Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2019/5128 E. 2020/3707 K. 30.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/5128
KARAR NO : 2020/3707
KARAR TARİHİ : 30.09.2020

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 19.10.2017 tarih ve 2015/438 E.- 2017/759 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi’nce verilen 09.10.2019 tarih ve 2018/1034 E.- 2019/1326 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin alkollü içki üretimi yapan bir firma olduğunu, davalı şirket ile 01.07.2013 tarihinde bağıtlanan sözleşme ile üzümlerin taşıma işlerinin 2013 yılı üzüm sezonunda davalı şirkete dair araçlar ile yapılmasının planlandığını, söz konusu taşıma işlemlerine ilişkin ücretler ve hangi lokasyonlar arasında taşıma işlemi yapılacağının kararlaştırıldığını, 2014 yılı için Güneydoğu Nakliyat Ltd. Şti. ile yapılan sözleşme gereği taşıma işlerinin bu firmaya yaptırıldığını ve söz konusu taşıma sezonundaki araştırmalar sonucunda bir takım usulsüzlüklerin olduğunun tespit edildiğini, bunlara ilişkin 04.12.2014 tarihli tutanak tanzim edildiğini, tespit edilen usulsüzlüklerden birisinin Güneydoğu Nakliyat Ltd. Şti. firmasının bir yıl önce aynı işi yapan davalı firmanın araçlarını taşıma işi için kullanması olduğunu, tespit edilen usulsüzlüklere ilişkin dava dışı Güneydoğu Nakliyat Ltd. Şti. aleyhine dava açıldığını, ancak davalı ile bu şirketin birlikte hareket ettiklerinin anlaşılması üzerine davalı firmanın 2013 yılına ilişkin yapmış olduğu taşıma işlerinin de detaylı olarak incelendiğini, bu detaylı inceleme sonucunda davalı şirketçe bazı seferlerin yapılmadığını ve yapılmayan işlerin faturalandırılarak müvekkilinden tahsil edildiğinin anlaşıldığını, davalı yanın müvekkiline karşı edimlerini tam ve eksiksiz olarak yerine getirmediğini, müvekkiline kesmiş olduğu gerçeği yansıtmayan faturalara ilişkin fazla tahsilat yapıldığını, fatura içeriğindeki hizmetlerin yerine getirilmediğini, bu hususun müvekkili tarafından yapılan uzun ve ayrıntılı bir inceleme ile ortaya çıktığını ileri sürerek, farazi faturalara dayalı olarak fazla tahsil edilen toplam 659.125,00 TL’nin tespiti ve davalı yandan tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı yan ile müvekkili arasında 01.07.2013 başlangıç ve 31.12.2013 bitiş tarihli “Yaş Üzüm Nakliye Sözleşmesi” bağıtlandığını, sözleşme gereği müvekkilinin davacı şirketin göstereceği fabrika ve bölgelerden yaş üzümün, müvekkiline ait veya kiraladığı araçlarla sözleşme kapsamında davacı yanın göstereceği fabrika veya adreslere teslim işinin üstlendiğini, müvekkilinin sözleşmedeki edimlerini eksiksiz şekilde yerine getirdiğini ve davacı şirketten olan alacağını tamamen tahsil ettiğini, müvekkili şirket ile davacı şirket arasında 08.07.2014 tarihli ve davacı şirketin faks yoluyla müvekkilinden şirkete gönderdiği “alacak-borç mutabakat formu”na göre tarafların karşılıklı birbirlerinden bu tarih itibarıyla ve sözleşme sebebiyle hiçbir alacak ve vereceklerinin olmadığı hususunda mutabık kaldıklarını, buna rağmen davacının alacaklı olduğunu iddia ederek İstanbul 31. İcra Müdürlüğünün 2014/35543 Esas sayılı takip dosyası ile müvekkili aleyhine takibe giriştiğini ancak ilgili takip dosyasına konu edilen faturaların dava konusu sözleşmeyle hiçbir ilgisi bulunmadığını bu faturaların taraflar arasında bağıtlanan 01.07.2014 tarihli Islahiye-Tarsus arası yaş üzüm nakliyesi sözleşmesiyle ilgili olduğunu, kaldı ki davacı yanın talepleri doğrultusunda talepleri ve talimatları doğrultusunda gösterilen bölge ve fabrikalarda boş kasa dağıtımı işi de yapıldığını bu durumun sözleşmenin 9.6 maddesine ve yine sözleşmenin işin bedeli ve ödeme koşulları başlıklı 6. maddesinin a bendine de uygun olduğunu, yine 6. madde uyarınca tır ve kamyon birim fiyatlarının ayrı ayrı ve açıkça belirtilmiş olduğunu yapılan tüm işlemlerin sözleşmeye uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; 01.07.2014 tarihinde başka bir şirket ile bağıtlanan sözleşme gereği yapılan incelemelerde usulsüzlüklere rastlanması sebebiyle daha evvelki taşıma işleminde de usulsüzlük yapılmış olabileceği ihtimaline göre bu davanın açıldığı, oysa davacının basiretli bir tacir gibi davranması gerektiği, faturaları ticari defterlerine kaydedip süresinde itiraz etmediği, bedelini ödediği ve bu ilişkinin üzerinden 6 ay geçtikten sonra yazılı mutabakatada varılmasına rağmen, nakliye bedellerinin kısmen farazi düzenlendiği iddiasıyla iade isteminin soyut, dayanaksız ve ıspata muhtaç olduğu, davacı yanın ispat külfetini yerine getiremediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye mahkemesince tüm dosya kapsamına göre yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davacı yanın beyanlarının davalının kendisini yanılttığı iddiası üzerine kurulmakla birlikte bu konuda bir delil bulunmadığı, süresinde faturalara itiraz edilmediği, mahkeme kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 30.09.2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.