YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2876
KARAR NO : 2020/4866
KARAR TARİHİ : 09.11.2020
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 5. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Antalya 10. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 03/05/2018 tarih ve 2015/654 E- 2018/161 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi’nce verilen 21/02/2019 tarih ve 2018/1177 E- 2019/172 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Antalya İli Konyaaltı İlçesi Hurma Mahallesi 8890 ada 4 parsel üzerinde bulunan 7 numaralı bağımsız bölümün davacıya ait iken kendisini … olarak tanıtan kişinin gerek davacı gerekse o tarihte nişanlısı olan …’ı iş adamı olduğu, şirket kuracağı …’ı şirket müdürü yapacağı yolunda kandırarak iş yeri kiralayıp işlemleri … adına yaptıktan sonra paraya ihtiyacı olduğunu, bu amaçla kredi çekmesi gerektiğini, kredi için teminat gösterilmesi gerektiğini, davacı adına tapuda kayıtlı taşınmazın teminat olarak gösterilmesi gerektiğini söyleyip bu hususta davacıyı kandırarak ve dolandırarak taşınmazın Kuzeyınar Balıkçılık Su Ürünleri Gıda Tarım ve Ambalaj Sanayi Ticaret Limited Şirketi adına devrini sağladığını bu satış işleminde davacıya hiçbir bedel ödenmediği gibi tam tersine bankadan alınan krediyi şirketin kullandığını, olaya ilişkin olarak Antalya 10. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2013/18 Esas sayılı dosyasında dolandırıcılık suçlaması ile davanın devam ettiğini, yine taşınmazın davacının elinden kandırılarak ve dolandırılarak alınması nedeniyle açılan tapu iptal ve tescil davasının da Antalya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2011/423 Esas sayılı dosyasında devam ettiğini, davalı bankanın Tapu Sicil Müdürlüğüne sunduğu tarihsiz dilekçede “sözleşmede belirtilen krediyi teminen 250.000.- TL karşılığı ipoteğin sözleşmenin 11. maddesindeki kayıtlı taşınmaz üzerine tesis ve tescilini talep ettiğini, sözleşmenin 11. maddesini içeren bölümünün dava dosyalarına sunulmadığını ancak 11. maddede dava konusu taşınmaz bulunduğu takdirde davalı bankanın şirket ile işbirliği içerisinde henüz davacıya ait olan ve davacının onayı ve bilgisi olmadan 29.12.2010 tarihinde davacı adına kayıtlı taşınmaza ipotek tesis edilmesinin kararlaştırıldığını, davalı bankanın basiretli tacir gibi davranmadığını, 07.01.2011 tarihli akit tablosunda satış bedeli olarak 25.500,00 TL gösterildiğini bu sözleşmenin devamında ipoteğin aynı bedel ve şartlarla kabul ve tescilini istediğini açıklamasının yer almasına rağmen 304 yevmiye nolu ipotek akdinde 250.000.- TL üzerinden ipotek tesis edildiğini, bu durumun da tarafların ve bankanın kötü niyetle hareket ettiğini gösterdiğini, satış işlemi yapılmadan ipotek tesisi yapılmasının kanuna aykırı olduğunu, karşı tarafın fotoğrafı üzerindeki imzanın davacıya ait olmadığını, matbu evrakların içinin doldurulmadan imzalandığını belirterek dava konusu taşınmazda davacının davalı banka lehine konulan ipotekten sorumlu olmaması nedeniyle ipoteğin geçersizliğinin tespiti ile taşınmazın ipotek yükünden arınmış olarak davacı adına tescilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalı bankanın iyiniyetle tapudan hak sahibi olduğunu, tapu sicilinin aleni olduğu ve tapuya güven ilkesine dayanarak ipoteğin tescil edildiğini, kredi ön taleplerinin değerlendirilmesinde teminat gösterilen taşınmaza ekspertiz yapılmasında teminat gösterilen taşınmazın müşterinin kendi adına olma şartının bulunmadığını, önemli olan hususun taşınmaz maliki 3. kişinin ipotek tesisini sağlamış olması olduğunu, taşınmazın devrine ilişkin resmi senette davacının gayrimenkulün bedelinin tamamen tahsil ettiğine dair beyanının ve imzasının olduğunu, bedeli tahsil etmeden bu şekilde satış yapmış ise bunun tamamen kendi kusurundan kaynaklandığını, davacının kandırılmış olmasının dahi davalı bankaya karşı talep hakkı doğurmayacağını, husumeti bu kişilere yöneltmesi ve zarar tazminini o kişilerden talep etmesi gerektiğini ve yine devir ve ipotek işlemlerinde bir usulsüzlük bulundğu takdirde de husumeti tapu sicil müdürlüğüne yöneltmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda, her ne kadar davacı vekilince taşınmaz üzerindeki ipoteğin kaldırılması talep edilmiş ise de; TMK’nın 1020. maddesi uyarınca tapu sicilinin aleni olduğu, hiç kimsenin tapu sicilindeki kaydı bilmediğini ileri süremeyeceği, keza TMK’nın 1023. maddesi gereğince de tapu kütüğündeki tescile iyiniyete dayanarak mülkiyet veya bir başka ayni hak kazanan 3. kişinin bu kazanımının korunacağı, davalı banka lehine ipotek tesis edildiği tarihte taşınmazın lehine ipotek tesis edilen şirket üzerine kayıtlı olduğu, kredi ön taleplerinin değerlendirilmesi ve ekspertiz aşamasında taşınmazın lehine ipotek tesis edilecek şahıs ya da şirket adına kayıtlı olması zorunluluğunun bulunmadığı, davacı taraf her ne kadar ayni hak sahibi bankanın kötüniyetle ipotek tesis ettiğini iddia etmiş olsa da bu iddiasını kanıtlayamadığı, davacının ipotek nedeniyle oluşacak zararını ipotek tarihinde taşınmazı kötüniyetle iktisap eden Kuzeymar Balıkçılık şirketine karşı ileri sürebileceği, bu sebeplerle davalı bankanın tapu sicilinin aleniliği ilkesi ve TMK’nın 1023. maddesinde sözü edilen iyiniyet kuralı uyarınca iyiniyetli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu Antalya ili Konyaaltı İlçesi Hurma Mahallesi 8890 ada 4 parsel üzerinde bulunan binanın 7 numaralı bağımsız bölümünün 07.01.2011 tarih 304 yevmiye numaralı tapu satışı ile mülkiyetinin dava dışı Kuzey Balıkçılık Su Ürünleri… Ltd. Şirketi adına devrinin yapıldığı, aynı tarih ve yevmiye numarası ile dava konusu taşınmaz üzerinde davalı … lehine 250.000,00 TL bedelli ipotek tesis edildiği, davacı tarafından Antalya 2.Asliye Hukuk Mahkemesine 2011/423 Esas dava dosyası ile dava dışı Kuzey Balıkçılık Su Ürünleri… Ltd. Şirketi aleyhine tapu iptal ve tescil davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda 2017/244 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verildiği, kararın 14.07.2017 tarihinde kesinleştiği, 07.01.2011 tarih 304 yevmiye numarası ile ipotek tesis işlemi yapıldığı esnada taşınmazın mülkiyetinin dava dışı Kuzey Balıkçılık Su Ürünleri… Ltd. Şirketi’ne ait bulunduğu, burada öncelikle bilinmesi gereken hususun TMK’nın 1020. maddesi uyarınca tapu sicilinin açıklık ilkesi olduğu, bu hükme göre tapu sicilinin herkese açık olduğu, hiç kimsenin tapu sicilindeki kaydı bilmediğini ileri süremeyeceği, öte yandan aynı Kanunun 1023. maddesi gereğince de tapu kütüğündeki tescile iyiniyete dayanarak mülkiyet veya bir başka ayni hak kazanan 3. kişinin bu kazanımının korunduğu, açıklanan bu ilkelere göre tapu sicilinin aleniliği ilkesi ve TMK’nın 1023. maddesinde sözü edilen iyiniyet kuralınca kayda 07.01.2011 tarihinde lehine ipotek tesis edilen davalı bankanın iyi niyetli olduğunun kabulünün gerektiği, toplanan delillere göre davacının, ayni hak sahibi bankanın diğer tarafla el ve iş birliği yaparak kötü niyetle ipotek tesis ettiğini kanıtlayamadığından iyi niyetli davalının kazandığı ayni hakkın korunmasının gerektiği, ilk derece mahkemesinin kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle muhakeme hukukuna ve maddi hukuka uygun bulunan hükmün ONANMASINA, dosyanın Antalya 10. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne gönderilmesine, karardan bir örneğin Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi’ne gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 09.11.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.