Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/3068 E. 2021/3699 K. 15.04.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3068
KARAR NO : 2021/3699
KARAR TARİHİ : 15.04.2021

MAHKEMESİ :BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 29.05.2018 tarih ve 2015/1215 E- 2018/627 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi’nce verilen 29.05.2019 tarih ve 2018/1486 E- 2019/788 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Dr. … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı şirketin davalı şirketin bayisi olarak faaliyette bulunduğunu, noter yoluyla davalıya keşide ettiği 20.07.2015 tarihli ihtarnamesiyle bayilik sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini davalıya bildirdiğini, davalının, dava konusu 03.08.2015 tarihli, 206.947,00 TL bedelli çekin de dahil olduğu çeklerin bedelini elinde bulundurduğu 600.000,00 TL bedelli banka kesin teminat mektubunu paraya çevirmek suretiyle tahsil ettiğini, buna rağmen dava konusu çeki davacı aleyhine icra takibine konu ettiğini, ayrıca çekin keşide tarihi itibariyle davacı şirketin imza yetkilisinin …olduğunu, oysaki çeki imzalayan…’ın yetkisinin 17.06.2014 tarihinde sona erdiğini, ayrıca takipte istenen çek tazminatının %10 olmayıp %5 olduğunu iddia ederek icra takibine konu çekten dolayı borçlu olmadığının tespitine ve % 20 oranında kötü niyetli takip tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, feshin haklı olmadığını, vadeli çek keşide etmenin ticari hayatta uygulama alanı bulduğunu, bu sebeple yetkilinin sonradan değişmesinin çekin geçerliliğini etkilemediğini, davacının çekten dolayı davalı şirkete borçlu olduğunu, tahsil iddiasının doğru olmadığını savunarak davanın reddi ile tazminat istemiştir.
İlk Derece Mahkemesi’nce, dava konusu çeki davacı şirket adına keşide eden…’ın çekin keşide tarihinde yetkisinin bulunmadığı, ayrıca alınan bilirkişi raporunda tarafların ticari defterlerine göre çekten dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespit edildiği, yetkisiz temsil konusunda gerekli özeni göstermeyen ve ticari defter kayıtlarına göre hareket etmeyen davalı şirketin takip başlatmakta kötü niyetli olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, icra takibine konu çekten dolayı davacının borçlu olmadığının tespitine ve % 20 oranında kötü niyetli takip tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hükme karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce, dava konusu çekin keşide tarihi itibariyle davacı keşideci şirketin yetkisiz temsilcisi tarafından imza edildiği, yetkisi sona eren temsilcisinin bu şekilde borçlandırıcı işlemlerinin davacı tarafça kabul edildiğinin iddia edilmediği de gözetildiğinde dava konusu çekten dolayı davacının sorumluluğu bulunmadığı gibi, davalı şirketin kendi ticari defterlerinde, banka teminat mektubunu nakde çevirerek dava konusu çekin de dahil olduğu cari hesabına kaydettiği, davacıdan alacağı bulunmamasına rağmen bu kez tahsil ettiği dava konu çeki ve dayanağını belgelendiremediği “davacıya ödeme” açıklamalı 393.943,27 TL tutarında davacıyı cari hesabında borçlandırdığı dosyada alınan bilirkişi raporu ile sabit olduğu, davalı alacaklının banka teminat mektubunu nakde çevirmek suretiyle bedelini tahsil etmiş olduğu çeki icra takibine konu etmekte kötü niyetli olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353-b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10.602,15 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 15.04.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.