YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2447
KARAR NO : 2020/3701
KARAR TARİHİ : 30.09.2020
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK
Taraflar arasında görülen davada Malatya 3. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 25.05.2017 tarih ve 2016/1187 E- 2017/281 K. sayılı kararın asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 21.06.2018 tarih ve 2018/726 E-2018/979 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı vekili, davacı şirket tarafından davalı şirketten medikal malzeme satın alındığını, bunun karşılığında toplam 165.000,00 TL tutarlı beş adet çekin davalı şirkete teslim edildiğini, davacı şirket tarafından davalı şirketin serbest piyasa koşullarındaki fiyat istikrarını bozduğu gerekçesiyle ihtarname ile toplam 252.720,00 TL meblağlı iade faturası düzenlediğini, ancak davalı şirketin ürünleri iade almadığını ileri sürerek davacının davalı şirkete iade faturası ve teslim edilen çekler nedeniyle toplamda 121.086,40 TL borçlu olmadığının tespiti ile %20’den aşağı olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl davada davalı vekili, davacının davalı şirketten medikal malzeme satın aldığını ve karşılığında fatura kesildiğini, davacının borcunu ödeyemeyeceğini bildirmesi üzerine davalının davacıdan 165.000,00 TL bedelli çek almayı kabul ettiğini, kalan borç için ise dava konusu takibin başlatıldığını, davacının iade ettiğini iddia ettiği malların halen davacıda olduğunu ve iade sebebinin haksız olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, davalının davacıdan medikal malzeme satın aldığını ve karşılığında bu tutarda fatura tanzim edildiğini, davalı tarafça ödemenin 165.000 TL’lik kısmının çek olarak verildiğini, bakiye alacağın tahsili amacıyla davalı hakkında icra takibine girişildiğini, ancak davalı tarafça takibe haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek, takip dosyasında davalı tarafça yapılan itirazın iptali ile davalı hakkında alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davalı vekili, iade edilen mallar ve teslim edilen çekler nedeniyle davacıya herhangi bir borcun bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, her iki tarafın incelenen ticari defterlerine göre, davalı-birleşen dava davacıdan satın alınan 296.633,60 TL tutarındaki malzemeye karşılık çek vermek suretiyle 165.000 TL’lik kısmının davacı-birleşen davada davalı tarafından ödenmiş olduğu, geriye kalan 131.633,6 TL’lik borcun halen ödenmediği, bu hususun her iki tarafın ticari kayıtları ile de teyit edildiği, bu durumda davacı-birleşen davada davalının, davalı-birleşen davada davacı şirkete 131.633,6 TL tutarında borçlu olduğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne, itirazın iptaline, takibin 131.633,60 TL asıl alacak üzerinden, takip tarihinden itibaren yıllık %9 oranında işleyecek yasal faizi ile birlikte kaldığı yerden devamına karar verilmiş olup, hükme karşı davacı-birleşen davada davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge adliye mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve ayrıca asıl davada davacının, davaya konu ürünlerin fiyatının davalı tarafça haksız rekabet oluşturacak şekilde düşürüldüğünü ispatlayamamasına, asıl davada iade edilmek istenen ürünlerin ayıplı olduğunun iddia edilmemesine, davalı tarafça iade faturasının kabul edilmemesine, taraflar arasında birleşen davaya konu takipte talep edilen miktarda alacak- borç ilişkisinin bulunduğunun anlaşılmasına göre davacı- birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nin 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiş olup, hüküm davacı-birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı-birleşen davada davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle muhakeme hukukuna ve maddi hukuka uygun bulunan hükmün ONANMASINA, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, karardan bir örneğin bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 6.495,99 TL temyiz ilam harcının temyiz eden asıl davada davacı-birleşen davada davalıdan alınmasına, 30.09.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.