Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/1945 E. 2021/1627 K. 23.02.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1945
KARAR NO : 2021/1627
KARAR TARİHİ : 23.02.2021

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 02.04.2015 tarih ve 2014/636- 2015/219 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, keşidecisinin Gürsoy Kardeşler Tekst. Ürün. San Nak. ve Tic Ltd Şti olduğu, Kuveyt Türk Katılım Bankası A.Ş. Trabzon şubesinin 30.08.2013 tarihli 5.400,00 TL bedelli çekin Deza Çamaşırları San. ve Tic. Ltd. Şti namına düzenlendiğini, dava konusu çeki davacının Deza Şirketinden alışveriş neticesi ile teslim aldığını ancak çekin davacının zilyedi olduğu çok miktarda çek ile birlikte arabasından çalındığını, savcılık soruşturmasının devam etmekte olduğunu, söz konusu çeke ve çalınan diğer çeklere savcılık tarafından el koyma kararı verildiğini, davacının çalınan çekleri için Bakırköy 4 Asliye Ticaret Mahkemesinde çek iptali davası açtığını, çalınan çekler için yapılan ilana göre çeki elinde bulunduranların iptal davası dosyasına tevdi etmek zorunda olduklarını, davalı … Şirketinin çeki dosyaya tevdi etmeden icraya koyup çek alacağı ve ferilerinin tamamını keşideciden tahsil ettiğini, davacının ise halen alacağına ulaşmadığını ileri sürerek zilyedi davacı şirket olan ve hırsızlık konusu olan çekin davalılarda olduğundan, mezkur çekin veya tahsil olunmuş bedelinin davacıya istirdadına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … AŞ vekili; Davalı şirket ile faktoring müşterisi arasında imzalanan faktoring sözleşmesine istinaden İsmek Tekstil Sanayi Dış Ticaret Ltd. Şti. ile Akmeri Deri Tekstil İnş. Metal Elek. Elekt. San. ve Tic. Ltd. Şti. arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan fatura alacağının, davalı şirket tarafından temlik alındığını, söz konusu temlik işlemine istinaden dava konusu çeklerin davalı şirkete verildiğini, dava konusu çeklerin dayanağı faturaların ticari ilişkinin varlığını teyit etmekte olduğunu, davalı şirketin faktoring sözleşmesinde belirtilen usullere, ilgili kanun ve yönetmeliklere uygun iyi niyetli bir biçimde alacağı temlik aldığını,davalı şirketin çekin iyi niyetli hamili konumunda bulunduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalılardan TEB Faktoring’ in faktoring şirketi olması sebebiyle 6361 sayılı Yasa’nın 9. Maddesi uyarınca bir kambiyo senedinin ciro yoluyla faktoring şirketine devri halinde, kambiyo senedinden dolayı kendisine başvurulan kişinin düzenleyen ve önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayalı defileri faktoring şirketlerine karşı ileri sürülemeyeceği düzenlenmiş olduğu, bu nedenle davalı …Ş. aleyhine açılan davanın reddi gerektiği, davalılardan İsmek Tekstil’in ve Akmeri Tekstil’in çekte üçüncü şahıs ciranta konumunda oldukları, çekleri kötüniyetli iktisap ettiklerine ilişkin davacının iddiasını ispatlayamadığı anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının hamili olduğu çekin, çalınması nedeniyle rızası dışında elinden çıktığı iddiasına dayalı bir istirdat davası niteliğinde olup yasal dayanağı 6102 sayılı TTK 792. maddesidir. İşbu davada davacı, çeki elinde bulunduran davalı … şirketinin yürürlükteki mevzuat uyarınca üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmemesi nedeniyle ağır kusurlu sayılması gerektiğini ileri sürerek çekin iadesini yahut davalı yanca tahsil edilen bedelinin istirdadını talep etmekte olup davalı yan ise yapılan faktoring işleminde ve buna bağlı olarak dava konusu çekin edinilmesinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını savunmaktadır.
Bilindiği üzere, yukarda anılan yasa maddesine dayalı davalarda ispat yükü davacı üzerinde olup davacı yan, öncelikle, dava konusu edilen çekin hamili iken rızası dışında elinden çıktığını ve hemen ardından da, davalının çeki iktisabında kötüniyetli veya ağır kusurlu bulunduğunu kanıtlamalıdır.
Davacının, dava konusu çekin önceki hamili olduğu, çekin rızası dışında elinden çıktığı olguları dosya kapsamına sunulan delillerle kanıtlanmış olup bu husus mahkemenin de kabulündedir. Mahkeme hükmünün, davalı yanca bu kabul bakımından temyiz edilmediği de gözetildiğinde, uyuşmazlığın çözümü, davalının çeki iktisabında kötüniyetli yahut ağır kusurlu olup olmadığının belirlenmesi ile mümkün olabilir.
Davalı şirket tarafından gerçekleştirilen faktoring işleminin yapıldığı tarih itibariyle yürürlükte bulunan 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu’nun 9/2. maddesi, faktoring şirketinin, BDDK tarafından belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde, kambiyo senetlerine dayalı olsa bile, bir mal veya hizmet satışından doğmuş fatura ile tevsik edilemeyen alacaklar ile yine BDDK tarafından belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde tevsik edilemeyen mal veya hizmet satışına bağlı doğacak alacakları devir alamayacaklarını ve tahsilini üstlenemeyeceklerini öngörmektedir. Keza yine faktoring işlem tarihi itibariyle anılan kanunun Geçici 1. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan ve somut olaya da uygulanması gereken 10.10.2006 gün ve 26315 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş bulunan Yönetmeliğin 22. maddesinde de benzer bir hükme yer verildiği görülmekte olup uyuşmazlığın çözümünde mezkur mevzuat hükümleri yanında kanun uyarınca konuyla ilgili usul ve esasları belirlemekle yükümlendirilen BDDK’nın bu husustaki genelgelerinin ve bu arada 8.7.2010 tarihli genelgesinin de dikkate alınması gerekmektedir.
Tüm bu mevzuat hükümlerinde öngörüldüğü üzere, faktoring şirketleri ancak sahih ve fatura ile tevsik olunan mal veya hizmet satışına dayalı olup alacakları devralabilirler. Bir başka söyleyiş- le, anılan hükümler gereğince, faktoring işlemi bakımından mal veya hizmet satışının sadece fatura ile tevsik olunması yeterli olmayıp faktoring şirketince faturaya konu mal veya hizmet satışının fiktif nitelikte olup olmadığı, işlem taraflarının ve faturanın güvenilirliği, ilgililerin mali durumları konularında araştırma ve istihbarat çalışması yapılması gerektiği, ayrıca temlik alınan alacağı temsil eden kambiyo senedinin fatura tutarı ile uyumlu olup olmadığına bakılarak açık uyumsuzluk halinde işlem yapılmaktan kaçınılması, senedi düzenleyen ve sair ilgililer açısından da borcun varlığı bakımından teyit işlemleri yapıldıktan sonra ve ancak tüm bu araştırma ve soruşturma sonucunda olumlu bir sonuca varılması halinde faktoring işlemi yapılmasının öngörüldüğü açıktır. Nitekim, 6361 sayılı Kanun’a dayalı olarak 1.1.2015 tarihinden itibaren yürürlüğe giren Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in 5., 6. ve 8. maddelerinde de yukarda belirtilen hususlar hakkında hükümler sevkedildiği, söz konusu hükümlerin yürürlükten kalkan bir önceki yönetmeliğe dayalı olarak çıkarılmış olan ve faktoring şirketlerinin uymakla yükümlü oldukları hususlara ilişkin 8.7.2010 tarihli genelgede belirtilen prensipleri geliştirerek pekiştirdiği görülmektedir. Faktoring şirketlerinin imtiyazlı kuruluşlar olduğu da gözetildiğinde, yukarda belirtilen usul-esaslar çerçevesinde bir inceleme-araştırma yapılmaksızın faktoring işlemi yapılması halinde, mevzuattan kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle hasıl olacak sonuçlar bakımından ağır kusurlu kabul edilmeleri gerektiği izahtan varestedir.
Tüm bu açıklamalar çerçevesinde, mahkemece yapılan inceleme hükme varmaya yeterli olmayıp, davalı … şirketinin yukardaki usul ve esaslara uygun bir faktoring işlemi gerçekleştirip gerçekleştirmediği, buna dayalı olarak çekin iktisabında ağır kusurlu sayılıp sayılmayacağı hususları üzerinde yeterince durulmadan, davacının bu yolda gösterdiği delillerin tümü toplanmadan, toplanan delillerin ise yukarda anılan hususlar çerçevesinde bir değerlendirmeye tabi tutulmaksızın salt davalı … şirketinin defter kayıtları üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesine dayalı olarak ve özellikle davacının kambiyo senedinden ötürü kendisine başvurulan kişi olmadığı, işbu davada davacı yanca ileri sürülen iddiaların ise davacı ile dava konusu çekin keşidecisi yahut önceki hamillerinden biri arasındaki ilişkiye dayalı def’i mahiyetinde bulunmadığı gözden kaçırılarak somut olaya uygun düşmeyen 6361 sayılı Kanun’un 9/3. maddesine dayalı hatalı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile yerel mahkeme hükmünün davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 23.02.2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

MUHELEFET ŞERHİ

Dava rıza dışı elden çıktığı iddiasına dayalı çek istirdat talebine ilişkindir.
Davanın niteliği itibarıyla davacının öncelikle kambiyo senedinin elinden rızası hilafına çıktığı ve ardı sıra ciro yolu ile temlik alanların kötüniyetle iktisap ettiklerinin ispatı gerekmektedir.
Davacının usulüne uygun tutulan defter ve kayıtlarına göre senet lehtarı dava dışı DEZA şirketi ile arasındaki senet tevdi bordrosu nazara alındığında bir sonraki Ak-Meri şirketinden önce beyaz ciro yoluyla hamil olduğu anlaşılmaktır.
Dolayısıyla senet metninde görülmese dahi lehtardan sonraki hamil konumunda olduğu anlaşılan davacı tarafından usulüne uygun bir ciro yapılmamış olmasına göre Ak- Meri yönünden haklı olduğu anlaşılmaktadır.
Ne var ki senet metni incelendiğinde, ciro zincirinde zahiren bir kopukluk bulunmadığı ve davacı iddiasının senet metninden görülebilen mutlak defi niteliğinde olmadığından müteakip ciranta ve hamillere karşı ne şekilde ileri sürülebileceğinin gerek kambiyo hukuku gerekse Faktoring ilişkisi açısından etraflıca değerlendirilmesi gerekmektedir.
Cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır… (TTK. 790
Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı,  ister  ciro yoluyla devredilebilen  bir çek  söz konusu  olup da  hamil  hakkını  790 ıncı maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür (TTK. 792)
Keza, TTK 687 – 1. maddesinde de “Poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ileri başvuran hamile karşı ileri süremez; meğerki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun.
(2) Alacağın temliki yoluyla yapılan devirlere ilişkin hükümler saklıdır” düzenlemeleri mevcuttur.
Anılan TTK hükümleri çerçevesinde konu ele alındığında, kambiyo ilişkisinde üçüncü kişi olmaları hasebiyle davalı İSMEK ve Faktoring şirketinin ancak ve ancak kötüniyetli hamil olmaları halinde senedi iadeyle yükümlü olacakları ve bu durumun da ispat edilemediği anlaşılmaktadır.
Burada hamil faktöring şirketi olduğuna göre vakıanın ayrıca Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanununun (FKFFŞK) 9/2 ve 9/3 maddeleri çerçevesinde tartışılması ve dolayısıyla meşru hamil olup olmadığının irdelenmesi gerekmektedir.
Zira sayın çoğunlukla aramızdaki görüş ihtilafı da bu hususta toplanmaktadır. “Faktoring şirketi Kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde kambiyo senetlerine dayalı olsa bile, bir mal veya hizmet satışından doğmuş fatura ile tevsik edilemeyen alacaklar ile Kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde tevsik edilemeyen mal veya hizmet satışına bağlı doğacak alacakları devir alamaz veya tahsilini üstlenemez. Aynı faturaya dayalı birden
çok faktoring şirketine yapılan kısmi temliklerin toplam tutarı fatura tutarını aşamaz” (FKFFŞK Madde 9/2)
Davalı faktöring şirketi tarafından dosyaya sunulan fatura ve sair belgeler incelendiğinde bir önceki hamil olan İsmek tarafından diğer davalı Akmeriye kesilen 54.432 Tutarlı irsaliyeli faturayla tevsik edildiği ve dolayısıyla temlik edilen 5400 TL tutarlı uyuşmazlık konusu çek tutarını aşmadığı görülmektedir.
Faktoring işlemlerinde, kambiyo senedi refakatinde tevdi edilen faturaların gerçek bir mal veya hizmet satımına ilişkin olup olmadığının denetimi ancak davacının de hukuki işlemin tarafı olması halinde mümkündür.
Şayet, davalı … şirketi alacağı doğrudan AKMERİ şirketinden temlik alsaydı, bu şirketin meşru hamil olmadığı defii alacağın temliki hükümlerine göre Faktornig şirketine karşı de ileri sürebilecekti. Ancak burada çek AKMERİ den sonra İSMEK tekstile geçmiş ve daha sonra davalı … şirketine temlik edilmiştir.
Dolayısıyla davalı … şirketinin dava konusu çeki faktoring işlemi kapsamında temlik aldığı ve alırken de kanunun 9/2 maddesinde yer alan yasaklayıcı hükümlere riayet ettiği dosyadaki belgelerden anlaşılmaktadır. Bu halde kötü niyetli olduğu ispatlanamayan davalıya daha ağır vecibeler yüklemek faktoring müesseseni fiilen işlevsiz hale getirmekle eşdeğer sonuçlar doğuracaktır.
Keza, FKFFŞK’un 9/3 de: “Bir kambiyo senedinin ciro yoluyla faktoring şirketine devri hâlinde, kambiyo senedinden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ileri faktoring şirketine karşı ileri süremez; meğerki, faktoring şirketi kambiyo senedini iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun” denilmek suretiyle bir bakıma TTK 687 maddesiyle paralel bir düzenlemeye yer verilmiştir.
Açıklanan gerekçeler ile çeki kötü niyetle (davacının elinden rızası hilafına çıktığını bile bile) devraldıkları ispatlanamayan davalı İSMEK ve Faktoring şirketi yönünden yerel mahkeme kararının onanması gerektiği düşüncesiyle aksi yönde tezahür eden sayın çoğunluk görüşüne iştirak etmiyoruz.