Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/2297 E. 2021/3136 K. 31.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2297
KARAR NO : 2021/3136
KARAR TARİHİ : 31.03.2021

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 30.12.2019 tarih ve 2017/666-2019/1098 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili ve feri müdahil vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Fransa ülkesinde ikamet eden müvekkilinin davalı bankanın … Şubesinde Fransız Frankı cinsinden 1015 numaralı, 17.09.1987 vadeli 10.112 Fransız Frankı ve Alman Markı cinsinden 1007 numaralı 01.09.1987 vadeli, 1028 DM döviz tevdiat hesabı açtırdığını, daha sonra tekrar yurtdışına döndüğünü, işlerin yoğunluğu nedeniyle Türkiye’ye uzun süre gelemediğini, Türkiye’ye döndüğünde parasını çekmek için banka şubesine gittiğini, banka şubesinin banka mevduatının 10 yıl geçmesi nedeniyle zamanaşımına uğradığı, tutarların Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredildiğini belirterek mevduatı iade etmedikleri, davalı bankanın yükümlülüklerini yerine getirmediğini, davalı Bankanın müvekkiline bildirimde bulunmadığını ileri sürerek zamanaşımı nedeniyle TMSF’ye devredilen 10.112 Fransız Frankı ile 1028 Alman Markının yatırıldığı tarihten itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, bankanın davacıya ödeme yaptığını, 10 sene geçtikten sonra ödeme dekontlarını saklama yükümlülüğü bulunmadığını, aksi düşünülürse aradan uzun yıllar geçmesine rağmen dekontları saklama yükümlülüğünün banka aleyhine sonuç doğacağını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve dosya kapsamına göre; bozma ilamından sonra alınan bilirkişi raporunda yapılan hesaplamaya göre davacının davalıdan 17/08/2012 tarihi itibariyle 4.563,90 TL alacaklı olduğununun belirlendiği gerekçesiyle davanın kabulü ile, 4.563,90 TL’nin 17.08.2012 dava tarihinden itibaren hesaplanacak değişen oranlı avans faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve fer’i müdahil vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, fer’i müdahil vekilinin tüm temyiz itirazlarının, davalı vekilinin ise aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, davalı banka nezdinde bulunan döviz hesabındaki mevduatın Türk Lirası karşılığının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, davanın kabulüne 4.563,90 TL.’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Ancak, davacı vekili 04.10.2013 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini 15.197,41 TL. olarak ıslah etmiş ve ıslah harcını da yatırmıştır. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, reddedilen dava değeri üzerinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 13. maddesinde yer alan “(1) Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. ” düzenlemesi gereğince davalı lehine maktu ücretin altında kalmamak kaydıyla nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi doğru olmayıp hükmün davalı yararına bozulması gerekiyor ise de, anılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK’nın geçici 3. maddesi ve 5236 sayılı Kanun’un geçici 2. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nın 5236 sayılı Kanunun 16. maddesiyle değiştirilmeden önceki 438/7 maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle fer’i müdahil vekilinin tüm temyiz itirazlarının, davalı vekilinin ise sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile mahkeme kararının hüküm bendine son bent olarak “Davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 2.725,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine” ibaresinin eklenmesine, hükmün bu şekliyle davalı yararına DÜZELTİLEREK ONANMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 31.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.