Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2019/4996 E. 2020/3395 K. 01.07.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4996
KARAR NO : 2020/3395
KARAR TARİHİ : 01.07.2020

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 09.09.2019 tarih ve 2018/690-2019/872 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının kendisine ait olan …plakalı tır ile davalılardan Tuna Uluslararası Lojistik Nakliyat ve Dış Tic. Ltd. Şti. aracılığı ile uluslararası taşımacılık yaptığını, davacının 24.05.2013 tarihinde davalı Beray Yapı San ve Dış Tic. Ltd. Şti.’ye ait malları Eskişehir Gümrük Müdürlüğünün onayı ile Kazakistan’a götürmek üzere yola çıktığını, 30.05.2013 tarihinde Rusya sınırında tır içindeki yük miktarı ile sevk belgelerinde belirtilen yük miktarının farklı olduğunun tespit edildiğini, 30.05.2013 tarihinde aracın Rusya sınırlarından geçmesine izin verilmediğini, yapılan yargılama sürecinin sona erdiği 21.10.2013 tarihine kadar aracın gümrük noktasında kaldığını, davacının tır ile kazanç sağladığını, ayda en az iki sefere çıktığını ve sefer başına ortalama araç için 3500 dolar ve şoförlük ücreti almakta olduğunu ileri sürerek 30.05.2013-21.10.2013 tarihleri arasında tutulmasından dolayı davacının kazanç kaybının HMK 107. maddesine göre hesaplanarak davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiş ve dava değerini fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 5.000,00 TL olarak göstermiş, 08.05.2019 tarihli dilekçesiyle kazanç yoksunluğu talebini 30.783,23 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, taşıma için Eskişehir’de yükleme yapılırken davacının bizzat kendisinin hazır bulunduğunu, yükleme sırasında farklılığı bizzat görmesine rağmen bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacının zarardan sorumlu olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, alınan bilirkişi raporuyla davacının davalı Tuna firmasının sürücülü araç tedarik eden uluslararası taşıma sürecindeki adam ve yardımcısı olduğu, davacının esasen CMR hükümlerinde taşıyıcı sıfatının bulunmadığı, davalı taşıyıcının CMR m.8 hükümlerine göre yükün parça sayısını denetleme ve taşıma senedine şerh bakımından yükümlülüğünü davacıya özel talimatla aktarması gerektiği, davalının davacıya taşıma sürecinin yürütümü konusunda özel eğitim, bilgilendirme ve talimatı sabit olmadıkça davacı ile ortak kusurlu olduğunun değerlendirilmesi gerektiği, davacı ile davalının %50-%50 ortak kusurlu olduğu, davacının 144 günlük bekleme kaynaklı kazanç yoksunluğu zararı için 30.783,23-TL tazminatı davalıdan talep edebileceğinin belirlendiği, bozma sonrası ıslah yapılması mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 5.000.-TL’nin 30/05/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, CMR sözleşmesi uyarınca yapılan yurt dışı kara taşıması nedeniyle davacı filli taşıyıcının davalılar akdi taşıyıcı ve gönderen firmadan tazminat istemine ilişkindir. Davacı, 6100 sayılı HMK 107. maddesine göre belirlenecek maddi tazminatın tahsilini talep etmiş, dava dilekçesini 5.000 TL üzerinden harçlandırmış, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada alınan bilirkişi raporu doğrultusunda 08.05.2019 tarihli dilekçesi ile dava değerini arttırmış ve harcını tamamlamıştır.
Dava, belirsiz alacak davasına konu edilebilir olmakla, belirsiz alacak davası olarak açıldığı ifade edildiğine göre sonradan talebin belirlenerek harcın tamamlanması da mümkün olup, mahkemece, verilen 08.05.2019 tarihli dilekçenin ıslah dilekçesi olduğu ve bozmadan sonra ıslah yapılamayacağı gerekçesi yerinde olmadığı gibi, kabule göre de arttırılan miktar bakımından olumlu olumsuz bir karar verilmemesi de doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 01/07/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.