Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/2625 E. 2020/4782 K. 05.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2625
KARAR NO : 2020/4782
KARAR TARİHİ : 05.11.2020

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 05/07/2018 tarih ve 2018/168 E.- 2018/572 K. sayılı kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nce verilen 22/11/2018 tarih ve 2018/2217 E.- 2018/1269 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacıların evli olduklarını, davacı …’nun dava dışı üçüncü kişi lehine olarak banka şubesinde müşterek ve müteselsil kefaletiyle genel kredi ve teminat sözleşmesi imzaladığını, teminat sözleşmesine istinaden Ankara ili Polatlı ilçesi … ada … parsel sayılı arsayı ipotek verdiğini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 584. maddesi uyarınca verilen ipoteğin eşin yazılı rızası olmadığından geçersiz olduğunu ileri sürerek ipoteğin fekkine, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla davalı … aleyhine başlatılan takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesine talep etmiştir.
Davalı vekili, davalı banka ile dava dışı üçüncü kişi arasında 19/12/2014 tarihinde genel kredi sözleşmesi imzalandığını, davacı …’nun imzalanan sözleşmede herhangi bir kefaletinin bulunmadığını, dava dışı üçüncü kişinin imzaladığı sözleşme gereğince kullanacağı kredi için üçüncü şahıs olarak 29/12/2014 tarihinde Ankara ili Polatlı ilçesi Gedikli Köyü … ada … parsel sayılı arsa vasfındaki gayrimenkulünü 100.000,00 TL limitle banka lehine ipotek verdiğini, taşınmazın arsa mahiyetinde olması nedeniyle eş muvafakatine ihtiyaç duyulmadığını, davacının arsa mahiyetinde olan ve aile konutu olarak kullanılmayan gayrimenkul için ileri sürdüğü iddiaların yasal olmadığından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, Türk Medeni Kanunu’nun madde 193. hükmü ile eşlerin birbirleri ve üçüncü kişilerle olan hukuki işlemlerinde özgürlük alanı tanınmış olmakla birlikte, Türk Medeni Kanunu’nun 194. madde hükmü ile eşlerin aile konutu ile ilgili bazı hukuksal işlemlerinin diğer eşin rızasına bağlı olduğu kuralı getirilerek eşlerin hukuki işlem özgürlüğü, “aile birliğinin korunması” amacıyla sınırlandırıldığı, buna göre eşlerden biri diğer eşin “açık rızası bulunmadıkça” aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez ve aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamayacağı, dolayısıyla aile konutunun maliki olan eş, aile konutundaki yaşantıyı güçlüğe sokacak biçimde, aile konutunun ipotek edilmesi gibi “tek başına” bir ayni hakla sınırlandıramayacağı, somut olayda borçlu olunmadığının tespiti istemine konu ipoteğin aile konutu üzerinde kurulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, ilk derece mahkemesinin kararına karşı davacılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nin 2018/2217 Esas ve 2018/1269 Karar sayılı ve 22/11/2018 tarihli ilamıyla, İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın reddine ilişkin verilen kararın usul ve esas yönden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, kararın muhakeme hukukuna ve maddi hukuka uygun olmasına göre, davacılar vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
2- Davalı vekili ilk derece mahkemesinin kararını katılma yoluyla istinaf etmesine rağmen Bölge Adliye Mahkemesi’nce davalı vekilinin istinaf istemi konusunda her hangi bir karar verilmemesi doğru görülmemiş bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı yararına hükmün BOZULMASINA, dosyanın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’ne gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 05/11/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.