YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/244
KARAR NO : 2021/6777
KARAR TARİHİ : 02.12.2021
MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 02.04.2018 tarih ve 2015/123 E- 2018/248 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin ayrı ayrı esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi’nce verilen 25.09.2019 tarih ve 2018/1002 E- 2019/1222 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekilince duruşmalı, davalı vekili tarafından duruşmasız olarak istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 30.11.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av…. ile davalı vekili Av…. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi Dr. … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının şirket ile olan ortaklığını müvekkili şirketin isteği üzerine 23.10.2007 tarihinde Eyüp 5. Noterliği’nin 23585-23586-23587 yevmiye nolu işlemleri ile diğer şirket ortaklarına yaptığı hisse devirleri ile sonlandırdığını, davalı ile devir sonucunda protokol düzenlendiğini, belirtilen taşınmazlar için noter devri esnasında davalının 30.10.2007 tarihinde kısmi ödeme yaptığını, davalı tarafça satın alınan daire ve dükkanların ince işçilikleri yapılarak 02.05.2008 tarihinde daha önceden anlaşılmış olan fiyatlar üzerinden maliyetlerine göre faturalar kesilmiş olduğunu, bu faturaların davalıya tebliğ edildiğini, kesilen faturaların toplam bedelinin 204.000,00 TL olduğunu, davalının ortaklık dönemine ait Gelir İdaresi Başkanlığı İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı Denetim Grup Müdürlüğü’nün 17.03.2011 tarih VDENR- 2011 – 562/1 ( 2008) VDENR- 2011 – 562/2 ( 2008) VDENR- 2011 – 562/3 ( 2008) ve VDENR- 2011 – 562/4 ( 2008) numaralı raporlarına istinaden Gaziosmanpaşa Vergi Dairesi’nce düzenlenen 24.06.2011/ 23172 tarih ve 20110624000000040929 sayılı ödeme emri ile 115.767,75 TL, 27.06.2011/ 23305 tarih ve 20110624000000040929 sayılı ödeme emri ile 6.987,62 TL, 26.06.2011 tarihli, 11.884,3 TL bedelli ödeme emirleri düzenlendiğini, denetimde toplam 134.639,71 TL vergi borcu çıkarılmış olduğunu, bahse konu borçların davalının hissedar olduğu döneme ait olması nedeniyle hissesi oranında (24,5) 32.986,73 TL borç düzenlenerek ticari defterlere işlendiğini, davalıya toplamda 236.986,73 TL ödemesi gerektiği yönünde fatura, belge gönderildiğini, bildirim yapılmış olmasına rağmen ödeme yapılmadığını, icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı ile takibin durduğunu iddia ederek itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacı tarafa hiçbir borcu bulunmadığını, müvekkilinin hisselerini devrettiğini, müvekkili ile davacı şirket arasında gayrimenkullerin değeri ve alım fiyatına ilişkin farklı bir anlaşma bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davacı tarafın, davalının daha önce davacı şirkette ortak olduğunu, şirkete vergi cezası kesildiğini, davalının hissesini devrederken bir protokol düzenlenip davalının şirketten 3 daire ve 1 dükkan satın aldığını, noter devri esnasında kısmi ödeme yapıldığını, dairelerin ince işçiliğinin yapılıp 204.000,00 TL fatura kesildiğini iddia ederek eldeki davayı açtığı, davalının taşınmazları aldığını kabul etmesine rağmen faturaların davalı tarafça kabul edilmediği, yine davalı tarafa bu faturaların tebliğ edilmediği, davalının imzası bulunduğu davacı tarafça iddia olunan ve dosyada sureti bulunan 24.10.2007 tarihli sözleşme başlıklı metinde 84.320,00 TL borçlu olduğunun davalı tarafça kabul edildiğine dair beyan bulunmasına rağmen bu sözleşmede davacı imzasının bulunmadığı, aynı zamanda sözleşme aslının mahkemeye ibraz edilmediği, davalının taşınmaz satımına ilişkin farklı bir anlaşma olmadığı yönünde savunmada bulunduğu, farklı bir anlaşma bulunduğu yönündeki ispat külfetinin davacı üzerinde kaldığı, tapu devir evraklarında davacının alacağını aldığına dair beyanı ile bunun aksinin yine yazılı delille ispatı gerektiği, vergi cezasından dolayı dosyada yer alan bilirkişi raporu gereği davalının hisse devrini 2007 yılında yapmasına karşılık 2008 yılı ile ilgili yapılan vergi incelemesinden dolayı davalının sorumlu tutulamayacağı, davacının takip başlatmakta kötü niyetli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine, davalı yararına kötü niyet tazminatı verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, istinafa konu edilen mahkeme karar ve gerekçesinin, dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun görüldüğü gerekçesiyle davacı ve davalı tarafın istinaf başvurularının HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
(1) Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353-b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
(2) Dava taşınmaz satışından kalan bakiye bedelden ve davalının davacı şirkette ortak olduğu tarihlerde tahakkuk ettirilen vergi cezasından hissesine düşen miktarda sorumlu olduğundan bahisle oluşan alacakların tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Taraflar arasında davacının sahip olduğu üç adet daire ve bir adet dükkanın davalıya satıldığı konusunda ihtilaf bulunmamaktadır. İhtilaf söz konusu taşınmazların bedelinden ve bu bedelin tamamen ödenip ödenmediğinden kaynaklanmaktadır.
HMK m. 204/2 hükmü, “ilgililerin beyanına dayanılarak noterlerin tasdik ettikleri senetlerle diğer yetkili memurların görevleri içinde usulüne uygun olarak düzenledikleri belgeler, aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil sayılırlar.” düzenlemesini içermektedir.
Dosya içinde bulunan Gelir İdaresi Başkanlığı İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 17.03.2011 tarihli Vergi İnceleme Raporu’nun ekinde yer alan 24.10.2008 tarihli tutanakta vergi denetmeninin soruları üzerine davalı, davaya konu taşınmazları davacıdan 30.10.2007 tarihinde noterde yapılan sözleşme ile devraldığını, ilgili taşınmazların bedelleri konusunda 100.000,00 TL, 90.000,00-95.000,00 TL arasında anlaştıklarını, tapu devri sırasında taşınmazların kaba inşaat halinde olduğunu, tapu devrinde bu durumu gözeterek bedeli belirlediklerini, ancak davacı ile anlaşmalarının daire ve dükkanın ince işlerinin tamamlanmış olarak teslimi olduğunu, daha sonra ince işlerinin yapıldığını, bu dükkan ve daireler için noter devri sırasında ödeme yaptığını, daha sonra hiç bir şekilde ödeme yapmadığını belirtmiş, tutanağı imzası ile onaylamıştır. Söz konusu vergi denetmeninin tuttuğu tutanağın aksi davalı tarafça savunulmamıştır.
Davacı tarafından davaya konu taşınmazlarla ilgili olarak sunulan faturalar tutanakta yer alan davalı beyanları ile uyumludur. Taşınmazlar için davalı tarafından yapılan ödemeler de ihtilaf konusu değildir. Davalı söz konusu taşınmazların bedeli konusunda davacı ile dükkan için 100.000,00 TL, daireler için 90.000,00-95.000,00 TL bedellerle anlaştıklarını, devir sırasında taşınmazlar kaba inşaat halinde olduğu için bedelini buna göre tespit edip tapuda bu bedel üzerinden devraldığını, davacı ile ince işlerin yapılarak teslimi konusunda anlaştıklarını, daha sonra ince işlerin tamamlandığını, davacı tarafa tapuda devir sırasında ödenen bedel dışında ödeme yapmadığını ikrar etmiştir. Davalının vergi denetmeni huzurunda imzası ile onayladığı bu ikrarı kendisini bağlar. Buna göre tarafların faturada belirtilen bedeller konusunda anlaştıkları, resmi devir esnasında taşınmazlar kaba inşaat halinde olduğundan değerlerinin buna göre belirlenerek belirlenen kaba inşaat fiyatından ödeme yapıldığı, taşınmazların ince işlerinin davacı tarafça tamamlanarak teslim edildiği, taşınmaz bedelinden kalan miktarın ödenmediği ispatlanmış olduğundan fatura bedellerinden davalının ödeme miktarı düşülerek kalan 204.000,00 TL alacak yönünden takipte davacı haklı olduğundan bu miktar üzerinden davanın kabulü gerekir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın anılan bu miktar üzerinden kısmen kabulüne ve davacı yararına icra inkar tazminatına karar verilmesi gerekirken davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı yararına bozularak kaldırılması gerekmiştir.
(3) Bozma sebep ve şekline göre, davalının temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıdaki (1) nolu bend uyarınca davacının sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı yararına BOZULARAK KALDIRILMASINA, (3) nolu bend uyarınca davalının temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 3.815,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödedikleri peşin temyiz harçlarının istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 02/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.