Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2019/5366 E. 2020/3887 K. 07.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/5366
KARAR NO : 2020/3887
KARAR TARİHİ : 07.10.2020

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 07.03.2019 tarih ve 2015/396 E- 2019/189 K. sayılı kararın adli yardım talepli olarak davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin yapılmamış sayılmasına dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi’nce verilen 11.11.2019 tarih ve 2019/2190 E- 2019/1431 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili bankanın 15.07.2011 tarihli 16.500.000 USD limitli Genel Kredi Sözleşmesine istinaden dava dışı Şhelton Forestry Products Limited lehine kredi kullandırdığını, davalı … müşterek borçlu müteselsil kefil olduğunu, kredinin ödenmemesi üzerine kat edildiğini ve borçlular aleyhine takibe geçildiğini, davalının itiraz ettiğini, itirazın haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına ve alacağın %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı … vekili, müvekkilinin kefil olduğu asıl borcun ödenmesi nedeniyle kefalet sorumluluğunun da sona erdiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir
İlk Derece Mahkemesince, davacı banka ile dava dışı asıl borçlu şirket arasında arasında, 15.07.2011 tarihli 16.500.000. USD limitli kredi sözleşmesi imzalandığı, davalının bu sözleşmede müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak yer aldığı, kredi borcunun ödenmemesi üzerine kredinin kat edildiği, davacı tarafça takip yapıldığı, davalının kefil olarak sorumlu olduğu, sorumluluk sınırın 16.500.000USD olduğu, davacının kredi nedeniyle 13.374.817.67.USD alacaklı olduğu, miktarın sorumluluk sınırının da altında olduğu, icra takibinde talep edilen işlemiş faizin sözleşme kapsamında hesaplanan miktarı aştığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, asıl borçlu ile tahsilde tekerrür olmamak üzere davalı tarafın İstanbul 33.İcra Dairesinin 2015/3914 sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazın 13.374.817,67.USD asıl alacak, 39.507,12.USD takip tarihine kadar işlemiş faiz ve takip tarihinden sonra asıl alacağa uygulanacak faiz oranına yapılan itirazın iptaline, asıl alacağın %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacı tarafa ödenmesine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekilince adli yardım talepli istinaf isteminde bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalının adli yardım talebinin yerinde olmadığına dair karar verildiği, karara karşı davacı tarafça itiraz edildiği, itirazın da reddedilmesi ile adli yardım talebine ilişkin kararın kesinleştiği, bunun üzerine harçların ikmal edilmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine geri çevrildiği, İlk Derece Mahkemesince, HMK 344. maddesi uyarınca gerekli harçların tamamlanması için davalı tarafa yatırılmaması halinde sonuçlarının da yazılı olduğu muhtıra tebliğ edildiği, süresi içinde harçların yatırılmadığı ancak verilen süre içerisinde davalı tarafça bu kez HMK’nin 337/2. maddesinin son cümlesi uyarınca ödeme gücünde sonradan gerçekleşen ciddi bir azalmaya dayalı olarak ikinci bir adli yardım talebinde bulunulduğu, İlk Derece Mahkemesince bu talebin istinaf aşamasında yapıldığı gözetilerek talep hakkında karar verilmek üzere dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderildiği, ikinci adli yardım talebi incelendiğinde anılan Kanun hükmünün yargılamanın daha sonraki aşamalarında meydana gelecek azalmalar durumunda yardım talebine cevaz verdiği, ikinci adli yardım dilekçesinde ise kesinleşen red kararından sonra ekonomik durumunun kötüleştiğine dair bir iddianın da bulunmadığı, bu durumda kesinleşen adli yarım talebi hakkında ikinci bir adli yardım talebinde bulunulması üzerine yeniden inceleme yapılamayacağı, muhtıranın tebliğinden itibaren süresinde harçlar ikmal edilmediği gerekçesi ile HMK’nin 344 ve 352/1ç. maddeleri uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davalı vekilince adli yardım talepli olarak istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince adli yardım talebinin reddine karar verilmiş ve bu karara karşı yapılan itiraz da reddedilmek suretiyle adli yardım talebinin reddi kararı kesinleşmiştir. Bunun üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, gerekli harçların ikmali için dosya İlk Derece Mahkemesine iade edilmiş, İlk Derece Mahkemesince de HMK’nin 344. maddesi uyarınca gerekli harçların ikmali için meşruhatlı muhtıra tebliğ edilmiş, süresi içinde harçların yatırılmaması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminden vazgeçilmiş sayılmasına karar verilmiştir. Ancak, anılan Kanun hükmü uyarınca bu hususta görev ve yetki İlk Derece Mahkemesine ait olup, İlk Derece Mahkemesince verilen bu yöndeki kararlara karşı da HMK’nin 346/2. maddesi uyarınca bir haftalık süre içerisinde istinaf isteminde bulunulması halinde Bölge Adliye Mahkemesince gerekli inceleme yapılarak bir karar verilir. Bu sebeple Bölge Adliye Mahkemesince verilen istinaf isteminden vazgeçilmiş sayılmasına dair kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.