Birleşen davada davalı … vekili; müvekkilinin gerekli güvenlik önlemlerini aldığını, davacının hesabının ve şifrelerinin güvenliğini sağlayamadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; iddia, savunma, bilirkişi raporu, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; zararın banka personelinin ağır ihmalinden kaynaklandığı, davalı bankanın hesabın güvenliği ve mevduat işlemlerinin güvenli bir şekilde yapılabilmesi için gerekli güvenlik önlemlerini alması gerektiği halde almadığı, asıl davada davalı olan … ve …’ın zararın meydana gelmesinde herhangi bir kusurunun saptanamadığı, bu nedenle asıl davada davalıların davranışlarının oluşan zarar ile doğrudan illiyet bağının oluşmadığı ve zarardan sorumlu tutulamayacakları, birleşen davada davalı olan bankanın alması gereken güvenlik önlemlerini almadığı, güven kurumu olarak nitelendirilebilecek olan bankaların gerçek kişiler karşısında gerekli güvenlik önlemleri alma yükümlülüğü konusunda özenli olması gerekirken bankanın gerekli özeni göstermediği gerekçeleriyle birleşen dava bakımından davanın kabulüne, asıl dava bakımından davalılar … ve … aleyhine açılan davanın reddine ve davalı …Ş.’ye açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, birleşen davada davalı …Ş. vekili temyiz etmiştir. 
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, birleşen davada davalı …Ş. vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, birleşen davada davalı …Ş. vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 348,39 TL temyiz ilam harcının temyiz eden birleşen davada davalı …Ş.’den alınmasına, 03/06/2020 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI

Dava, davacının şifresinin üçüncü kişilerce kullanılmak suretiyle davalı banka şubesinde mevcut hesabından yapılan havale yoluyla gerçekleşen zararın davalı bankadan tahsiline yöneliktir.
Dosya kapsamı ve yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda, zarara yol açan eylemlerin bizzat davacının bilgisayarından elde olunan ve saklamakla yükümlü olduğu kişisel bilgileri kullanılmak suretiyle gerçekleştirildiği, davacının kişisel bilgilerinin bankanın sisteminden ele geçirilmiş olmadığı anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki sözleşmede davacının kişisel bilgilerini korumak, üçüncü kişilerin eline geçmesini engellemek konusunda taahhütte bulunduğu açıktır. Bu durumda, davacının kişisel bilgilerinin başkalarınca öğrenilmesinde ve ortaya çıkan zararlı sonuçta kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Söz konusu kişisel bilgilerin suç teşkil eden bir eylemle elde edilmiş olması ve an itibariyle gerçek faillerinin saptanamamış olması sonuca etkili olmayıp ortaya çıkan zararlı sonuçta davacı kişisel bilgilerini saklamakta yeterli özeni göstermemesi nedeniyle, davalı banka ise kusurlu da olsa bilgisayar güvenliğini sağlamakta yetersiz kalan mudilerinin olabileceği gerçeğinden hareketle, kullanıcılar için ek güvenlik önlemlerini zorunlu kılmamış olmaktan ötürü kusurlu sayılmalıdır. Tarafların söz konusu kusur durumunun TBK’nın 52. maddesi kapsamında karar yerinde tartışılıp sonucuna göre davacının davalıdan talep edebileceği meblağın belirlenmesi gerekirken, davanın tümüyle kabulüne karar verilmiş olması yerinde olmamıştır. Bu nedenlerle Dairemiz çoğunluğunun kararın onanmasına ilişen görüşüne katılamıyorum.