YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2435
KARAR NO : 2020/3857
KARAR TARİHİ : 06.10.2020
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Muğla 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 07.03.2017 tarih ve 2015/156 E-2017/121 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi’nce verilen 17.07.2018 tarih ve 2018/717 E- 2018/689 K. sayılı ek kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, 6100 sayılı Kanun’un 369. maddesi gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının davalıya satıp teslim ettiği mal bedeli ödenmediği için başlattığı icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalının davacıdan aldığı mal bedelini ödediğini, davalının Datça Belediyesi’nden olan 30.000,00 TL’lik alacağını davacıya temlik ettiğini, ancak belediyenin temliki kabul etmemesi üzerine, davacıyı kendisine borçlu olan Taha Yapı İnş. Ltd. Şti’ye yönlendirdiğini, şirket yetkilileri tarafından davacıya bir takım ödemeler yapıldığını ve 30.03.2013 tarihli 30.000,00 TL bedelli ve 28.02.2013 tarihli 9.000,00 TL bedelli iki adet çekin davacıya verildiğini ve taraflar arasında düzenlenen Tutanak başlıklı belge ile davacının davalıdan hiç bir alacağının kalmadığını beyan ettiğini, tutanakta belirtilen çek bedellerinin davacı tarafından tahsil edildiğini savunarak davanın reddi ile %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının davalıya 49.483,30 TL bedelli mal ve hizmet sattığı ve faturaların iki taraf defterlerinde de kayıtlı olduğu, davalının davacıya dava dışı Taha Yapı Şirketine ait çekleri verdiği, çeklerin karşılıksız çıktığından bunların değerlendirilmeyeceği, cari hesap borcunun ödenmediği, davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 49.483,30 TL alacaklı olduğunun anlaşıldığı takipten önce davalının temerrüte düşürüldüğünün ispat edilmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile itirazın kısmen iptaline, takibin 49.483,30 TL asıl alacak ve takip tarihinden itibaren yıllık %9 ve değişen oranlarda adi kanuni faiziyle birlikte devamına, fazlaya yönelik isteğin reddine, asıl alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, reddedilen 300,00 TL asıl alacak ile 5.978,66 TL işlemin faiz tutarının %20’si oranında tazminatın davacıdan alınıp davalıya verilmesine, fazlaya yönelik isteğin reddine karar verilmiş, hükme karşı davalı vekili tarafından istinafa başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafından sunulan ve imzası davacı tarafından inkar edilmeyen tarihsiz Tutanak başlıklı belgede “…’den 31.10.2012 tarihi itibarıyla evraklı ve evraksız hiçbir alacağım kalmamıştır. Hiçbir alacak talebinde bulunmayacağım. Datça Belediyesine verilen 30.000,00 TL’lik temlik ve verilen beton bedelleri Taha Yapı keşideli 6524065 no’lu çek ve 9.000 TL’lik 6548824 no’lu çek tarafımdan tahsil edilmiştir” açıklamasını içerdiği, dava dilekçesine ekli fatura tarihlerinden sonra iş bu tutanakla 31.10.2012 tarihi itibarıyla davacı açıkça hiçbir alacağı kalmadığını ve çek bedellerini tahsil ettiğini bildirdiği, bu durumda söz konusu ibraname kapsamında davalının davacıya borcu kalmadığını davacıdan alınan bu belge ile ispat ettiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-2. maddesine göre kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine, davacı davalıya vermiş olduğu bu ibranameye rağmen davalı hakkında icra takibi yapmış olmakla haksız ve kötü niyetli olarak icra takibi yaptığından davalı lehine %20 kötü niyet tazminatına, davacı vekilinin istinaf sebeplerinin incelenmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı vekili, Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinde kötü niyet tazminatına davalı lehine hükmedildiği açıklandığı halde, hüküm fıkrasında kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine ifadelerine yer verilerek maddi hata yapıldığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasındaki bu maddi hatanın giderilmesini istemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi’nce talebin kabulüne yönelik verilen 17.07.2018 tarihli ek karar da taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dosyaya sunulan Tutanak başlıklı belgede; “…’den 31.10.2012 tarihi itibariyle evraklı ve evraksız hiçbir alacağım kalmamıştır. Hiç bir alacak talebinde bulunmayacağım. Datça Belediyesine verilen 30.000 TL’lik temlik ve verilen beton bedelleri Taha Yapı keşideli 6524065 nolu çek ve 9.000,00 TL’lik 6548824 no’lu çek ile tarafımdan tahsil edilmiştir.” denilmiş olup, çeklerin verilmiş olması ibra anlamına gelmemektedir. Çek bedellerinin de alacaklıya ödenmiş olması gerekir. 6548824 numaralı çek bankaya iade edildiğinden ödendiği anlaşılmaktadır. Ancak 6524065 numaralı 30.03.2013 tarihli ve 30.000,00 TL bedelli çekin karşılıksız çıkması üzerine başlatılan icra takibinde çekte lehtar ciranta olan davalının imza inkarı bulunduğundan davalı hakkındaki takibin durdurulmasına karar verildiği, dolayısıyla söz konusu çekin ödenmediği anlaşıldığından ilk derece mahkemesi kararını kaldıran Bölge Adliye Mahkemesince 30.000,00 TL’lik çek yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken davanın tümden reddine karar verilmesi doğru görülmediği gibi kabule göre de karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan HMK hükümlerine göre Ek Karar ile hüküm fıkrası değiştirilemeyeceğinden söz konusu ek kararın da yok hükmünde olduğu kanaatına varılmıştır.
SONUÇ: Yukarıda (1) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) no’lu bentte açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi Kararının BOZULMASINA, dosyanın İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi’ne gönderilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 06.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.