Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/1944 E. 2021/2150 K. 08.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1944
KARAR NO : 2021/2150
KARAR TARİHİ : 08.03.2021

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09.12.2015 tarih ve 2014/1618-2015/1692 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davacı bankanın … Şubesinde müdür olarak görev yapan davalının kredi kullandırılması sırasında yeterli istihbarat yapmadığı, yeterli teminat alınmasına yönelik olarak kredi kullandırılan kişi ya da şirketin ortağı olan kişiler ile ilgili kefalet alınmak sureti ile kredinin daha güvenli hale getirilmesi amacıyla banka tarafından belirlenen iç uygulamalara aykırı davranarak kredi kullandırarak bankanın zarara uğramasına neden olduğu belirtilip, bu nedenle oluşan 22/04/2013 tarihi itibariyle 422.976,22 TL zararın yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi istenilmiştir.
Davalı vekili; usulsüz kullandırıldığı iddia edilen krediler ile ilgili müfettiş soruşturmasının Aralık 2000 yılında tamamlandığını, 13.01.2001 tarihinde raporların bankaya iletildiğini, davanın ise 2013 yılında açıldığı için alacağın zaman aşımına uğradığını, hesabın kat edilmesinden sonra … tarafından her iki firmaya ait risklerin karşılığı olarak ana para ödemesi olmak üzere 10.000,00 TL ödeme yapıldığını, bankanın kredilerin tahsilini sağlamak için zamanında girişimlerde bulunmadığı için oluşan zarardan bankanın da sorumlu olması gerektiğini, kredi ilişkisine girişildiği dönemde banka iç uygulamalarına uygun davranıldığını, davacının kasıtlı hareketi olmadığı için kredilerin tahsil edilememesi nedeni ile oluşan zararın davalıdan istenilemeyeceğini, her kredi kullandırmanın işin doğası gereği risk taşıdığını, usule aykırı işlem yapmadıkları için riske bankanın katlanması gerektiğini, üstelik …’nın Arteks firmasının kurucusu ve ortağı olup Adana’da tanınan bir esnaf ve bankalar tarafından itibar edilen bir kişi olduğunu belirtip davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davacı bankanın … Şube müdürü olarak görev yapan davalının şubede görevli diğer kredi tahsis komisyonu üyelerini devre dışı bırakarak tamamen kendi inisiyatifi ile kredi kullandırdığı, bu kredilerin kullandırılması sırasında yeterli istihbarat yapılmadığı gibi firma ortak ve yetkilileri dışında başkalarını da kefil alınmak sureti ile kredinin daha teminatlı olarak kullandırılmasını gözardı ettiği, kefil olan kişiler yönünden de yeterli araştırma yapılmayarak kredi kullandırıp bankanın zararına neden olduğu, her iki kredi nedeni ile oluşan toplam asıl alacak zararının 8.524,00 TL ve faizden kaynaklanan ve dava tarihi itibarı ile davalıdan talep edilebilecek faiz alacağının 26.166,31 TL olduğu, sonuç olarak davalıdan talep edilebilecek davacı zarar miktarının 34.690,31 TL olduğu gerekçesiyle … firmasına kullandırılan kredi yönünden 4.255,00 TL asıl alacak, 13.061,67 TL işlemiş faiz olmak üzere oluşan 17.316,67 TL, Arteks Teks. Konf. San. Ltd. Şti. yönünden; 4.269,00 TL asıl alacak, 13.104,64 TL işlemiş faiz olmak üzere 17.373,64 TL’den oluşan toplam 34.690,31 TL alacağın davalıdan alınıp davacıya ödenmesine, asıl alacak miktarı olan 8.524,00 TL’ye dava tarihi olan 16/09/2013 tarihinden itibaren değişen oranlı yasal faiz uygulanmasına, davacının fazla isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, banka şube müdürünün usulsüz kredi vererek bankayı zarara uğrattığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, davalı banka şube müdürünün, gerek davalıya atfedilen fiillerin gerçekleştiği tarihte cari bulunan 6762 sayılı Kanun’un 342. maddesi ve gerekse de davanın açıldığı tarihte yürürlüğe girmiş bulunan 6102 sayılı TTK’nın 367. maddesi uyarınca, yönetim yetkisinin kısmen dahi olsa devredildiği kişilerden olup olmadığı soruşturulmamış, bu yönde yetkilendirilmiş kişilerden olduğunun anlaşılması durumunda ise Dairemizin yerleşik içtihatları doğrultusunda şirket esas sözleşmesi hükümleri ile birlikte 6102 sayılı TTK’nın 553, 408/1. ve 479/3-c maddesi hükümleri dairesinde bir değerlendirme yapılarak işbu sorumluluk davasının açılması için genel kurul kararı alınması gerekip gerekmediği tartışılmaksızın işin esasına girilerek karar verilmesi isabetli olmamış, dava şartına ilişen bu husus gözetilerek kararın re’sen bozulması gerekmiştir.
2- Kabule göre de; davacı yanca, dava dışı …, Arteks şirketi ve Sentro şirketine kullandırılan kredilerin usulsüz olduğu gerekçesiyle tazminat isteminde bulunulmuş, mahkeme hükmüne dayanak yapılan bilirkişi raporunda ve mahkeme gerekçesinde sadece … ve Arteks şirketine kullandırılan krediler yönünden inceleme yapılıp tespit edilen banka zararı yönünden hüküm kurulmuştur. Bu durumda hüküm eksik incelemeye dayalı olup davacının taleplerinin tümü bakımından sunulan deliller tahtında inceleme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması yerinde doğru olmamıştır.
3- Bozma sebep ve şekline göre, davacının sair temyiz istemlerinin incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle yerel mahkeme kararının BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz istemlerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 08.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.