YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2046
KARAR NO : 2020/3812
KARAR TARİHİ : 05.10.2020
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 09.05.2018 tarih ve 2018/203 E.- 2018/558 K. sayılı kararın davalı tasfiye memuru vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi’nce verilen 20.11.2019 tarih ve 2019/361 E.- 2019/1635 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı tasfiye memuru vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; ihyası istenen şirket aleyhine müvekkilince Bakırköy 10. İş Mahkemesi’nin 2015/651 Esas sayılı dosyasında tazminat davası açıldığını, daha önce de davalı şirket aleyhine açmış oldukları dava nedeniyle Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2016/739 Esas sayılı dosyası kapsamında karar verildiğini, ancak temyiz incelemesinde mahkeme dosyasına münhasır olmak üzere ihya kararı verilmesi gerektiği belirtildiğinden bu kez de derdest olan Bakırköy 10. İş Mahkemesi’nin 2015/651 Esas sayılı dava dosyası yönünden ihyasının gerektiğini ileri sürerek davalı şirketin ihyasını talep ve dava etmiştir.
Davalı tasfiye memuru vekili; daha önce tasfiye olan şirket aleyhine Bakırköy 3. İş Mahkemesinin 2015/381 Esas sayılı dosyası yönünden ihya davası açıldığını, açılan davada Bakırköy 10. İş Mahkemesinin dosyası yönünden talepte bulunulmadığını, bu hususun davacı tarafın ihmalinden kaynaklandığını, sürekli ihya davası açmak suretiyle müvekkilinin yargılama gideri kapsamında mağduriyetine sebebiyet verildiğini ileri sürerek davanın reddini istemiş, mahkeme aksi kanaatte ise de yargılama giderlerinden ve vekalet ücretinden davacı tarafın sorumlu tutulmasını istemiştir.
Davalı … Memurluğu vekili; tasfiye işlemlerinin mevzuata uygun olarak yapıldığını, müvekkili idarenin davanın açılmasına sebebiyet vermediğini savunarak davanın reddini, davacının yargılama giderlerinden sorumlu tutulmasını istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; tasfiye sonucunda sicilden terkin edilen davalı şirket aleyhine Bakırköy 10. İş Mahkemesinin 2015/651 Esas sayılı dava dosyası ile tazminat davası açıldığı, davacı tarafça yargılamanın sürdürülebilmesi için terkin edilen şirketin ihyasında hukuki menfaatin bulunduğu, ancak aynı şirketle ilgili olarak davacı tarafından başka bir mahkemedeki dosya ile ilgili ihya davası açıldığı, söz konusu davada Bakırköy 10. İş Mahkemesinin 2015/651 Esas sayılı dosyası için de talepte bulunulmaması dolayısıyla davacı tarafın kendi kusurlu davranışı nedeniyle işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden yapılan yargılama giderlerinin davacının sorumlu olduğu, davalı tasfiye memuru vekilinin müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmesi yönündeki talebinin ise HMK’nın 327/1 maddesinde ön görülen ve açıkça dürüstlük kuralına aykırı davrandığı hususu sabit olmadığından işbu davalı lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne davalı şirketin Bakırköy 10. İş Mahkemesinin 2015/651 Esas sayılı dosyasına münhasır olmak üzere 6102 sayılı TTK’nın 547. maddesi gereğince ihyasına, tasfiye memuru olarak önceki tasfiye memurunun görevlendirilmesine, ilgilinin daha önce şirket tasfiye memuru olarak görev yaptığı dikkate alınarak ücret taktirine yer olmadığına karar verilmiştir.
Karara karşı davalı tasfiye memuru vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; davalı tasfiye memuru vekilinin istinaf başvurusunun, davacının açtığı davada taraf teşkili ve devamı için tasfiye olunan şirketin ihyasının gerektiği, davacının haklılığının, hukuki yararının ve talebinin zamanaşımının iş mahkemesi dosyasında tartışılması gerektiği, dava kabul edildiğinden, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin mümkün olmadığı, ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve esas bakımından kanuna uygun olduğu gerekçesiyle esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı tasfiye memuru vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı tasfiye memuru vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı tasfiye memurundan alınmasına, 05.10.2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.