YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2486
KARAR NO : 2020/4025
KARAR TARİHİ : 12.10.2020
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 26/09/2016 tarih ve 2015/373 E- 2016/899 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nce verilen 20/09/2018 tarih ve 2017/802 E- 2018/1901 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının 31.12.2011 tarihinde davalı şirketten almış olduğu 0 km araçta ortaya çıkan arızalar sebebiyle aracın birçok parçasının değiştiğini, aracın orijinal halini kaybettiğini ve değer düşüklüğü meydana geldiğini, davalı şirketten aracın bedelinin iadesi veya ayıpsız yenisi ile değiştirilmesinin istenildiğini ancak bu taleplerinin karşılanmadığını, davalının ağır kusurlu olması sebebiyle davanın zamanaşımına tabi olmadığını belirterek, araç satış sözleşmesinin feshine, aracın ayıpsız yenisi ile değiştirilmesine değilse satış tarihindeki kur üzerinden belirlenecek satış bedelinin satış tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 31.12.2011 tarihinde trafiğe çıkan araçla ilgili davanın zamanaşımına uğradığını, dava tarihi itibarı ile araç garanti süresinin dolmuş olduğunu, dava konusu aracın uzun süredir ve halen kullanılmakta olduğunu ve araçta ayıp, gizli ayıp veya üretim hatası bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, araçtaki birçok ayıbın sonradan ortaya çıktığı ve servis tarafından giderildiği, yani bu ayıpların satıcı tarafından bilindiği ve hile ile alıcıdan saklandığının tespit edilemediği, davacının bu hususta ispat edici delil sunamadığı, dava konusu araçta her ne kadar normal şartların üzerinde davacıdan kaynaklanan arıza meydana gelmiş ve dava açıldıktan sonra halen devam ediyor ise de aracın teslim tarihinden itibaren 3 yıllık garanti süresi dolduktan sonra dava açıldığı, aracın 31.12.2011 tarihinde teslim edildiği, bu süreye 3 yıllık uzatılmış garanti süresi eklendiğinde zamanaşımı süresinin 31.12.2014 tarihinde dolduğu, davanın 21.01.2015 tarihinde açıldığı, davacı tarafından 30.12.2014 tarihinde gönderilen ihtarnamenin zamanaşımını kesmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekilince istinafa başvurulmuştur.
Bölge adliye mahkemesince, tarafların tacir olması nedeniyle Tüketicinin Korunması Kanunu hükümlerine tabi olmadıkları, davacı tarafa verilen garanti belgesindeki şartlara bakılması gerektiği, TTK’nın 23/1-c maddesi atfı ile TBK’nın 231. maddesindeki 2 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanacağı, davalı vekilinin cevap dilekçesinde motor komple değişimi nedeniyle 1 yıllık ek garanti süresi verildiğinin belirtildiği, toplam 3 yıllık garanti süresinin satın alma tarihinden itibaren 31/12/2014 tarihinde dolduğu, davacı ve davalı tarafça sunulan araç servis ve onarım belgeleri ile dosya kapsamında alınan bilirkişi raporundan “onarım hakkı kullanılan arızaların devam etmediği, davalı tarafça giderildiği, süre aşımı ya da tamirinin mümkün bulunmaması koşullarının da oluşmadığı, davalının hileli hareketlerinin ve ayıbı gizlediğinin davacı tarafça ispatlanamadığı dikkate alınarak ilk derece mahkemesince davanın zamanaşımı nedeniyle reddine yönelik gerekçesinin yerinde olduğu kanaatiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle muhakeme hukukuna ve maddi hukuka uygun bulunan hükmün ONANMASINA, işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 18,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 12.10.2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.