YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1724
KARAR NO : 2021/1223
KARAR TARİHİ : 15.02.2021
MAHKEMESİ :BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17.05.2018 tarih ve 2018/133 E. – 2018/171 K. sayılı kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 28.02.2020 tarih ve 2018/2097 E. – 2020/283 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekilleri ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin “MK MAVİ KUMLAMA” ibaresini marka olarak tescil ettirmek için davalı kuruma başvuruda bulunduğunu, 2014/25903 kod numarasını alan başvuruya davalı şirketçe kendisi adına tescilli “Mavi” ibareli markalar mesnet gösterilmek suretiyle yapılan itirazın Markalar Dairesi tarafından kabul edildiğini ve başvurularının reddedildiğini, anılan karara karşı yaptıkları itirazın ise YİDK nezdinde kabul görmediğini ileri sürerek, davalı kurum kararının iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Kurum vekili, kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, mal/hizmetlerin aynı veya aynı tür veya benzer olduğu, başvuru “MK MAVİ KUMLAMA” ibaresinden oluşurken, itiraza dayanak markanın “MAVİ” ibarelerinden oluştuğu, davalı şirket markalarının asli unsurunu “mavi” kelimesi oluştururken davacının marka başvurusunun asli unsurunu “mavi kumlama” şeklindeki sıfat tamlamasının oluşturduğu, her iki tarafın markaları arasında bir çağrıştırma söz konusu olduğu, ancak, bu çağrıştırmanın “mavi” kelimesinin yarattığı renk algısı nedeniyle gerek orta seviyedeki gerek dikkat seviyesi daha yüksek olan tüketici zihninde akıllarda öncelikle RENK olarak bir algı yaratacağı, “mavi” kelimesinin ayırt ediciliğinin zayıf olduğu, markalar arasındaki ortak olmayan unsurun yarattığı farklı algı nedeniyle taraf markaları arasında karıştırılma ve ilişkilendirilme ihtimali bulunmadığı, ayırt ediciliği zayıf taraf markaları arasında 556 sayılı KHK m. 8/1-b anlamında iltibas ihtimali bulunmadığı, somut uyuşmazlık açısından 556 sayılı KHK’nın 8/4. maddesinde aranan koşulların gerçekleşmediği, dava konusu YİDK kararının iptali koşularının oluştuğu gerekçesi ile davanın kabulüne, TPMK YİDK’nın 2015-M-7087 sayılı kararının iptaline karar verilmiştir.
Karara karşı davalılar vekillerince ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, tarafların marka olarak kullanmak istedikleri işaretlerin benzer olduğu, aksi yöndeki mahkeme gerekçesinin isabetli olmadığı, başvuru kapsamında yer alan 7., 35. ve 37. sınıftaki mal ve hizmetlerin mesnet markalar kapsamında da yer aldığı, bu nedenle anılan mal ve hizmetler bakımından iltibas tehlikesi bulunduğu, davalı şirket markaları tanınmış olsa da bu tanınmışlığın aynı tür olmayan mal ve hizmetler bakımından KHK’nın 8/4. maddesinde belirtilen riskleri oluşturacağının ispatlanamadığı gerekçesiyle, davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle, davanın kısmen kabulüne, davalı kurum kararının kararda gösterilen mal ve hizmetler bakımından kısmen iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekilleri ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.
1-) Dava, davalı kurum kararının iptali istemine ilişkindir. Yukarıda da özetlendiği üzere, davacı “MK MAVİ KUMLAMA” ibaresini marka olarak tescil ettirmek için davalı kuruma başvurmuş, davalı şirketçe yapılan itiraz üzerine marka başvurusu kapsamındaki tüm mallar ve hizmetler bakımından reddedilmiş, davacı yanca marka başvurusunun reddine dair kurum kararının iptali için iş bu dava açılmıştır.
Bölge Adliye Mahkemesince, hükmün gerekçe kısmında, tarafların marka olarak kullanmak istedikleri işaretlerin benzer olduğu ve başvuru kapsamında bulunan ve gerekçede tek tek belirtilen 07., 35. ve 37. sınıftaki bir takım mal ve hizmetlerle mesnet markalarda bulunan mal ve hizmetler arasında aynılık/benzerlik bulunduğundan bahisle, belirtilen mal ve hizmetler bakımından iltibas oluştuğu, kalan mal ve hizmetler bakımından ise iltibas oluşmadığı sonucuna varıldığı görülmektedir. Mahkemenin anılan gerekçesiyle varılan sonuca göre, davaya konu YİDK kararının benzer bulunmayan mal ve hizmetler bakımından iptali gerektiği aşikardır. Ancak mahkemece, gerekçede varılan sonucunun tam aksine benzer bulunan mal ve hizmetler bakımından YİDK kararı iptal edilmiştir. Bu hal hüküm ve gerekçe arasında çelişki oluşturmakta olup, HMK’nın 297. ve 298/2 maddelerine aykırılık teşkil etmektedir. Bu itibarla, bölge adliye mahkemesince, hüküm ve gerekçe arasında çelişki oluşturur şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2-) Bozma sebep ve şekline göre, taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının re’sen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, HMK’nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 15.02.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.