Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/2355 E. 2021/4656 K. 01.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2355
KARAR NO : 2021/4656
KARAR TARİHİ : 01.06.2021

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14/05/2018 tarih ve 2017/71 E- 2018/177 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 28/02/2020 tarih ve 2018/2050 E- 2020/300 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin 2016/58202 sayılı 5. ve 10. sınıfta yer alan mallarda kullanılmak üzere yaptıkları üç boyutlu şekilden ibaret marka başvurusunun Markalar Dairesi Başkanlığı’nca 556 sayılı KHK’nın 7/1-a-c maddeleri uyarınca reddedildiğini, bu karara yaptıkları itirazın ise YİDK tarafından reddine karar verildiğini, alınan kararın yerinde olmadığını, zira tescili istenilen üç boyutlu şeklin sıradan olmadığını, değişik parçaların bir araya getirildiği özgün bir bileşik şekil olduğunu, inhaler piyasasında var olan inhaler ürün şekillerinden açıkça farklı bulunduğunu, onlardan ayrıldığını ve bağımsızlaştığını, çünkü başvuruya konu üç boyutlu solunum cihazının, kenar hatları bütünsel olacak şekilde ve alttan üsten bastırılmış şişirilmiş balon şeklinin ilk defa müvekkili tarafından kullanıldığını, cihazın kullanımında parmağın kaymasını engelleyen çiftli yuvarlak bombeli çizgi gibi unsurlarla herhangi bir potansiyel tüketici tarafından hiçbir zorluk çekmeden algılanıp görülebilecek ya da farkına varılabilecek özgün bir çalışma olduğunu, nitekim TPMK ve EUIPO tarafından dava dışı firmalar adına aynı tür cihazın emsal niteliğinde şekillere sahip markalarının tescil edildiğini, bu markalardaki görsellerin/şekillerin kendilerinin markalarından daha özgün ya da ayırt edici niteliği sağlayacak farklı ve hiçbir ek unsuru bulunmayan işaretler olduğunu, Türkiye piyasasında bulunan ve dava konusu markanın şeklinde olan tek inhalerin müvekkilinin ortak ve yönetim kurulu başkanı oldukları “Neutec Arge” isimli firma tarafından üretilip pazarlanan inhaler bulunduğunu, Türk Patent’in bu gerçeklere rağmen başvurularını inhaler piyasasındaki standart hale gelmiş ürün görseliyle benzer bularak reddetmesinin doğru olmadığını, başvurunun “reaktif, tıbbi ve veterinerlik maddeleri ile mobilyalar” malları açısından tanımlayıcı olmasının da mümkün bulunmadığını, dava konusu şeklin 2011 yılından beri müvekkili tarafından kullanıldığını, dava konusu şekildeki ürünün müvekkilinden izin alınmak suretiyle Neutec Arge tarafından “Tiofix” ve “Airplus” lider markaları altında üretilip satışa sunulduğunu, reklam, tanıtım, promosyon, satım vs. yöntemlerle kullanılan şekle ayırt edicilik kazandırıldığını ileri sürerek, YİDK’in 2016-M-12881 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; tescili talep edilen şeklin piyasada sıklıkla kullanılan ve ayırt edici olmayan bir şekil olduğunu, bu şeklin aynı zamanda vasıf bildirici ve tanımlayıcı nitelikte bulunduğunu, davacı tarafın kullanım ile ayırt edicilik kazandırdığı iddiasının ispat edilemediğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; dava konusu şekil görselinin başvuru kapsamındaki “insan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal reaktif maddeler, cerrahi, tıbbi, diş hekimliği ve veterinerlik için alet cihaz ve mobilyalar” yönünden tanımlayıcı olduğu ve bu mallar bakımından cins, çeşit belirten bir işaret olduğundan bir kişiye tekel oluşturacak marka olarak verilmesinin mümkün görülmediği, başvuru kapsamındaki diğer emtia açısından ise soyut ayırt ediciliğin sağlanmadığı, davacının marka başvurusu yönünden 556 sayılı KHK’nın 7/1-a-c maddesi anlamında tescil engeli bulunduğu, başvuru konusu işarete kullanımla ayırt edicilik kazandırıldığı iddiasının ispat edilemediği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvuruda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, başvuru konusu şeklin, piyasada satılmakta olan solunum cihazlarından farklı ve ayırt edici olmadığı, 556 sayılı KHK’nın 7/1-a maddesi kapsamında soyut ayırt ediciliğinin bulunmadığı, söz konusu şekle kullanım yoluyla ayırt edicilik kazandırıldığının da ispat edilemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 01.06.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.