Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2019/5117 E. 2020/3168 K. 24.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/5117
KARAR NO : 2020/3168
KARAR TARİHİ : 24.06.2020

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 14/03/2018 tarih ve 2017/64 E- 2018/114 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 13/09/2019 tarih ve 2018/1407 E.- 2019/839 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl ve birleşen davada davacı vekili, müvekkilinin 2014 tarihinde Türksat uydusu üzerinden ÇİFTÇİ TV adı ile tarımsal, zirai, eğlence ve haber içerikli programlar yayınlayan televizyon yayınına başladığını, 2015/53171 sayılı “ÇİFTÇİTELEVİZYONU” ibareli 38.sınıftaki “Radyo ve televizyon yayın hizmetleri. Haberleşme hizmetleri (internet servisi sağlama hizmetleri dahil). Haber ajansı hizmetlerini” içeren marka tescil başvurusunda bulunduğunu, başvurunun ilanı üzerine davalı şirketin “ÇİFTÇİ HABER” ibareli 9, 38, 42 ve 45.sınıf ürün ve hizmetleri içeren 2012/103498 sayılı markasına dayanarak başvurunun reddi istemiyle itirazda bulunduğunu, itirazın Markalar Dairesi tarafından kabul edildiğini ve başvurunun reddedildiğini, bunun üzerine müvekkilinin ret kararının kaldırılması istemiyle itirazda bulunduğunu, itirazı inceleyen YİDK’in itirazı reddettiğini, kararın haksız olduğunu, bütünsel olarak bıraktıkları umumi intiba itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak başvuru konusu işaret ve redde mesnet markanın tamamen farklı olduğunu, işarette yer alan farklı unsurların yeterli ayırt edicilik sağladığını, zira “Çiftçi” ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük seviyede olduğunu, ayırt edici yüksek ibareler gibi korunmasının mümkün olmadığını, dava dışı üçüncü kişiye ait 2007/69342 sayılı Çiftçi ibareli marka varken davalının markasının tescil edilebilmiş olduğunu, ileri sürerek YİDK’in 2017/M-280 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPMK vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında iltibasa yol açacak düzeyde bir benzerliğin bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı Şirket vekili, görsel, anlamsal ve sescil olarak başvuru konusu “ÇİFTÇİTELEVİZYONU” ibareli işaret ile müvekkiline ait “ÇİFTÇİ HABER” ibareli markalarının bıraktığı genel izlenimin aynı olduğunu, markalar ile başvuru konusu işaret arasındaki diğer farklı unsurlar bulunmasının farklı bir etki doğurmadığını, çünkü onların da tanımlayacı olduğunu, marka kapsamlarının da aynı tür ürün ve hizmetlerden oluştuğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; redde mesnet marka ile başvuru konusu işaretin “Çiftçi” temalı yayın ve haberleşme hizmetlerini içerdikleri, bu yönden gerek görsel gerekse sescil ve anlamsal olarak benzer oldukları, özellikle kavramsal, sescil ve görsel olarak aynı veya benzer etkiyi bıraktıkları, bütünsel olarak bıraktıkları izlenimin bu marka ve işaretlerin birbirleriyle ilintili oldukları yönünde kanaat oluştuğu, aralarında “HABER” ve “TELEVİZYONU” ibarelerinden kaynaklı bir küçük fark varsa bile, bu farklılığın ürün ve hizmetlerin ortalama yararlanıcılarının önemli bir kısmı tarafından markaların ayrı olduğu yönünde kanıya ulaşılmaları için yeterli olmadığı, redde mesnet alınan davalıya ait markanın 38.sınıftaki ürün ve hizmetleri içerdiği, başvurunun da zaten bu ürün ve hizmetler için reddedildiği, başvuru konusu işaretin çiftçi temalı yayın ve haber hizmetleri için ayırt edici niteliği düşük olan “ÇİFTÇİ” unsurunu ortak olarak içerdikleri, ortak olmayan “TELEVİZYONU” ve “HABER” iberelerinden oluşan unsurların markanın bütünsel olarak oluşturduğu izlenime olan etkisinin silik olduğu, çünkü bu ibarelerinde tanımlayıcı olduğu, davacı markaları ile başvuru konusu işaretin bütün olarak oluşturdukları izlenimin aynılığa yakın ve yüksek derecede benzer oldukları, bu sebeple karıştırılma ihtimalinin mevcudiyetinin kabulünün gerekli ve zorunlu bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 64,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden asıl ve birleşen davada davacıdan alınmasına, 24/06/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.