YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2204
KARAR NO : 2021/2704
KARAR TARİHİ : 22.03.2021
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Manavgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 10.03.2020 tarih ve 2018/304-2020/72 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin taraf vekilleri tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında … Manavgat Yapı Malz. İnş. Taah. Tur. San. Gıda Tic. Ltd. Şti’nin hisse devri ve borçlarının üstlenilmesi ile ilgili olarak 06/03/2014 tarihli protokol tanzim edildiğini, davalının anılan protokol uyarınca şirketin faaliyette bulunduğu adresinde 3 yıl süre ile faaliyetine devam edeceğini, adresin 3 yıl dolmadan değişmesi halinde müvekkiline 700.000,00 TL cezai şart ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini ancak, anılan adreste başka bir firmanın faaliyette bulunduğunun ve davalının protokolden doğan yükümlülüğünü yerine getirmediğinin tespit edildiğini, davalının protokolde şirket borçlarını ödemeyi taahhüt etmesine rağmen hiçbir yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle anılan borçlardan dolayı müvekkili aleyhine icra takipleri başlatıldığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 06/03/2014 tarihli protokolde belirtilen cezai şartın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilini sadece hisse devri ve şirketin bildiği mevcut borçlarını üstlenmek amacıyla böyle bir anlaşma imzaladığını, protokole cezai şart konulduğundan haberinin olmadığını, müvekkiline karşı hile ile yapılmış bir işlem olduğunu, bu kadar fahiş bir rakamın konulmasının iyiniyet kurallarına da aykırı olup, cezai şartın geçerli olmadığını, şirketin aynı yerde faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin şirketin borçlarını ödediğini ve ödemeye de devam ettiğini, cezai şartın müvekkilinin borçlarını ödemeden kaçınması halinde geçerli olacak şeklinde yorumlanması, böyle bir durumda davacının zarar görmesi ihtimaline binaen konulduğu şeklinde düşünülmesi ve ayrıca, davacı tarafından ihtarname gönderilmesi, makul bir sürenin verilmesi ve sonrasında cezai şartın talep edilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davalı yanın ilgili protokol hükmüne aykırı davrandığının ve vaki aykırılık sebebiyle cezai şart ödemesi gerektiğinin sabit olduğu ancak somut olayın özellikleri gözetildiğinde kararlaştırılan cezai şartın fahiş olup tenkisi gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 400.000,00 TL cezai şartın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, aşağıda yazılı bakiye 20.344,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 22/03/2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
6098 sayılı TBK’nın 182. maddesi uyarınca “…hakim fahiş gördüğü cezaları tenkisle mükelleftir.” tarafların şirket ortağı olup tacir olduklarının iddia edilmediği ve davalının cevap dilekçesinde protokolde kararlaştırılan cezai şartın fahiş olması nedeniyle geçersiz olduğunu savunması karşısında, dosya kapsamında mevcut 15.02.2020 tarihli bilirkişi ek raporuyla “…Dava konusu şirkete ait kurumlar vergisi beyannamelerinin incelenmesinde 2012 yılında dönem kârının 23.217,83 TL öz kaynaklarının 241.798,44 TL 2013 yılında dönem kârının 45.543,33 TL öz kaynaklarının 288.233,11 TL olduğunun” tespit edildiği taraflar arasındaki protokol tarihinin de 06.03.2014 tarihli olduğu gözetilmelidir.
Kararlaştırılan ceza koşulunun fahiş olup olmadığı her somut olaya göre değerlendirilmelidir. Somut olayın niteliklerine kusurun ve sözleşmenin ihlalinin ağırlığı, alacaklının yararı, tarafların ekonomik durumları gözetildiğinde mahkemesince tespit ve takdir edilen 400.000 TL cezai şart miktarının borçlunun borca uygun olarak ifada bulunması amacına hizmet etmekten çıkıp ekonomik bir yıkım aracı haline gelebileceğinden, mahkemesince Dairemizin bozma ilamına uyulmasına rağmen bozma gereği yerine getirilmediğinden kararın bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.