Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/2109 E. 2021/4401 K. 25.05.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2109
KARAR NO : 2021/4401
KARAR TARİHİ : 25.05.2021

MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 15.03.2018 gün ve 2017/98 – 2018/88 sayılı kararı bozan Daire’nin 07.01.2020 gün ve 2018/2725 – 2020/96 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin “KANATÇI HAYDARIN YERİ HAYDAR ASAN” ve “KANATÇI HAYDAR” markalarının hak sahibi olduğunu, davalının “KANATÇI HAYDARIN YERİ” markasını otel ve otel işletmeciliği emtialarında tescil ettirmesine rağmen bu emtialar da kullanmayarak, kötü niyetle müvekkilinin tescilli sınıflarında kullandığını ve kullanmaya devam ettiğini, hem isim hem de marka haklarına tecavüzü nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını ve kazançtan mahrum kaldığını ileri sürerek, müvekkilinin marka ve isim hakkına yönelik tecavüzün tespitini, önlenmesini, durdurulmasını, 5.000.- TL maddi, 50.000.- TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini, davalı adına tescilli 98/006373 tescil numaralı “KANATÇI HAYDARIN YERİ” ibareli markanın hükümsüzlüğünü, sicilden terkinini ve kararın ilanını talep etmiş, ıslah dilekçesi ile maddi tazminat istemini 1.855.572,96 TL’ye yükseltmiş; karşı davanın ise reddini istemiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin lokantacılık ticari faaliyeti sebebiyle restaurantta “Kanatçı Haydar’ın Yeri” ismi ile faaliyette bulunmaya kesinleşen kararlar nedeniyle hakkı olduğunu, davacı adına kayıtlı “Kanatçı Haydar’ın Yeri” markasının bölgesel bir marka olduğunu, müvekkilinin çabaları ve kaliteli hizmetleri sonucunda markanın bölgede tanındığını, müvekkilinin lokantasının tabelasının “Kanatçı Haydar’ın Yeri” ticari unvanı önüne “meşhur” kelimesi koymasının reklam amaçlı olduğunu, davacının markasına tecavüz etmesinin söz konusu olmadığını, savunarak davanın reddini istemiş, karşı dava olarak da, davacının söylentileri ve kötü niyetli haksız talepleri sebebiyle müvekkilinin ticari itibarının zedelediğini iddia ederek, 100.000.-TL manevi, 20.000.-TL maddi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece asıl dava yönünden markaya tecavüzün tespiti ve menine, kesinleşen hususlarda karar verilmesine yer olmadığına, asıl davada tazminat talebinin kısmen kabul kısmen reddi ile 956.380,14 TL maddi tazminatın ve 15.000.-TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Bu kez davacı vekili karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve Dairemizin 2015/641-13585 sayılı ilamının 4 nolu bendi ile ıslahla artırılan kısım yönünden zamanaşımı def’i konusunda olumlu/olumsuz bir karar verilmediğinden artırılan bu kısım tazminata ilişkin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiş olması nedeniyle usuli kazanılmış hakkın oluşmamasına göre, davacı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 10,30 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 520,95 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyen davacıdan alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 25.05.2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY

1- Dava, marka hakkına tecavüzün tespiti ve tazminat ile markanın kullanmama nedeniyle iptali istemlerine ilişkindir.
2- Davacı vekili, müvekkili adına tescilli “Kanatçı Haydarın Yeri Haydar Asan” ve “Kanatçı Haydar” markalarına istinaden, davalının “Kanatçı Haydarın Yeri” şeklindeki reklam tabelalarında ve internet alan adındaki fiili kullanımın marka hakkına tecavüz olduğunu ileri sürmüş ve ayrıca davalı adına tescilli “Kanatçı Haydarın Yeri” markasının hükümsüzlüğünü talep etmiş, Mahkemece, davalı markasının kullanmama nedeniyle iptaline, davalının “Kanatçı Haydarın Yeri ve Meşhur Kanatçı Haydarın Yeri” şeklindeki kullanımının davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespiti ve men’ine, 250.000 maddi ve 15.000 TL manevi tazminata hüküm olunmuş, tarafların temyizi üzerine Dairemizin 17.12.2015 T. ve 2015/641-13585 sayılı ilamla, karara yönelik sair temyiz itirazlarının reddine ve hüküm, davacının 30.06.2014 tarihli ıslah dilekçesiyle maddi tazminat talebini 1.855.572 TL’ye yükselttiği, davalının ıslaha karşı zamanaşımı def’ini ileri sürdüğü, bu konuda olumlu olumsuz bir karar verilmemesi ve ayrıca zamanaşımının başlangıcının gösterilmemesi nedeniyle denetlenebilir olmadığı yönünden bozulmuştur.
3- Bozma ilamına uyulmasından sonra, marka hakkına tecavüzün tespiti ve markanın kullanmama nedeniyle iptaline ilişkin hüküm kesinleştiğinden bu konuda hükme yer olmadığına, dava tarihinden geriye doğru iki yıllık zamanaşımı süresinin 28.01.2009 tarihinden önceki eylemler yönünden dolması nedeniyle bu tarihten önceki kullanımlar için zamanaşımı def’inin kabulüne ve davalının son iki yıl içerisinde elde ettiği kar miktarı itibariyle 956.380 TL maddi tazminata karar verilmiştir.
4- Davalının kararı temyizi üzerine karar Dairemizin 07.01.2020 T. ve 2018/2725 E. – 2020/96 K. sayılı kararı ile, davacının 556 sayılı KHK’nın 62/1-a maddesi uyarınca, “davalının rekabeti olmasaydı davacının elde edebileceği muhtemel gelir” kalemi üzerinden, davacının ticari defterleri incelenerek tazminat hesabı yapılması gerektiği halde davalı defteri incelenerek karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle bozulmuştur. Oysa, tazminat hesap yöntemine ilişkin temyiz istemi, Dairemizin 17.12.2015 T. ve 2015/641-13585 sayılı ilamında “sair temyiz itirazlarının reddine” karar verilmekle ve mahkemece bozma ilamına uyulmakla uyuşmazlık dışı kalmış olduğu halde, usulü müktesep hakların korunmasının kamu düzenine ilişkin uyulması zorunlu haklar olduğu ve HMK’nın 24.maddesinde sayılan tasarruf ilkesine aykırı şekilde, baştan itibaren tazminat hesabını gerektirir şekilde kararın bozulmasını doğru bulmadığımdan ve ayrıca, hayatın olağan akışına göre, asıl marka sahiplerinin taklit marka sahiplerine göre her zaman için daha yüksek fiyatla mal satacağı maruf ve meşhur olduğundan, tazminatın daha da yüksek çıkacağı mutlak olduğundan, bozmanın aleyhe bozma yasağını da ihlal edeceği düşüncesiyle Dairemiz çoğunluğunun görüşlerine katılmıyorum.