Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2019/5236 E. 2020/3159 K. 24.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/5236
KARAR NO : 2020/3159
KARAR TARİHİ : 24.06.2020

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 27/02/2018 tarih ve 2017/424 E- 2018/24 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 27/09/2019 tarih ve 2018/1433 E- 2019/920 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili derneğin 2005/55106 sayılı “…” ibareli markanın sahibi olduğunu, dava dışı … tarafından bu marka ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “torax design” ibaresinin marka olarak tescili için davalı Kuruma başvurulduğunu, 2016/84603 kod numarası alan başvuruya müvekkilinin itiraz ettiğini ancak Markalar Dairesi Başkanlığınca itiraz ücretinin eksik yatırıldığı gerekçesi ile itirazın yapılmamış sayılmasına karar verildiğini, bu ret kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, TPMK Markalar Dairesi kararının iptaline, itirazlarının kabulü ile başvurunun iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, davacının zorunlu başvuru yolunu tüketmediğini, YİDK’e başvurmadan ve bir YİDK kararı tesis ettirmeden dava açılamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, 556 sayılı KHK’nın 47 ile 53.maddeleri arasında Enstitü kararlarına itiraz yolunun düzenlendiği, 5000 sayılı Kanun’da da açıklandığı üzere ihtisas mahkemelerinin görevinin başlayabilmesi için hem 556 sayılı KHK hem de 5000 sayılı Kanun’da belirtilen zorunlu başvuru yollarının tamamlanarak bir YİDK kararı tesis ettirilmesinin şart olduğu, Markalar Dairesi’nin tesis ettiği yargılama konusu ret kararının kesin olmadığı, Markalar Dairesi Başkanlığı’nın kararına karşı itirazda bulunulması ve YİDK tarafından verilecek karar üzerine mahkemede dava açılması gerektiği, YİDK nezdinde bir itiraz gerçekleştirmeden doğrudan doğruya mahkemeye başvurarak başvurunun reddine dair Markalar Dairesi kararının iptalinin istenildiği, dolayısıyla yasal prosedür tamamlanmaksızın ve kurumun son kararının tesisine olanak sağlayacak YİDK nezdinde itiraz gerçekleştirmeksizin açılan iptal davasının bu nedenle reddine karar verilmesinin gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, 5000 sayılı Kanun’un 15/C maddesi uyarınca Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Dairesinin kararlarının Kurumun nihai kararları olduğu ve bu kararlara karşı, kararın bildirim tarihinden itibaren iki ay içinde Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde dava açılabileceği, dava konusu uyuşmazlığa uygulanması gereken 556 sayılı KHK’nın 53. maddesinin de aynı yönde olduğu, somut olayda ise Markalar Dairesi Başkanlığı kararının iptalinin talep edildiği, ortada Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Dairesi tarafından verilmiş bir kararın bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 24/06/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.