YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/5114
KARAR NO : 2020/3170
KARAR TARİHİ : 24.06.2020
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İzmir Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 15/06/2017 tarih ve 2016/3 E- 2017/73 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 11/09/2019 tarih ve 2017/1595 E- 2019/1247 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili ve katılma yolu ile davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin 2009/05429 tescil numaralı endüstriyel tasarımın sahibi olduğunu, söz konusu koltuk tasarımının “Han modeli” ismiyle satışa sunduğunu, “Kurtlar Vadisi” isimli dizinin sponsoru olduğunu ve koltuk tasarımının dizinin başrol karakteri olan Polat Alemdar’ın dizideki odasında kullanıldığını, sponsorluk ve reklam yatırımı ile dava konusu tasarımın, sektörde daha da bilinir hale geldiğini, davalının bu tanınınmışlıktan yararlanarak “Polat Kanepe Takımı” adıyla müvekkiline ait tasarıma konu mobilya takımının aynısını ürettiğini, müvekkilinin tasarımının başarı grafiğinin artmasıyla müvekkiline lisans teklifleri geldiğini, 100.000,00TL’lik lisans sözleşmesi yaptığını, davalının tecavüzü sonrası müvekkilinin satışlarının önemli miktarda düştüğünü, Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2015/76 D.İş dosyası ile delil tespiti yapıldığını, ayrıca davalı adına tescilli 2014/06014 sayılı 7 nolu koltuk tasarımının yenilik ve ayırt edicilik niteliğine haiz olmadığını ileri sürerek, davalı adına tescilli 2014/06014 sayılı 7 nolu tasarımın hükümsüzlüğüne, müvekkilinin 2009/05429 sayılı 2 no’lu tasarımına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, tecavüzün durdurulmasına, önlenmesine, 554 sayılı KHK’nın 54/c maddesi uyarınca ödenmesi gereken lisans bedeline göre şimdilik 1.000,00TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle tahsiline, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesiyle maddi tazminat talebini toplam 50.000,00 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili; müvekkilinin hiçbir zaman “Polat” isimli bir koltuk modeli üretmediğini, müvekkili adına tescilli 2014/06014-7 sayılı tasarımın “Ottoman” isimli koltuk modeli ile 2015 ürün kataloğunda satışa sunduğunu, davacının tasarımı ile müvekkilinin tasarımının birbirinden farklı olduğunu, müvekkilinin tasarımının yenilik ve ayrıt edicilik kriterini taşıdığını, davacıyla müvekkilinin ortak olduğu bayi sayısının az olduğunu, sektörde neredeyse tüm firmaların 2015 yılı satışlarının önceki yılların satış oranlarının altında kaldığını, tespit dosyasına konu müvekkili işyerinde bulunan koltukların müvekkili şirkete tamir amacıyla getirilen ürünler olup, bilirkişinin müvekkiline ait firmanın tüm üretim hattında yaptığı incelemelerde davacının tescilli tasarımına konu ürünün üretildiğine ilişkin hiçbir parça, modül bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; hükümsüzlüğü talep edilen davalıya ait 2014/06014-7 sayılı tasarımın yenilik ve ayırt edicilik kriteri bulunduğunu, davalı tarafın kendi tasarımının koruma kapsamı dışına çıkarak, davacıya ait geçerli ve önceki tarihli tasarımı taklit ederek üretim, ticaret ve tanıtım yaptığının kanıtlandığı, davalı değişik iş dosyasından tespit edilen ürünün tamir amaçlı bulundurulduğunu savunmuş ise de iddiasını kanıtlayamadığı, davacı tarafın dava konusu tasarıma ilişkin lisans sözleşmesi sunduğu ve bu lisans sözleşmesinde yılık 100.000,00TL ücret öngörüldüğü, delil tespiti ile dava tarihi arasında geçen 43 günlük haksız kullanıma göre orantılama yapıldığında maddi tazminatın 11.780,82 TL’ye denk geldiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının davacı adına tescilli 2009/05429-2 çoklu tasarımını taklit ederek koltuk üretip satma, tanıtma eylemlerinin tasarıma tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, tecavüzün önlenmesine ve durdurulmasına, mevcut tecavüzlü olarak üretilmiş ürünlere el konularak imhasına, her türlü ihlal oluşturan tanıtım gereçlerinin toplanarak imhasına, web ortamındaki tanıtımların kaldırılmasına, 11.780,82 TL maddi, 15.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden işleyecek değişen oranlı ticari faiziyle birlikte tahsiline, hükmün ilanına, davalıya ait 2014/06014-7 sayılı tasarımın hükümsüzlüğü davasının sabit olmaması nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi’nce; kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve katılma yolu ile davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda talep konusu maddi tazminatın 554 sayılı KHK’nın 52/son maddesi çerçevesinde hesaplanıp takdir hakkının kullanılmasında isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin ve katılma yolu ile davacı vekilinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, aşağıda yazılı bakiye 1.785,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 24/06/2020 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Uyuşmazlık, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi, bu kararında temyiz incelemesi sonucunda onanması durumunda gerek Bölge Adliye Mahkemesi ve gerekse Yargıtayca hükmedilecek istinaf red harcı ile temyiz onama harcının maktu mu yoksa nisbi mi olacağına ilişkindir.
492 sayılı Harçlar Yasası’nın 2. maddesinde “Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olacağı”,
(1) sayılı Tarifenin III karar ve ilam harcı başlıklı 1/a madddesinde “Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı”,
1/e maddesinde de “yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay, ve Yargıtay’ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı” düzenlenmiştir.
Bölge Adliye Mahkemelerinde işin esasını hüküm altına aldığı kararlar, ilk derece mahkemesinin yerine geçerek verdiği ve icrai kabiliyeti söz konusu olan kararlardır. Bu kararlar ise, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak 6100 sayılı HMK 353/1-b-2,3 maddelerine göre davanın kabulü veya reddi yönünde verilen kararlardır. İlk Derece Mahkemesi Kararının İstinaf incelemesi sonucunda doğru bulunarak verilen “istinaf başvurusunun esastan reddi” kararı davanın esası hakkında verilen ve işin esasına bölge adliye mahkemesince girilip verilmiş ve icra edilecek bir karar değildir. İlk Derece mahkemesi kararı geçerliliğini sürdürmektedir. Bu itibarla konusu belli bir değere ilişkin davada, davalının istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı 1 sayılı Tarifenin III-1-a maddesinde ifade edilen “esas hakkında” karar niteliğinde bulunmadığından Bölge Adliye mahkemesince nisbi değil, maktu karar ve ilam harcının alınması gerekmektedir.
Başvurunun esastan reddinde, aslında davanın esasına girilmemekte, ilk derece mahkemesi kararı doğru bulunduğundan dava hakkında ayrıca karar verilmemektedir. Kanun koyucunun buradaki “esastan” ifadesini, istinaf başvurusu sırasında dilekçeye, harca, süreye vb. şekli hususlara ilişkin bir eksiklik olmaması, istinaf sebeplerinin incelenerek ilk derece kararında usul veya esas yönünden hukuka aykırılık bulunmamasıdır. (Pekcanıtez-Usul-Medeni Usul Hukukun Sh. 2270 vd)
Keza İstinaf başvurusunun reddine ilişkin karar temyiz incelemesi olmadığı için onama kararı niteliğinde de değildir.(Pekcanıtez-Atalay-Özekes Sh. 583, Konuralp, Uluslararası Toplantı Sh. 260, Özekes-100 soruda İstinaf ve Temyiz sh. 99)
1) Sayılı Tarifenin III-1-e maddesi tasdik (onama) edilen kararlar için nisbi karar ve ilam harcı alınacağını düzenlemiş olduğundan Bölge Adliye Mahkemesinin kararı niteliğine göre nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi mümkün olmayıp bu nedenle de maktu harç alınmalıdır.
Aksi düşüncenin kabulü T.C. Anayasası’nın 73/3 maddesindeki “Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağına” ilişkin temel hükme de aykırılık teşkil edecektir ki vergi ve harç yükümlülüğü konusunda kıyas veya yorum yoluyla yükümlülük getirilmesi mümkün değildir.
Somut uyuşmazlıkta, nisbi değere tabi bulunan davada, davanın kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhinde davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine ve nisbi karar ve ilam harcının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı hükmedilen karar ve ilam harcı yönünden yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere aykırılık teşkil etmektedir.
Diğer taraftan davalı, istinaf başvurusunun esastan reddi kararını temyiz etmiş olup, red kararının temyiz incelemesi sonucunda alınması gereken onama harcı (1) sayılı Tarifenin 2.a maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi Kararına, alınan harcın niteliğine göre maktu olmalıdır.
Bu halde, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki nisbi karar ve ilam harcının maktu karar ve ilam harcı olarak düzeltilmesi suretiyle HMK 370/1. maddesi gereğince kararın onanması, Daire onama ilamında da nisbi yerine maktu onama harcına hükmedilmesi gerekirken karar ve ilam harçları konusunda yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesine ilişkin sayın çoğunluk görüşüne katılamıyorum.