Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/2877 E. 2020/4869 K. 09.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2877
KARAR NO : 2020/4869
KARAR TARİHİ : 09.11.2020

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Muğla 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 06.06.2017 tarih ve 2014/258 E. – 2017/361 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi’nce verilen 09.11.2018 tarih ve 2017/1695 E. – 2018/1499 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının davalı bankadan kredi kullanan dava dışı Utimtaş Ula Turizm Tic. ve San. A.Ş.’nin yönetim kurulu üyesi olduğunu, dava dışı şirketin davalı bankadan kredi ve teminat mektubu kullandığını, bu kredilere karşılık asıl borçlu şirket tarafından toplam değeri 823.675,65 TL tutan çeklerin davalı bankaya verildiğini, buna rağmen davalı bankanın davacının yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı Utimtaş Ula Turizm İnşaat Madencilik Ticaret ve Sanayi A. Ş. arasındaki ticari ilişki uyarınca banka nezdinde bulunan ve kullanılan kredilere karşılık teminat senedi olarak verilen senet hakkında ihtiyati haciz kararı alarak icra takibi başlattığını, teminat senedinin tanzim tarihinin 18.07.2013 olduğunu ancak vade tarihinin boş bırakılıp daha sonradan davalı tarafça 06.05.2014 olarak doldurulduğunu, verilen çeklerden 02.06.2014 tarihli 10.000 TL bedelli ve yine aynı tarihli 25.000 TL bedelli olanların tahsil edildiğini ve borca mahsup edildiğini, bunların dışında kalan diğer 29 adet çekin ise hiçbir hesabının yapılmadan takip başlatıldığını, kredi sözleşmesi imzalanırken eş rızasının alınmadığını, davalı tarafın kötü niyetli olduğunu ileri sürerek davacının icra takibi nedeniyle 823.675,65 TL üzerinden borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalı banka ile dava dışı Utimtaş Ula Tic. ve A.Ş. arasında kredi sözleşmeleri ile kredi çerçeve sözleşmeleri imzalandığını, davacının bu sözleşmeleri müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığından dolayı doğan tüm borç ve ferilerden sorumlu olduğunu, ancak kullandırılan kredilerin taksitlerinin zamanında ödenmemesi üzerine davacının imzası bulunan 1.250.000 TL bedelli senet hakkında ihtiyati haciz kararı alarak icra takibi başlattıklarını, anılan bu senedin üzerinde teminata yönelik olduğu hususunda herhangi bir ibare bulunmadığı ve illetten mücerretlik ilkesi gereğince hukuki ilişkiden bağımsız olarak değerlendirilmesi gerektiğini ve tüm unsurları taşıdığını, anılan bu senedin sonradan doldurulduğu iddiaların doğru olmayıp sonradan doldurulsa dahi geçersizliği sonucunu doğurmayacağını, dava dilekçesinde belirtilen çeklerin davacı tarafından değil dava dışı asıl borçlu tarafından davalı bankaya verildiğinden davacının bu çeklerin ödenmesi konusunda iddiada bulunulamayacağını, kaldı ki asıl borçlunun herhangi bir itirazı ve davasının bulunmadığını, anılan bu ileri vadeli müşteri çeklerinin 6273 sayılı Kanun ile çek kanununa eklenen geçici üçüncü maddesi uyarınca 31.12.2017 tarihine kadar üzerinde yazılı düzenlenme tarihinden önce bankaya ibrazının geçersiz olduğunu, çekler tahsil edilmeden ifadan bahsedilemeyeceğini ve herhangi bir ödeme de bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı banka ve dava dışı Utimtaş Ula Turizm İnş. Mad. Tic. ve San. A.Ş. arasında, genel kredi sözleşmeleri ile kredi çerçeve sözleşmelerinin imzalandığı, davacının, aynı zamanda yönetim kurulu üyesi-yöneticisi olduğu şirkete ilişkin bu sözleşmeleri müşterek borçlu–müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığı, bu nedenle davacının anılan kredi sözleşmelerinden doğan borç ve ferîlerinden müşterek borçlu -müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu olduğu, davacı kefilin kefaleti sebebiyle, kefalet limiti dahilinde olmak kaydıyla dava dışı şirketin ödenmemiş kredi borcu nedeniyle davalı bankanın tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla bonoyu takibe koymasında kanuna aykırı bir yön bulunmadığı, 6273 sayılı Kanunun 6. maddesi uyarınca düzenleme tarihinden önce ibrazın geçersiz olduğundan, ileri vadeli çeklerin ödenmediği sürece vadesinden önce ödeme olarak kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacının takip tarihi itibarıyle 1.058.959,55 TL asıl alacak, 3.176,87 TL %0.03 komisyon ve 300,00 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 1.062.436,42 TL borcu olduğuna, bunu aşan 66.563,55 TL yönünden borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, hükme karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, takibe konu kredilerin genel kredi sözleşmesine ilişkin çerçeve sözleşmelere istinaden 30.09.2013 tarihinde tesis edildiği, 18.07.2013 tarihli çerçeve kredi sözleşmesinin 1.250.000,00 TL limitli olup davacının da kefil olarak imzasının bulunduğu, takibe konu kredinin asıl borçlu tarafından kullanıldığı, o tarihte yürürlükte bulunan TBK 584/3 maddesi gereğince davacının asıl borçlu şirketin yönetim kurulu üyesi olması nedeniyle kefalet sözleşmesinde eş rızasının bulunmamasının sözleşmeyi geçersiz hale getirmeyeceğii, davacı tarafça dava dilekçesinde 31 kalem halinde belirtilen çeklerin davalıya teslim edildiği ve bunların toplam bedeli olan 823.675,65 TL’nin takip miktarından düşülmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de bu çeklerin henüz davalı tarafça tahsil edilmediği, kaldı ki vade tarihleri itibariyle 31.01.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6273 sayılı Çek Kanunu’nda değişiklik yapan yasa gereğince 31.12.2017 tarihine kadar vadeli çeklerin vadesinden önce ödeme olarak kabul edilemeyeceğinin düzenlenmesi karşısında bu çeklerin takip ve dava tarihi itibariyle henüz vade tarihlerinin de dolmadığı, henüz davalı banka tarafından kullanılamadığı ve herhangi bir tahsilat yapılmadığından bu çek bedellerinin kullanılan krediden düşülemeyeceği, ayrıca benimsenen bilirkişi heyet ve ek raporlarında takibe kadar yapılan tüm ödemelerin ayrı ayrı tespit olunarak alacaktan usulünce mahsup edildiği, her ne kadar davacı tarafça başka takipler yapıldığı yönünde itirazlar ileri sürülmüş ise de; kredi kullandırılan banka tarafından kullanılan krediye yönelik olarak verilen çekten dolayı tahsilde tekerrür oluşturmamak şartıyla icra takibine başlanmasında yasal bir engelin bulunmadığı , takibe dayanak yapılan kredi sözleşmelerinde belirlenen usul ve oranlar çerçevesinde temerrüd faiz oranları konusunda banka tarafından bizzat hesap ekstreleri üzerine bu oranların yazıldığı, sözleşmelere göre belirlenen en yüksek oran üzerinden akdi faiz oranı belirlendiği ve bu oranlara göre bilirkişi heyeti tarafından hesaplamalar yapıldığı, bu hesabın sözleşme ve dosya kapsamındaki belgeler ile uyumlu olduğu ve yine yapılan hesaplamalarda davacının borçlu olmadığı miktarın usulünce 66.563,55 TL olarak belirlendiği, Harçlar Yasası 28. ve 30. maddeleri gereğince belirlenen bu bedel üzerinden davalı tarafın nispi karar ve ilam harcından sorumlu olduğu, davanın başlatılmış olan bir icra takibine karşı menfi tespit davası olarak açılmış olmasına göre, davada icra takibinde davalı tarafça ileri sürülen alacak kalemleri çerçevesinde davacının borçlu olup olmadığının değerlendirileceği, talep edilen alacaklar dışında mahkemesince bir değerlendirme yapılamayacağı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf taleplerinin ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle muhakeme hukukuna ve maddi hukuka uygun bulunan hükmün ONANMASINA, dosyanın Muğla 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’ne gönderilmesine, karardan bir örneğin İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17.Hukuk Dairesi’ne gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, aşağıda yazılı bakiye 3.410,22 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 09.11.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.