YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/110
KARAR NO : 2021/6575
KARAR TARİHİ : 25.11.2021
MAHKEMESİ : ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Kayseri 6. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 08.02.2018 tarih ve 2014/236 E. – 2018/81 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 27.09.2019 tarih ve 2018/1535 E- 2019/933 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 23.11.2021 günü tebligata rağmen gelen olmadığı yoklama ile anlaşıldı, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında 16.12.2011 tarihinde 2011/141274 ihale kayıt numaralı 32 ay süreli 200 kişi ile doğu bölgesi cadde sokak pazar yerlerinin süpürülmesi, konteynerlerin boşaltılması, çöplerin nakli ve temizliği işi sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme nedeniyle davalıya herhangi bir borcun olmadığını iddia ederek borçlu olmadıklarının tespitine, 31.08.2014 tarihinde sona erecek olan sözleşme ile kesin teminat mektubunun bu tarih itibari ile hükümsüzlüğünün tespiti ile teminat mektubunun iadesine, teminat mektubunun davalı tarafça paraya çevrilmesi halinde davacıdan tahsil olunan miktarın, tahsil olunduğu tarihten itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı şirketin sözleşme ile üstlendiği işleri sözleşmeye ve ihale şartnamesine uygun olarak yapmadığını, davacı şirket yetkililerine şartnamedeki işlerle ilgili aksaklıklar hususunda sözlü ve yazılı ihtarda bulunduklarını, ancak aksaklıkların giderilmediğini, davalı kurumun ciddi itibar kaybına uğradığını, ihale şartnamesi ekinde bulunan cezai yaptırımlar neticesinde davacıya ödenecek hak edişlerden kesintiler yapıldığını, davacı şirketin işçi maaşlarını ödemediğini, bu sebeple teminat mektubunun nakde çevrilmesinin kaçınılmaz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesi’nce, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamından, 6552 sayılı Yasa’yla Değişik İş Kanunu’nun 112. maddesi gereğince kıdem tazminatlarından ihale yapan kurumun sorumlu olacağının düzenlendiği, davalı belediyenin işçilerin kıdem tazminatlarını ödemekle yükümlü olduğu, buna göre davalı kurumun sözleşme gereğince ödemesi gereken kıdem tazminatı ile ilgili miktarın hak ediş kapsamında yükleniciye ödendikten sonra tekrar bu tazminatı ödemesi halinde davacı firma lehine bir sebepsiz zenginleşme söz konusu olacağı, bu nedenle davalı idarenin ödeme yaparken davacı hak ediş bedelinden kıdem tazminatı ile ilgili kesinti yapmasının hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında 6552 sayılı Yasa ile değişik İş Kanunu’nun 112. maddesinde kıdem tazminatlarında ihale yapan kurumun sorumlu olacağı düzenlemesine yer verildiği, eldeki davada davalı kurumun sözleşme gereğince ödemesi gereken kıdem tazminatı miktarını davacı yüklenicinin hak edişi kapsamında yükleniciye ödemesi durumunda davacının sebepsiz zenginleşmesinin söz konusu olacağı, davacı yüklenicinin hak ediş alacağından bu miktarın kesilmesinde hukuken bir yanlışlık olmadığı, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, taraflar arasında akdedilen sözleşme gereğince davalıya verilen kesin teminat mektubunun hükümsüzlüğünün tespiti, iadesi, teminat mektubunun davalı tarafça paraya çevrilmesi halinde tahsil olunan miktarın, tahsil olunduğu tarihten itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Davalı vekili, davacı şirketin sözleşme ile üstlendiği işleri sözleşmeye ve ihale şartnamesine uygun olarak yapmadığını, davacı şirket yetkililerine şartnamedeki işlerle ilgili aksaklıklar hususunda sözlü ve yazılı ihtarda bulunduklarını, ancak aksaklıkların giderilmediğini, davalı kurumun ciddi itibar kaybına uğradığını, ihale şartnamesi ekinde bulunan cezai yaptırımlar neticesinde davacıya ödenecek hak edişlerden kesintiler yapıldığını, davacı şirketin işçi maaşlarını ödemediğini, bu sebeple teminat mektubunun nakde çevrilmesinin kaçınılmaz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Her ne kadar İlk Derece Mahkemesi’nce davanın reddine gerekçe olarak, 6552 sayılı Yasa ile değişik İş Kanunu’nun 112. maddesinde kıdem tazminatlarında ihale yapan kurumun sorumlu olacağı düzenlemesine yer verildiği, eldeki davada davalı kurumun sözleşme gereğince ödemesi gereken kıdem tazminatı miktarını davacı yüklenicinin hak edişi kapsamında yükleniciye ödemesi durumunda davacının sebepsiz zenginleşmesinin söz konusu olacağı, davacı yüklenicinin hak ediş alacağından bu miktarın kesilmesinin hukuka uygun olduğu kabul edilmiş ise de yargılama aşamasında davalı vekilince verilen dilekçelerde ve teminat mektubunun nakde çevrilmesine ilişkin yazılarda dava konusu teminat mektubunun nakde çevrilme sebebi, 15 Eylül 2014 tarihinde yatırılması gereken işçi maaşlarının davacı şirketçe yatırılmaması, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 36. maddesinin 5. fıkrası uyarınca maaş ödemelerinden davalı idarenin sorumlu olması, bu kapsamda işçi maaşlarının davalı idarece ödenmesi, davacının kesinti yapılacak bir hak edişinin bulunmaması olarak açıklanmıştır. İlk Derece Mahkemesi’nce bu savunma üzerinde durulup isçi alacağı bulunup bulunmadığı, varsa ne miktar olduğu incelenip dava dosyasındaki tüm deliller hep birlikte değerlendirilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması ve bu hükme yönelen davacı istinaf talebinin Bölge Adliye Mahkemesi’nce reddedilmesi doğru görülmediğinden Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 25/11/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.