YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/5313
KARAR NO : 2021/3102
KARAR TARİHİ : 30.03.2021
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12.04.2018 gün ve 2016/1198 – 2018/259 sayılı kararı onayan Daire’nin 25.09.2019 gün ve 2018/4353 – 2019/5817 sayılı kararı aleyhinde davalı banka vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, Kadıköy 5. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1999/160 Esas sayılı dosyası ile görülmekte olan mirasta tenkis-vasiyetin iptali davası kapsamında müvekkilinin sahip olduğu 6 adet Akbank T.A.Ş kurucu intifa senedi üzerine davanın kesinleşmesine kadar geçerli olmak kaydıyla 18.01.2000 tarihinde temettü dağıtımı ve devir-satışın önlenmesine yönelik tedbir konduğunu, yargılama devam ederken 2005 yılında davalı bankanın tüm kurucu senetlerinin satın alınacağı açıklaması yaptığını ve her bir hissenin değerinin İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2005/458 D.İş dosyası ile 403.248,00 TL olarak belirlediğini, müvekkilinin sahibi olduğu ve üzerinde tedbir olmayan 4 senedini 29.06.2005 tarihinde davalıya teslim edip bedellerini tahsil ettiğini, üzerinde tedbir bulunanların hukuki imkansızlık nedeniyle teslim edilemediğini, Kadıköy 5. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1999/160 Esas sayılı dosyanın 10.10.2008 tarihinde Yargıtay incelemesinden de geçerek kesinleştiğini, tedbir kararının kalkmasıyla 30.12.2008 tarihinde 6 adet kurucu intifa senedini davalı bankaya teslim ederek bedellerini alıp 28.06.2005 tarihinden önceki döneme ilişkin olarak ibra edildiğini, mahkemece tedbir konulduğu dönemde söz konusu kurucu intifa sentlerinden elde edilen temettülerin davalı bankaca mahkemenin tedbir kararına uygun olarak vadeli hesapta değerlendirildiğini, davalı bankanın mahkemenin tedbir kararına rağmen 28.06.2005 tarihinden sonra 6 adet senet bedelini 2008 yılı 10. ayına kadar yaklaşık 3,5 yıl vadesiz hesapta bloke ettiğini, bunun açıkça bir kusur olduğunu, vekalet ilişkisine aykırılık teşkil ettiğini, mahkemece daha önce temettü gelirlerinin vadeli hesapta tutulmasına karar verilip davalının bunu uygulamasına rağmen senet bedellerini vadesiz hesapta tutmasının müvekkilinin zararına neden olduğunu ileri sürerek Akbank T.A.Ş’in 31.12.2008 tarihi itibari ile beher hisse senedinin bedelinin tespitini, bu bedelle müvekkiline ödenen bedel arasındaki farkın ve bu süreçte ödenmeyen temettülerle birlikte tahsilini, bu talebin kabul görmemesi halinde 6 adet kurucu intifa hisse senedi bedeline 28.06.2005-30.12.2008 tarihleri arasında en yüksek banka mevduat faizi işletilmek kaydıyla müvekkilinin oluşan zararının tazminini, zarara ilişkin olarak şimdilik 100.000.- TL’nin ihtar tebliğ tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş, birleşen Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2009/30 Esas sayılı dava dosyasında, davacı ile davalıların muris …’nun çocukları olduklarını, murisin düzenlediği vasiyetnameyle tüm mal varlığını davacı … ile dava dışı diğer çocuğu …’e vasiyet ettiğini, davalıların açtığı vasiyetnamenin iptali ve tenkis davasının Kadıköy 5. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1999/160 Esas sayılı dosyası üzerinden görüldüğünü, davacıların lehine sonuçlanan kararın 10.10.2008 tarihinde kesinleştiğini, karar sonucunda davacıya ait altı adet Akbank T.A.Ş’ye ait kurucu hisse senedi üzerine konulan tedbirlerin 12.11.2008 tarihinde kaldırıldığını, davalıların açtığı davada talepleri doğrultusunda konulan tedbir nedeniyle Akbank T.A.Ş’ye satılamayan kurucu hisse senetlerinin sadece satış bedelinin ödenmesi bankaca teklif edilmiş olup 2005 ila 2008 arası 3 yıllık sürede nemalandırılmadığını, davalıların talebi üzerine konulan ihtiyati tedbirin haksız olduğunun dava sonunda anlaşıldığını, haksız ihtiyati tedbir nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını, zarar ile haksız ihtiyati tedbir arasında illiyet bağı bulunduğunu, HUMK 110. maddesinin şartlarının oluştuğunu ve bu sorumluluğun kusursuz sorumluluk hallerinden olduğunu ileri sürerek, şimdilik 150.000.- TL’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, birleşen İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2011/261 E. sayılı dava dosyasında 2009/64 E. sayılı dava dosyasında saklı tutulan bakiye kısımdan davalıların sorumlu olduğunu ileri sürülerek, 2.035.000.- TL’nin 26.11.2008 tarihinde itibaren en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte (davalılar … ve …1.985.000.- TL’den sorumlu olmak kaydıyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekilleri, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın davalı … vekili ve katılma yolu ile davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce onanmıştır.
Bu kez davalı banka vekili karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı Banka vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı Banka vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 154,70 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 1.041,90 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyen asıl ve birleşen davada davalı Banka’dan alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 30.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.