YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2954
KARAR NO : 2021/2001
KARAR TARİHİ : 04.03.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 05.02.2018 tarih ve 2015/62 E. – 2018/86 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nce verilen 28.03.2019 tarih ve 2018/880 E. – 2019/413 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Dr. … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, dava dışı şirket ile müvekkili banka arasında imzalanan genel kredi sözleşmeleri ve ek hızır hesap sözleşmesine davalının müteselsil kefil olarak imza attığını, bu sözleşmelere istinaden dava dışı şirkete kullandırılan kredilerle ilgili edimlerin yerine getirilmediğinden hesaplar kat edilerek borcun ödenmesi için dava dışı şirkete ve müteselsil kefil davalıya ihtarname gönderilmesine rağmen borç ödenmediğinden takip başlatıldığını, davanın haksız itirazı sonucu takibin durduğunu iddia ederek itirazın iptaline, takibin devamına ve davalının alacağın % 20 oranından aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin borcun teminatı için 500.000,00 TL limitle banka lehine ipotek tesis ettiğini, Ankara 27. İcra Müdürlüğü’nün 2014/23419 esas sayılı takip dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takibe geçildiğini, taşınmaz paraya çevrilmeden kefile karşı takip yapılamayacağını savunarak davanın reddine, davacının takip konusu alacağın % 20 oranından aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesi’nce, kredi sözleşmeleri altındaki imzanın taraflara aidiyeti konusunda çekişme olmadığı, uyuşmazlığın rehin paraya çevrilmeden ilamsız icra takibi yapılıp yapılamayacağı, yapılabilir ise takip tarihi itibariyle talep edilebilir borç miktarının ne olduğu hususunda toplandığı, bilirkişiden alınan 29.11.2016 tarihli raporda davalı kefilin takip tarihi itibariyle sorumluğunun 75.859,26 TL asıl alacak, 126,43 TL işlemiş akdi faiz, 3.476.88 TL temerrüt faizi ve 180,16 TL BSMV olmak üzere 79.642,74 TL olduğunun, asıl alacak tutarına takip tarihinden itibaren yıllık % 50 oranında temerrüt faizi ve faizin % 5’i oranında BSMV uygulanmak suretiyle tahsili gerektiğinin, davalı kefilin iade edilmemiş çek yapraklarından dolayı ise herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığın bildirildiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 75.859,26 TL asıl alacak, 126,43 TL işlemiş akdi faizi ve 3.476.88 TL temerrüt faizi olmak üzere 79.642,74 TL’ye yapılan itirazın iptaline, takip tarihinden itibaren asıl alacağa % 50 oranında temerrüt faizi ve faizin % 5’i oranında BSMV uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, gayri nakdi kredi yönündeki depo talebinin reddine karar verilmiş, hükme karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce, eldeki itirazın iptali davasına konu icra takip dosyasında ödeme emrinin borçlu olan davalı …’a 28.11.2014 tarihinde tebliğ edildiği, ancak davalı takip borçlusunun İİK’nın 62/(1) maddesinde öngörülen 7 günlük yasal süre geçtikten sonra 08.12.2014 tarihinde ödeme emrine itiraz ettiği, yasal süresi içerisinde takibe itiraz edilmediğinden, itirazın iptali davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 04.03.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.