YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/973
KARAR NO : 2020/4123
KARAR TARİHİ : 14.10.2020
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Bozova Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27.04.2017 tarih ve 2016/317 E- 2017/194 K. sayılı kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 19.10.2018 tarih ve 2018/1701 E- 2018/1403 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 13.10.2020 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacılar vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinden …’nun, davalıların ortağı, davalı …’un ayrıca müdürü olduğu şirkette hazır beton operatörü olarak çalışmakta iken geçirdiği iş kazası sonucu malul kaldığını, davalı müdürün şirkete ait tüm araçları satarak şirketin içini boşalttığını, tasfiye kararı alınan şirkete tasfiye memuru olarak atanan davalı …’un alacaklıların korunması hükümlerine riayet etmediğini, davalıların alacaklıları zarara uğratmak kastıyla şirket mevcudunu azaltmak suçundan cezalandırıldıklarını, açılan tasarrufun iptali davasının kısmen kabul edildiğini, davalıların şirketin içini boşaltmalarından sonra aynı adreste aynı amaçlı şirket kurduklarını, alacaklarının tahsili için başlatılan takipte yetkiye ve borca itirazların haksız olduğunu, para alacağının tahsili istendiğinden Bozova Mahkemeleri ve İcra Müdürlüklerinin yetkisinin bulunduğunu ileri sürerek itirazın iptalini ve icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, mahkeme ilamının müvekkili aleyhine değil şirket aleyhine verildiğini, şirket ortaklarının borçtan sorumlu tutulamayacaklarını, müvekkilinin ikametgahı Şanlıurfa İcra Dairelerinin yetkili olduğunu, icra dairesinin ve mahkemenin yetkisine itiraz ettiklerini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı …, kaza tarihinde şirket ortağı olmayıp memur olarak çalıştığını, sonradan hisse devraldığını, davacıların bir alacağı varsa şirket mal varlığından almaları gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, takip konusu alacağın niteliği dikkate alındığında, yetkili icra dairesinin genel yetkili olan borçlunun ikametgahındaki icra dairesi olduğu, borçluların ikametgah adresleri Şanlıurfa’da olduğundan Şanlıurfa İcra Müdürlüğü’nün yetkisine girdiği, dava konusu takibin yapıldığı Bozova İcra Müdürlüğü’nün yetkisiz olduğu, borcun esasına yönelik itirazın incelenmesine geçilmeksizin, takibin yetkili icra dairesinde yapılmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Davacılar vekili, istinaf yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalılar şirket ortağı olmakla, uyuşmazlığın TTK’nın 553. maddesinden kaynaklanan sorumluluk davası niteliği taşıdığı, TTK’nın 561. maddesine göre, yöneticiler aleyhine açılan sorumluluk davalarının şirket merkezinin bulunduğu yer Asliye Ticaret Mahkemesinde açılacağı, mahkemece Şanlıurfa İcra Dairelerinin yetkili olduğu belirtilmişse de TTK’nın 561. maddesine göre, şirket merkezinin bulunduğu yerin Şanlıurfa olması davalılar arasında hukuki ve fiili irtibat olması, birisi hakkında verilecek kararın diğerini etkileyecek nitelikte olması nedeniyle, mahkemenin kararı sonuç itibariyle doğru olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun gerekçeye hasren kabulüne, mahkeme kararının gerekçeye hasren kaldırılmasına, HMK’nın 353/1-b/2. maddesine göre yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili, temyiz etmiştir.
Davacılar, davalılar tarafından mallarının kaçırılması sebebiyle borçlu dava dışı şirketten alacaklarının tahsil edilemediğini, davalıların bu eylemleri nedeniyle kendilerinin zarara uğradığını ileri sürerek işbu itirazın iptali davasını açmıştır. İddianın ileri sürülüş şekline göre, davalılara isnat edilen eylem haksız fiil niteliğindedir. 6100 sayılı HMK’nın 16. maddesine göre haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir. Davacılar da icra takibini kendi yerleşim yerleri olan Bozova İcra Müdürlüğünde başlatmışlardır. Bu durumda İlk Derece Mahkemesinin HMK’nın 6. ve İİK’nın 50. maddeleri uyarınca takibin davalıların ikametgahı olan Şanlıurfa’da yapılması gerektiği yönündeki gerekçesi yerinde olmadığı gibi, Bölge Adliye Mahkemesince kesin yetki hali içermeyen ve haksız fiilden doğan davalarda yetkili mahkemeyi düzenleyen HMK’nın 16. maddesindeki gösterilen mahallerin yetkisini kaldırmayan TTK’nın 561. maddesi gerekçe gösterilerek İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçeye hasren kaldırılıp davanın reddine karar verilmesi yerinde olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, takdir olunun 2.540,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacılara verilmesine, HMK’nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, 14.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.