YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1622
KARAR NO : 2020/3416
KARAR TARİHİ : 02.07.2020
MAHKEMESİ : ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasındaki dava sonucu mahkemece verilen 12/07/2017 tarih ve 2016/320 E.-2017/710 K. sayılı hükmün Dairemizce 23/09/2019 gün ve 2018/4036-2019/5658 sayılı ilamla bozulması üzerine yukarıda tarih ve sayısı belirtilen direnme kararına ilişkin dava dosyası 02.12.2016 tarih ve 6763 sayılı Yasa’nın 43 ve geçici 4/1. maddesi uyarınca dosya Dairemize gönderilmiş olmakla, dosyadaki kağıtlar okundu gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin iki ortağından biri olup, şirketin %49 hissesine sahip olduğunu, davalı şirketin 15.03.2016 tarihli 2015 yılına ilişkin olağan genel kurul toplantısında, müvekkilince, faaliyet raporu müzakeresi ve 2015 yılına ait bilanço görüşmeleriyle ilgili 3, 4 ve 6 no.lu gündem maddelerinin görüşülmesinin TTK’nın 420. maddesi uyarınca ertelenmesinin talep edildiğini, ancak bu talebin şirketin müdürü ve diğer ortağı … tarafından reddedildiğini, ayrıca genel kurulun 7. maddesinde 2005, 2006, 2007, 2008 ve 2010 yıllarının net karının dağıtılmasına karar verildiğini, ancak söz konusu yıllara ait tasdikli bilançoların yönetim tarafından toplantıda ibraz edilmediğinden dağıtılacak bu yıllara ilişkin kar payının belirlenemeyeceğini ileri sürerek, davalı şirketin 15.03.2016 tarihli genel kurul toplantısının 3, 4, 6 ve 7 nolu maddelerinde alınan kararların iptalini istemiş, akabinde, 29.11.2016 tarihli ıslah dilekçesiyle, davalı şirketin 27.01.2012 tarihli genel kurul toplantısında alınan 1 numaralı kararla, %98 hisseye sahip olan …’in şirketteki tüm hisselerini eşit şekilde İsmet Karahan’a ve …’ya devrederek şirket ortaklığından ayrıldığını, ancak buna rağmen 25.04.2012 tarihli genel kurul toplantısına şirket ortağıymış gibi katılarak, daha önce …’ya devretmiş olduğu hissesini …’e devrettiğini, … hisselerini zaten devretmiş olduğundan yapılan bu devir işleminin yok hükmünde olduğunu, ayrıca aynı toplantıda alınan 2 numaralı kararla, şirketin diğer ortağı olan …’nın şirkette bulunan hissesini …’e devrettiğini, anılan kararların … ve …’nın kararıyla alındığı ve …’in o tarihte şirket ortağı olmadığı gözetildiğinde devrin gerçekleşmesi için kanunca aranan nisap gerçekleşmediğinden bu devir işleminin de yok hükmünde olduğunu, söz konusu devirler geçersiz olduğundan …’in hiçbir zaman şirkete ortak olmadığını ve şirket müdürlüğü görevini de ifa etmesinin mümkün olmadığı hususlarını ileri sürerek, davasını kısmen ıslah ettiğini belirtmiş ve neticeten, …’in davalı olarak işbu davaya eklenmesini, davalı şirketin 15/03/2016 tarihli olağan genel kurul toplantı tutanağının (3), (4), (6) ve (7) nolu gündem maddelerindeki kararların mutlak butlan ile yokluğunun tespitini, davalı şirketin 25/04/2012 tarihli genel kurul toplantı tutanağındaki (1) ve (2) maddelerdeki hisse devir kararlarının mutlak butlan ile yokluğunun tespitini, davalı şirketin müdürü …’in şirket pay sahibi olmadığından yönetim ve temsil yetkisi olmadığının tespitini, bu talep kabul edilmediği takdirde şirket müdürlüğünden azlini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, davanın kabulü ile, davalı … Limited Şirketi ‘nin, 2015 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan dava konusu 3., 4., 6. ve 7. maddelerindeki kararların iptaline ve [25/04/2012 tarihli genel kurul toplantı tutanağındaki] (1) ve (2) numaralı hisse devir kararlarının payların daha önce devredilmiş olması sebebiyle yok hükmünde olduğunun tespitine, davalı şirketin 2015 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısı’nda alınan dava konusu [25/04/2012 tarihli genel kurul toplantı tutanağındaki 1., 2.,] ve [15/03/2016 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan] 3., 4., 6. ve 7. maddelerindeki kararların yürütülmesinin durdurulmasına; davanın esası hakkında karar verildiği dikkate alınarak HMK 392-(1) maddesinin (2). cümlesi dikkate alınarak teminat alınmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekillerince ve dava dışı … vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, mahkemece, 15.03.2016 tarihli genel kurulda alınan 3, 4, 6 ve 7 nolu kararların iptaline karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı ancak yargılaması devam eden bir dava içinde ıslah ile ikinci bir davanın açılması olanağı bulunmadığı, davacı yanca dava dilekçesi tamamen ıslah edilerek, dava konusunun değiştirilmesi mümkünse de yeni dava konusunun önceki dava konusunun yerine geçeceği ve yine tek bir davanın söz konusu olacağı, bu durumda, davacının 25.04.2012 tarihli ortaklar kurulu kararının 1 ve 2 nolu maddelerinde alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespiti talebinin işbu davada değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, bu hususta yeni bir dava açılması gerektiği, ayrıca, davaya ıslah yolu ile taraf eklenemeyeceği de gözetildiğinde davacının ıslah isteminin reddine karar verilmesi gerektiği, nitekim ilk derece mahkemesince, 28.12.2016 tarihli duruşmada bu gerekçelerle ıslah isteminin reddine karar verildiği ve aynı gerekçenin gerekçeli kararda da yinelendiği, bu duruma göre, ilk derece mahkemesince, hüküm ve gerekçe arasında çelişki oluşmasına sebebiyet verildiği gibi, iş bu davanın konusu olmayan 25.04.2012 tarihli ortaklar kurulu kararının 1 ve 2 nolu maddelerinde alınan kararlar yönünden yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle, … istinaf başvurusunun usulden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüyle, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden karar verilmesi suretiyle, davanın kabulüne, davalı şirketin 15.03.2016 tarihli genel kurul toplantısında alınan, 3,4,6 ve 7 nolu kararların iptaline, davacının ıslahla talep ettiği diğer talepler bakımından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili temyiz etmiştir.
Dairemizin 23.09.2019 tarih 2018/4036 E. 2019/5658 K. sayılı ilamı ile davacının ıslah isteminin usule uygun olduğu ilke olarak kabul edilip, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile ıslah ile ortaya konulan 25.04.2012 tarihli genel kurulda alınan (1) ve (2) numaralı kararların yoklukla malul olduğunun tespiti talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına şeklinde hüküm tesis edilmesi doğru görülmediğinden bölge adliye mahkemesi kararının davacı yararına bozulmasına, bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin sair, davalı vekilinin ise tüm temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
İstinaf mahkemesince, 2017/1056 Esas – 2018/500 Karar sayılı, 10.05.2018 tarihli hükmünde direnilmesine karar verilmiştir.
Davacı vekili, direnme kararının bozulmasını talep etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi belgelere, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi’nin direnme gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde ve buna bağlı olarak verilen nihai kararda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı davacı vekilinin direnme kararına yönelik tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan DİRENME HÜKMÜNÜN ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 02/07/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.