Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/2848 E. 2021/1695 K. 24.02.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2848
KARAR NO : 2021/1695
KARAR TARİHİ : 24.02.2021

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 11.01.2017 tarih ve 2015/745 E. – 2017/20 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nce verilen 18.10.2019 tarih ve 2017/2667 E. – 2019/2199 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı ile davalı şirketin 2014 yılında kumaş satın alınması hususunda anlaştıklarını, birim fiyatın Amerikan Doları cinsinden belirlendiğini, davacı ile davalı arasında imzalanan 05.11.2014 tarihli “Fiyat Anlaşması”na göre, 30/1 OE, Turlu Grubun ödemesinin 90 günlük çek ve kg fiyatı 5.80 USD+KDV olarak belirlendiğini, dolar çeki olmaz ise çek tahsil günü dolar kuru üzerinden hesap görülerek, kur farkının davalı tarafça ödeneceği”nin kararlaştırıldığını, malların teslim edilip on adet vadeli çekin alındığını, mevzuat gereği davalının verdiği çeklerin tahsil edildikleri tarihte TL olarak işlendiğini ve davalıya fatura edildiğini, tahsil tarihindeki kur üzerinden hesaplama yapılarak aradaki farkın fatura edilerek davalıya bildirildiğini, ticari teamülde de kur farkı kimin lehine ise o tarafa ödettirilmesi gerektiğini belirterek, davacı şirketin alacak kaybı olan 65.993,23 TL’nin dava tarihinden itibaren en yüksek ticari faiz ile ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili beyan dilekçesinde, taraflar arasındaki anlaşma gereği davacı tarafından teslim edilen kumaşların bedellerinin faturalara uygun olarak tam ve eksiksiz ödendiğini, alışverişin TL üzerinden yapıldığını, faturaların da TL olarak düzenlendiğini, taraflar arasında ödemenin döviz üzerinden yapılacağına dair bir sözleşmenin olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, dosya kapsamı, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacı tarafça tanzim edilen 3 adet kur farkı faturası ile davalı tarafça tanzim edilen bir adet iade faturasından kaynaklandığı, 26/03/2015 tarihli 840,42 TL’lik iade faturasının davalı kayıtlarında yer almasına rağmen davacı kayıtlarında bulunmadığı, davacının düzenlemiş olduğu kur farkı faturasına dayanak olabilecek taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı, uyuşmazlığa esas kur farkı faturasından önce davacının kur farkı faturasının düzenlenmesini benimsediğini gösterir ve davalı aleyhine sonuç doğurabilecek herhangi bir kaydın da davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarında bulunmadığı, gerek davacının defterinde gözüken üç adet kur farkı faturası gerekse devam eden açık hesap ilişkisi kapsamında genel olarak dövizli satış yapılacağına dair ya da döviz üzerinden satış olduğu kabul olunduğu takdirde TL miktarlı ve çek yolu ile yapılan ödemelerde çekin teslim tarihi ile tahsil tarihi arasında süre içinde meydana gelebilecek kur farkından dolayı taraflarca kur farkı talep olunacağına dair herhangi bir sözlü sözleşme olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 840,42 TL’nin dava tarihinden itibaren yıllık %10,50 oranını geçmeyecek şekilde T.C. Merkez Bankasının kısa vadeli avans kredilerine uyguladığı temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, mal satımı ve kur farkı ödenmesine ilişkin olarak taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmadığı, davacı vekili tarafından delil olarak dayanılan …’na atfen isim ve imza bulunan 05.11.2014 tarihli anlaşma belgesinin davalı tarafça kabul edilmediği, …’nun davalı şirketin SGK’da kayıtlı çalışanı olmadığı gibi şirket temsilcisi olmayan ilgilinin davalı şirketi bağlayıcı sözleşme yapma yetkisi olduğuna dair bir delil sunulmadığı, kur farkı alacağının talep edilebilmesi için taraflar arasında akdedilen sözleşmede hüküm bulunması ya da faturaya konu malların döviz karşılığı satımının yapılmış olması gerektiği, kur farkında vade farkı istemleri gibi teamülün olup olmadığının önemli olmadığı, taraflar arasında kur farkı alacağını öngören davalı tarafça kabul edilmiş yazılı bir sözleşme olmadığı gibi, davacı vekilinin yazılı beyanında tüm faturaların TL olarak düzenlendiğini belirttiği, davacının, alacağının tahsili için davalı tarafından verilen çekleri teslim almış olmakla çekin bir ödeme aracı olması nedeniyle çek üzerindeki bedel dışında herhangi bir kur farkı talep edemeyeceği, tüm alacağının bu bedel üzerinden ödenmesini kabul etmiş olduğu gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,
24.02.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.