YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/562
KARAR NO : 2020/2671
KARAR TARİHİ : 08.06.2020
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 12.11.2015 tarih ve 2013/467-2015/860 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili; müvekkillerinin davalı şirkette 2000’er adet hisse sahibi olduklarını, müvekkili …’nın davalı şirketin müşterek imza yetkili müdürü olduğunu, müvekkillerinin bilgi alma haklarının engellendiğini, kâr payı ödenmediğini, müvekkillerinin işten çıkarıldıklarını, sonrasında 23.07.2013 tarihinde davalı şirketin olağanüstü genel kurul toplantısı yaptığını, anılan toplantıda ilan edilen ve müvekkillere gönderilen gündemde yer almamasına ve açıkça karşı çıkmalarına rağmen şirket müdürlerinin ibrası hususunun gündeme alındığını, şirket müdürlerinin ibrasına karar verildiğini, üç şirket hissedarının toplantıya katılmadığını, gündemin değiştirilmesine muvafakat edilmediğini, gündeme bağlılık ilkesine aykırı şekilde ibra hususunun gündeme alınıp bu konuda karar verilmesinin ana sözleşmeye, yasaya ve objektif iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu, ibra kararının hangi döneme ait olduğunun belli olamadığını, uzun süredir müdür sıfatını taşıyan … ve …’ın kendi ibralarında oy kullandığını, bu bakımdan anılan kararların iptali gerektiğini, haklı neden olmamasına rağmen müvekkilin müdürlük görevinden alındığı, seçilen kişilerin daha önceden de müdür olduğunu, bu kişilerin sorumlu oldukları dönemdeki faaliyetleri nedeniyle herhangi bir genel kurul toplantısının yapılmadığını, bilanço, faaliyet raporu ve denetçi raporunun görüşülmediğini, hissedarlara hesap vermeden yeniden seçilmesinin yasanın ruhuna ve objektif iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu, … ve … adlı kişilerin müdür olarak seçilmelerine dair kararın iptali gerektiğini ileri sürerek 23.07.2013 tarihli genel kurul toplantısında müdürlerin ibrasına, davacı …’nın azline ve yeni müdür seçimine dair alınan kararların iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacıların %2 paya sahip olduklarını, 23.07.2013 tarihli genel kurul toplantı amacının ve gündeminin şirket müdürü davcı …’nın müdürlükten azli ile yeni müdür ve müdürlerin seçilmesi olduğunu, azil sebebinin … ve şirket çalışanı eşinin şirketi zarara uğratması olduğunu, diğer şirket müdürlerini yanıltarak alınan kararlarla müdür olduktan sonra şirketin zarara uğramaya başladığını, genel kurula pay adedi olarak ortakların %97’sinin katıldığını, katılan ortakların büyük çoğunluğu ile davacı …’nın müdürlükten azil edildiğini, davacıların kötü niyetli olduklarını, davacı …’nın şirket genel kurulunda ibra edildiğini, ibra edilmesinin lehine olduğunu, bu sebeple ibranın gündemde olmaması sebebiyle genel kurulun iptali talebinde …’nın hukuki menfaatinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; 6102 sayılı TTK’nın 413/f.3 maddesi uyarınca finansal tabloların müzakere edildiği her olağan genel kurul toplantısında yönetim kurulu üyelerinin görevden alınabileceği, 6102 sayılı TTK’da ibra kararının, gündeme bağlılık kuralının istisnası olmadığı, TTK’nın 630/f.1 maddesi uyarınca davalı ortaklığın alacağı kararla ortaklığın müdürünü azletmek için sebep göstermesinin gerekmediği, TTK 413/f.3 maddesi uyarınca gündemde herhangi bir madde olmasının gerekmediği, doğal olarak ve azil karşısında da ortaklığın yeniden seçim yapmasının mümkün olup bu konuda gündeme bağlılık kuralının geçerli olmadığı, dava konusu genel kurul toplantısında yeni müdür seçimi, müdür azline ilişkin kararların usulüne uygun olduğu, 2. maddedeki müdürlerin ibrasına ilişkin kararın yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 23.07.2013 tarihli genel kurul toplantısında alınan 2. maddedeki müdürlerin ibrasına ilişkin kararın iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davalı şirket genel kurul toplantısında alınan bir kısım kararların iptali istemine ilişkin olup dosya üzerinde yapılan incelemede; gerekçeli kararın davalı şirketin eski vekili olan Av….’e elektronik tebligat ile 11.08.2018’de tebliğ edildiği, anılan vekilin davalı şirket tarafından azline ilişkin 27.05.2017 tarihli azilnameyle mevcut davalı vekili olan Av. …’na ait vekaletnamenin dosyaya 18.09.2018 tarihinde, aynı tarihli dilekçeyle sunulduğu, sonrasında mahkemece gerekçeli kararın ve temyiz dilekçesinin davalı şirketin mevcut vekiline 21.11.2018 tarihinde tebliğ edildiği, aynı vekil tarafından 06.12.2018 tarihinde de temyiz dilekçesinin sunulduğu anlaşılmaktadır.
6100 sayılı HMK’nın 81. maddesi, vekilin azli veya istifasının, mahkeme ve karşı taraf bakımından hüküm ifade edebilmesi için, bu konudaki beyanın dilekçeyle bildirilmesi veya tutanağa geçirilmesi ve gerektiğinde ilgilisine yapılacak tebligat giderinin de peşin olarak ödenmesinin zorunlu olduğu hükmünü haizdir. Dosya kapsamı uyarınca, Av….’in vekillikten azline ilişkin bilginin 18.09.2018 tarihli dilekçeyle mahkemeye bildirildiği, bu tarih öncesinde herhangi bir bildirimde bulunulmadığı nazara alındığında, davalı yana gerekçeli karar tebliğinin 11.8.2018 tarihinde gerçekleştirildiğinin ve davalı yan bakımından temyiz süresinin bu tarihten itibaren başlamış olduğunun kabulü gerekir. Daha sonra atanan davalı vekiline yeniden tebligat yapılmış olması, Tebligat Kanunu’nun 11. maddesi de gözetildiğinde, davalı yan bakımından yeni bir hak doğurmaz. Bu durumda, temyiz isteminin yasal süresinde yapılmadığı anlaşılmakla, yasal süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında, HUMK 432/4 maddesi uyarınca, mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01/03/1990 gün ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay tarafından da bu konuda karar verebileceğinden, davalı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacılar vekilinin temyiz isteminin incelenmesine gelince; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin süreden REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacılar alınmasına, 08/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.