Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/2510 E. 2020/4109 K. 14.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2510
KARAR NO : 2020/4109
KARAR TARİHİ : 14.10.2020

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 12.12.2017 tarih ve 2015/1260 E. – 2017/1321 K. sayılı kararın davalı şirket vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi’nce verilen 27.09.2018 tarih ve 2018/351 E. – 2018/938 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, dava dışı … tarafından keşide edilip davacılardan …’e verilen 30.06.2015 tarihli ve 50.000,00 TL bedelli çekin davacı …tarafından diğer davacıya cirolanarak teslim edildiğini, diğer davacı AYÇ İnşaat Ltd. Şti. tarafından … Bank Bolu şubesine takasa verilen çekin keşideci dava dışı … tarafından haricen ödenmesi üzerine takastan alınarak bankasına iade edilmek üzere keşidecisine iade edildiğini, ancak sehven çekin arkasında bulunan davacılara ait ciroların çizilerek iptal edilmesinin unutulduğunu, dava dışı keşidecenin iade aldığı çekin keşide tarihini 30.09.2015 yaparak ve paraflayarak davacıların rızası ve bilgisi dışında bu defa çeki davalıya vererek tekrar tedavüle koyduğunu, çekte ciro silsilesinin kopuk olduğunun açık olduğu, davacıların davalı ile hiçbir ticari ilişkilerinin bulunmadığını ileri sürerek davacıların davalıya borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptaline ve %20 kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıların basiretli tacir olduğunu ve çekteki cirolarını unutmalarının basiretli tacir davranışı ile örtüşmediğini, davalının dava dışı …’a sattığı ürünleri işleyen davacıların da ödeme vasıtası olan dava konusu çekte ciranta olarak yer almalarını sağlayarak alacağının garanti altına almak istediğini, davalı …’in bu çeke mahsuben 14.10.2015 tarihinde 5.000,00 TL’lik havale yaptığını, bu durumunda çekten sorumlu olduğunun kabulü anlamına geldiğini savunarak davanın reddi ile %20 tazminata karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince; yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davaya konu çekin keşideci … tarafından davacılardan …’e verildiği , … tarafından da diğer davacıya ciro ile teslim edildiği, diğer davacı tarafından takasa verildikten sonra keşideci tarafından çekin haricen ödendiğinden çekin keşideciye iade edildiği, bu defa keşideci tarafından davaya konu çeki davalıya verildiği, davalı kayıtlarında davaya konu çekin dava dışı …’tan alındığının yazılı olduğu, davacılarla davalı arasında ticari ilişki bulunmadığı, Davacı AYÇ İnş. Ltd. Şti. sirosunun yanında Bolu Şubesi emrine ödeyiniz kaydının yer aldığı, TTK’nın 789. maddesinde, cironun kayıtsız ve şartsız olması, muhatabın cirosunun batıl olduğu yönündeki hükümleri dikkate alındığında, davacı Ayç İnşaat cirosunun koptuğu, bu haliyle davacıların, çek nedeniyle davalıya karşı sorumluluklarının kalmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davaya konu çek nedeniyle davacıların davalıya borçlu olmadığının tespitine ve davalının kötü niyeti ispat edilmediğinden tazminat isteğinin reddine karar verilmiş, hükme karşı davalı vekili istinafa başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; tüm dosya kapsamına göre, davacılardan AYÇ İnş Ltd. Şti. cirosunun sağ yanında “Bolu Şubesinin emrine ödeyiniz” ibaresi yer alsa da bu ibare üzerinde imza bulunmadığından AYÇ’nin cirosunun beyaz ciro olarak kabul edilerek düzgün ciro silsilesi ile davalının yetkili hamil olduğunun kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf isteğinin esastan kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın reddi ile şartları oluştuğundan %20 tazminatın davacılardan alınarak davalıya verilmesine, ayrıca dahili davalı müessesesi hukuk usulünde yer almadığından ve davalı şirket ile bu şahıs arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığı halde hakkında dava açılmayan …’un usulsüz olarak davaya dahil edilmesinin doğru görülmediğinin resen incelendiği belirtilerek … hakkında hüküm verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davalı vekili cevap dilekçesinde; “14.10.2015 tarihinde ise taraflar arasındaki tartışmalar neticesinde davacılardan …, bu çeke mahsuben 14.10.2015 tarihli havale işlemi ile davalı müvekkilin, … numaralı Türkiye İşbankası hesabına 5.000,00 TL göndermiştir.” demiştir. Bölge Adliye Mahkemesince davalının kabulü doğrultusunda ödeme yapılan 5.000,00 TL’den dolayı davanın kısmen kabulü gerekirken davanın tamamen reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi’ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 14.10.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.