Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/3018 E. 2021/3454 K. 08.04.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3018
KARAR NO : 2021/3454
KARAR TARİHİ : 08.04.2021

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25.04.2017 tarih ve 2017/368 E. – 2017/457 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine , istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nce verilen 23.05.2019 tarih ve 2018/507 E. – 2019/1184 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Dr. … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının dava dışı …’ten tapunun Avcılar İlçesi, Gümüşpala Mevki, … parsel,…. Bodrum kat,…nolu bağımsız bölümünde kayıtlı konutu 27.03.2012 tarihinde satın aldığını, söz konusu konut için …’ün davalı bankadan konut kredisi kullandığını ve davalı banka lehine konut kredisinin teminatı olmak üzere konut üzerine ipotek konulduğunu, davacının belirtilen konutu ipotekli olarak satın aldığını ve konut kredisi borcunu 52.430,00 TL olarak … adına 03.04.2012 tarihinde davalı bankaya ödediğini, banka yetkililerince borcun ödenmesiyle ipoteğin fekkine dair yazının kendilerine verileceğinin belirtildiğini, ancak daha sonra banka şubesi yetkililerince …’ün başkaca kredi borçları olduğu ve konut üzerine konulan ipoteğin bu borçlar nedeniyle kaldırılamayacağının bildirildiğini, davalı bankaya gönderilen Bakırköy 20. Noterliği’nin 25.03.2013 tarih ve 10660 yevmiye nolu ihtarnamesi ile ipoteğin fekkinin yapılmasının, yapılmayacaksa hukuki gerekçesinin yazılı olarak bildirilmesinin istendiğini, ancak davalının ipoteği fek etmeyeceğini bildirdiğini, davalı bankanın dava dışı …’ün bankaya olan borçları nedeniyle İstanbul 10. İcra Müdürlüğü’nün 2013/3734 esas sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlattığını ve taşınmazın satışı yoluna gidildiğini, davacının satışı önleyebilmek için icra dosyasına 59.586,84 TL ödeme yaptığını, yani 110.000,00 TL tutarlı ipoteğe karşılık davalı bankaya toplam 112.016,84 TL ödeme yapıldığını, icra dosyasından davalı bankaya ipoteğin kaldırılması yönünde muhtıra gönderilmesine rağmen ipoteği kaldırılmadığını, yine taraflarınca davalı bankaya Beyoğlu 20. Noterliği’nin 21.01.2015 tarih ve 00997 yevmiye nolu ihtarnamesinin keşide edilerek ipoteğin fekkinin talep edildiğini, bu ihtarnameye de cevap verilmediğini ve ipoteğin kaldırılmadığını iddia ederek borçlu bulunmadıklarının tespitine ve ipoteğin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının aynı konuda daha önce dava açtığını, derdest dava ile tamamen aynı olan bu davanın usulden reddinin gerektiğini, ipotek akit tablosuna göre davacının iddialarının yerinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesi’nce, eldeki dava ile konusu, tarafları ve sebebi aynı olan davanın İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2016/771 esasına kayıtlı ve derdest olduğu gerekçesiyle HMK’nın 114. ve 115. maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce, davacı vekilinin istinaf dilekçesinde derdestlik itirazına konu İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2016/771 esas sayılı dosyasının, İstanbul 10. İcra Müdürlüğü’nün 2013/3734 esas sayılı ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibine karşı açılmış bir menfi tespit davası olduğunu ileri sürdüğü, UYAP üzerinden temin edilen İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2016/771 esas ve 2018/1263 karar sayılı gerekçeli kararında, dava konusunun “davacının davalı bankaya borçlu olmadığının tespiti ile İstanbul ili, Avcılar ilçesi, Gümüşpala Mevki, … parsel, … Bodrum kat,…nolu bağımsız bölümde kayıtlı taşınmaz üzerindeki ipoteğin kaldırılması talepli davadır” şeklinde tespit edildiği, davanın taraflarının, istemin ve dayandığı maddi vakıaların aynı olduğu, buna göre ilk derece mahkemesinin derdestlik nedeniyle davanın usulden reddi kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353-b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tarafların temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 08.04.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.