YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3025
KARAR NO : 2021/2800
KARAR TARİHİ : 24.03.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 22. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 06.07.2017 tarih ve 2016/727 E- 2017/556 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi’nce verilen 15.05.2019 tarih ve 2017/2810 E- 2019/825 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının aynı zamanda müdürü olduğu dava dışı Aymaksan Mak. Ltd. Şti. ile paslanmaz alaşımlı parça üretim ve teslimi için anlaşıldığını ve karşılığında icra takibine konu senedin teminat olarak verildiğini, dava dışı şirketçe mal teslimi yapılmadığı gibi senedin de iade edilmediğini, teminat seneti olarak verilen ve bedelsiz kalan senetten dolayı borçlu olunmadığının tespiti ile davalı aleyhine kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı şirket yetkililerinin sahip olduğu taşınmazların satın alınması konusunda anlaşma yapıldığı ve buna karşın davalının yetkilisi olduğu şirkete ait bir aracın davacıya devredildiği, davacı şirket yetkilisi hesabına para yatırıldığı ve elden ödeme yapıldığı halde taşınmaz satışından vazgeçmeleri üzerine ödenen paranın iadesi için takibe konu senedin verildiğini, borcun ödenmeyen bakiyesi için haklı olarak takip başlatıldığını savunarak davanın reddi ile davacı aleyhine kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda, takibe konu malen kayıtlı bononun tarafların iddia ve cevaplarıyla ihdas nedenini talil etmediği, bu durumda davacı tarafın bononun teminat amacıyla verildiğini ve bedelsiz kaldığını yazılı delillerle kanıtlaması gerektiği, bununla birlikte davacı şirket temsilcisinin icrai haciz sırasında borcu kabul ettiği, davalının da takibe konu edilen 70.000.-TL dışında borcunun kalmadığını kabul ettiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile davacının 270.000.-TL bedelli bonodan dolayı davalıya 200.000.- TL borçlu olunmadığının tespitine karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekilleri istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge adliye mahkemesince, takibe konu bononun malen kayıtlı olarak düzenlendiği dikkate alındığında davacı tarafın bononun teminat amacıyla verildiğini ve bedelsiz kaldığını yazılı delillerle kanıtlaması gerektiği ancak davacı tarafın buna ilişkin dosyaya yazılı bir delil sunmadığı, davacı şirket yetkilisi olduğu söylenen …’nın yapılan haciz sırasında borcu kabul ettiği, bu kişinin şirket yetkilisi olduğu konusunda da duruşmada davacı vekilinin beyanda bulunduğunun dosya kapsamından anlaşıldığı, davalı vekilinin 06.07.2017 tarihli duruşmada takibe konulan miktar dışında alacaklarının kalmadığını beyan etmesi, davacının davayı açmakta kötüniyetli olduğu konusunda dosyada delil olmaması ve yargılama giderlerinin kabul edilen miktar üzerinden hesaplandığı, yargılamanın HMK’da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olması gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davalının aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2- Dava, senet tutarı olan 270.000.-TL üzerinden borçlu olunmadığının tespitine ilişkindir. Yapılan yargılama esnasında davacı yalnızca 200.000.-TL tutar üzerinden dava açmakta haklı olduğuna göre mahkemece bu tutar üzerinden hesaplanacak nispi harçtan davalının sorumlu tutulması gerekirken dava değerinin tamamı üzerinden harç hesabı yapılması doğru olmamış hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalının sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bendde açıklanan nedenlerle davalının temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 24.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.