YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2640
KARAR NO : 2020/4689
KARAR TARİHİ : 03.11.2020
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 29.12.2017 tarih ve 2015/806 E. – 2017/843 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine-esastan kabulüne dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 24.12.2018 tarih ve 2018/824 E. – 2018/2095 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı bankanın dava dışı İbrahim Barçın ile imzaladığı genel kredi sözleşmesinde davacının müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak gösterildiğini, davacıya karşı davalı banka tarafından genel kredi sözleşmesine dayalı ilamsız takip başlatıldığını ve takibe, sözleşmedeki imzanın davacıya ait olmadığı gerekçesiyle itiraz edildiğini, ancak icra hukuk mahkemesince itirazın kaldırılarak takibe haksız olarak devam edildiğini belirterek takibe dayanak genel kredi sözleşmesindeki imzanın davacıya ait olmadığı gerekçesiyle davacının davalı bankaya 133.701,20 TL borçlu olmadığının tespitine, davalının % 40’tan az olmamak üzere kötüniyet tazminatı ile mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı tarafından atılan imzanın bankada alındığını ve davacıya ait olmamasının mümkün olmadığını, davacının iddialarının icra hukuk mahkemesinde görülen itirazın kaldırılması davasıyla reddedildiğini ve takibe devam edildiğini, icra hukuk mahkemesi hükmünün maddi anlamda kesin hüküm teşkil ettiğini belirterek davanın reddini ve % 20’den az olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve Adli Tıp Kurumundan alınan bilirkişi raporuna göre, davacının imza örneklerini içeren belge asılları ile genel kredi sözleşmesindeki imzanın yapılan karşılaştırması sonucunda sözleşmeye atılan imzanın davacının eli ürünü olmadığının tespit edilmesi üzerine mahkemece davanın kabulüne, davacının takip dosyasından dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, 26.740,00 TL kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş olup, hükme karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge adliye mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, davalı bankanın kötüniyetli olduğu ileri sürülüp usulünce kanıtlanmadığı halde mahkemece gerekçesiz olarak davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmiş olmasının isabetsiz olduğu, hükmün bu yönüyle hatalı olduğu; ancak mahkemece alınan yeterli, denetime elverişli bilirkişi raporu esas alınarak kurulan davanın kabulü hükmünün usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin kötüniyet tazminatına hükmedilmesine ilişkin istinaf başvurusunun esastan kabulüne, diğer istinaf sebeplerine ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine, ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılarak davanın kabulüne, davacının takip nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş olup, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine, kararın bir örneğininde Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 6.849,93 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 03.11.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.