YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2875
KARAR NO : 2020/4640
KARAR TARİHİ : 02.11.2020
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 15.10.2018 tarih ve 2017/875 E- 2018/645 K. sayılı kararın davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi’nce verilen 14.02.2019 tarih ve 2018/174 E – 2019/139 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davalı tarafından davacılar hakkında kambiyo senetlerine ilişkin icra takibi başlatıldığını, takip konusu icra dosyasında bulunan bonodaki imzaların davacılara ait olmadığını , davacılar açısından takip konusu bononun sahte olduğunu belirterek davacıların icra takibi nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya konu bononun bizatihi davacılar tarafından imzalandığını ve diğer bono borçlusu … tarafından davacıya verildiğini, ödenmemesi üzerine takip başlatıldığını davacılardan …’nun diğer davacıların ve icra borçlusu…’nun babası olduğunu şahısların bonodan haberlerinin olmadığını ve imzanın kendilerine ait olmadığı yönündeki savlarının hayatın olağan akışına aykırı olup tamamen davalıyı zarara uğratmak kastıyla söylenen ve hukuki anlamda kötüniyetlerini ortaya koyan iddialar olduğunu, evrakta sahtecilik ve dolandırıcılık suçundan soruşturmanın halen derdest olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, takip ve dava konusu bonodaki imzaların hiçbirinin davacıların eli ürünü olmadıkları, bu haliyle bonodan dolayı davacıların herhangi bir sorumluluklarının olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hükme karşı davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, TBK’nın 74. (BK.nın 53.) maddeleri uyarınca menfi tespit davasına konu maddi olay ile ceza davasına konu maddi olayların farklı olması sebebiyle davacıları bağlayıcılığı olmayacağından, davacılar hakkındaki soruşturma dosyasında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilerek kesinleşmesi karşısında 6100 sayılı HMK’nın 165. maddesi uyarınca 3.kişi hakkında açılan ceza davasının sonuçlanmasının ilk derece mahkemesi karar gerekçesinde dayanılan vakıalara ve buna bağlı olarak varılan hukuki sonuca etkisi bulunmadığı, davacılar tarafından senedin hükümsüzlüğüne ilişkin imzaların sahteliği mutlak def’isine dayanıldığından davalı tanıklarının dinlenilmesinin uyuşmazlığın çözümüne etkili olmayacağı, ilk derece mahkemesince alınan ATK Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesinden alınan rapor ve Konya 5. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2018/155 Esas sayılı dosyası arasındaki Erzurum Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü’nün 22.12.2017 tarihli yazısı ekindeki uzmanlık raporuna göre bonodaki imzaların davacılar Adem, Mehmet ve …’ nun eli ürünü olmadıklarının tespit edildiği, ilk derece mahkemesince delillerin değerlendirilmesi ve taktirinde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalının istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hüküm davalı asil tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı asilin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle muhakeme hukukuna ve maddi hukuka uygun bulunan hükmün ONANMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 20.108,14 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 02.11.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.