Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/1678 E. 2021/1557 K. 22.02.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1678
KARAR NO : 2021/1557
KARAR TARİHİ : 22.02.2021

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 18.01.2018 tarih ve 2017/5 E- 2018/5 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 30.01.2020 tarih ve 2018/1947 E- 2020/99 K sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin bir kamu kurumu olduğunu, kuruluş Kanunu’nun 1.maddesi uyarınca müvekkilinin izni olmaksızın TSE markasının üçüncü kişilerce kullanılamayacağını, davalının kendisine ait kataloglarda TSE markasını kullanma yetkisine sahip olduğunu gösterecek biçimde izinsiz olarak TSE markasını kullandığını, bu hususun Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi’nin 02.03.2017 gün ve E.2016/398, K.2017/74 sayılı kararıyla sabit olduğunu, TSE Ürün Belgelendirme Yönergesi’nin 45.maddesi uyarınca, ürün/hizmetle ilgili bir yıllık emsal belge kullanma tavan ücreti tutarının iki katından az olmamak üzere maddî tazminat ve belge kullanma tavan ücretinin üç katından az olmamak üzere manevî tazminat talebinde bulunabileceğinin hüküm altına alındığını, belge kullanma ücreti tavanının 5.650,00 TL olduğunu ileri sürerek 13.334,00 TL maddî ve bu miktarın üç katı 20.001,00 TL manevî tazminatın dava tarihinden itibaren reeskont oranları üzerinden işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davalının müvekkilinin markadan doğan haklarına yönelik tecavüzünün durdurulmasına ve ürünlerin toplatılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket temsilcisi savunmalarında, ürünlerin tamamının TSE standardında olduğunu, ancak belgelerinin bulunmadığını, sadece bir katalogda TSE markasının kullanıldığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davalının ticaretine ilişkin tanıtımları yapmış olduğu kataloglarında kendisinin TSE markasını kullanma yetkisine sahip olduğu inancını verecek biçimde TSE markasını kullandığı, kullanımın gerçekleştiği 2014 yılından dava tarihine kadar davalının, davacı kurum ile TSE markasının kullanımı ile ilgili herhangi bir sözleşmesinin bulunmadığı, buna rağmen ticari amaçlı tanıtımlarını yaptığı kataloğunda TSE markasını kullandığı, bir markanın sahibinin izni olmadan, başkası tarafından kullanılmasının marka hakkına tecavüz olduğu, davalının eyleminin niteliği ve süresi nazara alınarak istenen emsal kullanma bedelinin iki katı oranındaki tazminat miktarının 556 sayılı KHK’nın 67/1. ve 68. maddesi uyarınca uygun bir tazminat olduğu, davacı belge kullanma tavan ücreti miktarının üç katını manevî tazminat olarak istemiş ise de kurumun niteliği gereği, manevî tazminatla ilgili zarar düzenlemesi yapmasının ve bunun mahkemeyi bağlamasının mümkün olmadığı, tazminatın tutarının eylemin niteliği ile mütenasip olacak ve zenginleşme vasıtası olmamasına dikkat edilecek biçimde 5.000,00 TL olarak tespitinin hakkaniyete uygun olacağı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, davalının tecavüz teşkil eden fiillerinin durdurulmasına, marka hakkına tecavüzün önlenmesine, izinsiz TSE markasının kullanıldığı davalıya ait ürünlere el konulmasına, 13.334,00 TL maddî ve 5.000,00 TL manevî tazminatın, dava tarihinden itibaren reeskont oranları üzerinden işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, manevi tazminata ilişkin fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan istinaf incelemesinde; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının manevi zarar ile ilgili bir düzenleme yapmasının ve bunun mahkemeyi bağlaması imkanının olmadığı, mahkemece takdir edilen manevi tazminatın somut olayın özelliklerine uygun bulunduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, markaya tecavüzün tespiti, önlenmesi ve durdurulması ile 13.334.- TL maddi, 20.001.- TL manevi tazminat istemine ilişkindir. 6100 sayılı HMK’nın başlığını taşıyan 362/1-a maddesiyle, Bölge Adliye Mahkemelerince verilen ve miktar veya değeri 40.000,00 TL’yi geçmeyen davalara ilişkin olarak verilen kararlara karşı temyiz kanun yoluna başvurulamayacağı hüküm altına alınmıştır. Bu miktar, karar tarihi olan 30.01.2020 tarihi itibariyle 72.070,00 TL’dir. İlk derece mahkemesince, davanın kısmen kabulü ile davalının tecavüz teşkil eden fiillerinin durdurulmasına, marka hakkına tecavüzün önlenmesine, izinsiz TSE markasının kullanıldığı davalıya ait ürünlere el konulmasına, 13.334,00 TL maddî ve 5.000,00 TL manevî tazminatın faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, manevi tazminata ilişkin fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, davacı yanın reddedilen manevi tazminat miktarı yönünden istinaf istemi bölge adliye mahkemesince esastan reddedilmiştir. Davacı tarafından temyize konu edilen miktarın 15.001.- TL olduğu nazara alınarak anılan miktarın yukarıda yazılı madde hükmüne göre temyiz sınırının altında kaldığı anlaşılmaktadır. 6100 sayılı HMK’nın 366. maddesi delaletiyle kıyasen uygulanması gereken aynı Kanunun 346/2. maddesi hükmü uyarınca, kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında Bölge Adliye Mahkemesince bir karar verilmesi gerekmekle birlikte, Yargıtay tarafından da bu yolda karar verilebileceğinden, davacı vekilinin karara yönelik temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin miktar yönünden REDDİNE, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 22.02.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.