Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/2464 E. 2020/4938 K. 11.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2464
KARAR NO : 2020/4938
KARAR TARİHİ : 11.11.2020

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 5. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25.12.2017 tarih ve 2016/1106 E. – 2017/1480 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kısmen kabulüne dair Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi’nce verilen 18..07.2018 tarih ve 2018/466 E- 2018/604 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, aralarındaki ticari ilişkiden dolayı davacının davalı alacaklıya 132.190 ,00 TL borçlarının olduğunu bu borca karşılık icra takibine konu iki adet lehdarı olduğu çeklerin davalıya verildiğini ancak çekler keşidecisi tarafından ödenmeyince davacının davalıya 17.2.2016 tarihinde düzenlenen makbuzla 35.000 TL elden nakit ve 10.3.2016 tarihli 25.000 TL’lik çek verilmek suretiyle 60.000 TL ödeme yaptığını, davalının icra takibini bu ödemeleri düşmeden başlattığını, davalıya 72.190 TL borçları olduğunu ve çekin keşidecisi olmadığından çek tazminatından da sorumlu olmadığını belirterek borcun 60.000 TL’ sinden sorumlu olmadığının tespiti ile davalı aleyhine kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davalı ile davacı arasında uzun süreli ticari ilişki bulunduğunu, yapılan ödemelerin takibe konu çeklere mahsus olmadığını önceki borçlara mahsup edildiğini, takibe konu çeklere ilişkin ödeme yapıldığını davacının ispat etmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, takip tarihi itibari ile davacının davalıya 205,220.85 TL borçlu gözüktüğü ancak 17.02.2016 tarihinde davacı tarafından yapılan 25.000 TL çek ve 35.000 TL nakit tahsilatına istinaden düzenlenen makbuz üzerinde ‘dönen çeklere mahsuben alınmıştır’ yazısı mevcut olduğu, davacının karşılıksız çek tutarına istinaden 60.000 TL ödeme yaptığı, ödeme yapılabilecek başkaca bir çek de bulunmadığı ve takip tutarından da bu tahsilatın mahsup edilmediği, davacı çekin keşidecisi olmadığından TTK 783. maddesi gereği çek tazminatından sorumlu olmayacağı, tacir sıfatına haiz olan davalının çekler ile ilgili ödeme yapılıp yapılmadığını ya da çek tazminatını kimden tahsil edip edemeyeceğini bilebilecek durumda olduğundan icra takibi başlatmakta haksız ve kötüniyetli olduğu gerekçesiyle davacının icra dosyasında 60.000 TL asıl alacak ve 12.979 TL çek tazminatı yönünden borçlu olmadığının tespiti ile davalı aleyhine kötüniyet tazminatına karar verilmiş, davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı tarafından yapılan 60.000 TL ödemenin davalı tarafça toplam borçtan mahsup edilerek defterine kaydettiği, 17.12.2016 tarihinde yapılan ödemenin takip konusu çeklere istinaden verildiğinin ispat edilemediği davacının davalıdan takip konusu çekler toplamından daha fazla borçlu olduğu ve bu borç miktarına davacının itiraz etmediği, davacı çekin keşidecisi olmadığından TTK 783. maddesi gereği çek tazminatından sorumlu olmayacağı, ilk derece mahkemesi tarafından icra takibinde talep edilen işlemiş faiz yönünden hüküm kurulmamış ise de davalının işlemiş faiz yönünden alacaklı olduğunun kabul edildiği, istinaf yoluna sadece davalı gelmiş olduğundan, aleyhe de bozma ve karar verme yapılamayacağından, bu hususta herhangi bir karar verilmediği gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile Bursa 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1106 Esas 2017/1480 Karar sayılı kararının kaldırılarak davanın kısmen kabulü ile davacının icra takibine konu 12.979,00 TL çek tazminatı yönünden davalıya borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ait istemin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, takibe konu iki adet çekten dolayı ödemeler nedeniyle kısmen borçlu olunmadığının tespitine ilişkindir.
Davacının 17.12.2016 tarihli makbuzla biri 25.000 TL tutarlı çek diğeride 35.000 TL ‘lik elden ödemede bulunduğu tartışmasızdır. Borçlu takibe konu çeklere mahsuben ödeme yaptığını savunurken alacaklı davalı bu ödemeleri cari hesaba mahsuben alındığını iddia etmektedir. Her iki ödemeyi içeren makbuzda ödemenin ‘’dönen çeklere mahsuben alınmıştır’’ ibaresinin yazılı olduğu görülmektedir. TBK 101. ve 102.maddelerinde ödemelerin nasıl anlaşılması gerektiğine dair düzenleme mevcut olup, bahse konu makbuzda borçlunun “ dönen çeklere mahsuben ’’ödeme yaptığı açıklamasına itibar etmek gerekir.
Alacaklının bu çeklerden başka karşılıksız çıkan çekler bulunduğuna dair bir savunması bulunmadığına göre makbuzdaki ödemenin takibe konu çeklere mahsuben yapıldığının kabul edilerek varılacak uygun sonuç çercevesinde bir karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, dosyanın Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi’ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 11.11.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.