YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1301
KARAR NO : 2021/1376
KARAR TARİHİ : 17.02.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Giresun 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 07.05.2019 tarih ve 2018/654 E- 2019/192 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi’nce verilen 14.02.2020 tarih ve 2020/113 E- 2020/365 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin Pepee, Leliko ve Türkiye’nin ilk çizgi sinema filmi olan Ayas gibi yarattığı çizgi film karakterleriyle adını Dünya çapında duyurabilmeyi hedefleyen bir şirket olduğunu, öncelikle Düşyeri ve Pepe markaları başta olmak üzere yazı ve şekil markası ve tasarımlara ilişkin TPMK nezdinde koruma sağlayacak şekilde birden fazla kendi adına tescilinin bulunduğunu, adına tescil edilmiş olan marka ve tasarımların üretim ve lisans verme yetkisinin münhasıran müvekkili şirkete ait olduğu halde hukuka aykırı olarak üretilmiş olan taklit ürünlerin davalı tarafından satışa sunulduğunu, davalının bu eylemi nedeni ile şikayet hakkını kullanarak davalı hakkında Giresun C.Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu, yapılan aramada davalının işyerinde toplam 2 adet taklit sahte ürün ele geçirildiğini, yine Giresun 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/1567 esas 2016/333 karar sayılı dosyasında yargılama yapılarak davalının suçunun sabit görüldüğünü ve hakkında mahkumiyet kararı verildiğini ileri sürerek, 35,00 TL maddi tazminatın 10.08.2015 (fiş tarihinden) tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faizi ile, 4.000.- TL manevi tazminatın 02.09.2015 tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faiz i ile, 1000.-TL itibar tazminatının 02.09.2015 tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faiz ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
İlk derece mahkemesi, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalının piyasaya sürdüğü taklit ürünlerin davacı adına Türk Marka ve Patent Kurumu’nda 2011/03152 ve 2011/03261 tescil numarası ile tescilli olduğu, 554 sayılı KHK madde 6 uyarınca her iki tasarım arasındaki küçük farklılığın aradaki aynılığı etkilemediği ve davalının eyleminin 554 sayılı KHK madde 48 anlamında tescilli endüstriyel tasarımdan doğan haklara tecavüz teşkil ettiği, her ne kadar davacı tarafça KHK madde 54 uyarınca itibar tazminatı talep etmişse de, dosya kapsamına sunulan verilere göre davacı tasarımının itibarını zedeleyecek davalı eylemi tespit edilemediğinden itibar tazminatına hak kazanmadığı gerekçeleriyle, davanın kısmen kabul ve kısmen reddine, 1.500,00 TL manevi tazminatın 02.09.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 35,00 TL maddi tazminatın 10.08.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,davacının fazlaya dair taleplerinin reddine, itibar tazminatı talebinin reddine karar verildiği görülmüştür.
Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre yapılan istinaf incelemesi sonucunda; verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, TBK’nın 72. maddesi uyarınca zamanaşımı süresinin dolmadığı, verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
HMK’nın 6763 sayılı Kanun’un 42. maddesi ile değişik 362/1-a maddesine göre, Bölge Adliye Mahkemelerinin miktar veya değeri 40.000,00 TL’yi geçmeyen davalara ilişkin verdiği kararlar aleyhine temyiz yoluna başvurulamaz. Bu miktar, hüküm tarihi itibariyle HMK’nın Ek 1. maddesi uyarınca, 72.080.-TL’dir. Dava değeri anılan hükme göre temyiz sınırının altında kaldığı anlaşılmaktadır. HMK’nın 366. maddesi yollamasıyla uygulanması gereken Kanunun 346/2. maddesi hükmü uyarınca, kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında Bölge Adliye Mahkemesince bir karar verilmesi gerekmekle birlikte, Yargıtay tarafından da bu yolda karar verilebileceğinden, ayrıca endüstriyel tasarıma tecavüzün tespiti ve men’i gibi taleplerde bulunulmamış olmasına göre, davalı vekilinin kesin olan karara yönelik temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükme yönelik temyiz isteminin REDDİNE, işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 17.02.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.