Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/3072 E. 2021/3465 K. 08.04.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3072
KARAR NO : 2021/3465
KARAR TARİHİ : 08.04.2021

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09.03.2018 tarih ve 2016/528 E- 2018/140 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nce verilen 11.07.2019 tarih ve 2018/1380 E- 2019/922 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, dava dışı asıl borçlu Makin Makine Demiryolu Makas İmalat İnş. San. ve Tic. A.Ş.’nin borçlarını teminen davacının taşınmazı üzerinde davalı banka lehine ipotek tesis edildiğini, asıl borçlu şirketin mali durumunun sözleşmenin yapılmasından sonra önemli ölçüde bozulduğunu, davacının davalı bankaya borçluya yeni bir kredi açılmaması, açıldığı takdirde ise sorumlu olmayacağına ilişkin noterden ihtarname gönderdiğini, davalı banka tarafından icra takibi başlatıldığını, davacının bankaya gönderdiği ihtarname tarihinden sonra kullandırılan kredilerden dolayı bir sorumluluğunun bulunmadığını belirterek borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptaline, kötü niyetli davalıdan % 20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatının tahsiline, ipoteğin fekkine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; ipoteğin sona ermesinin ancak alacağın sona ermesi halinde mümkün olacağını, ipoteğin tescille kurulup terkin ile sona ereceğini, banka alacağının tamamen ödenmeden ipoteğin terkininin talep edilemeyeceğini bildirerek davanın reddine, davacıdan % 20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı genel kredi sözleşmesinin teminatı olarak taşınmazı üzerinde ipotek tesis ettirmekle, asıl borçlu gibi basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü altına girmiştir, ipotek davalı bankanın doğmuş ve doğacak kredi alacaklarının teminatıdır, davalı bankanın asıl borçluya kullandırdığı ve kullandıracağı kredilerin teminatı olarak alınan ipotekten tek taraflı olarak cayılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur.
Bölge adliye mahkemesince, davacının taşınmazı üzerindeki ipoteğin davalı bankanın dava dışı asıl borçlu şirketin doğmuş ve doğacak kredi alacaklarının teminatı için konulduğu, genel kredi sözleşmelerin çerçeve sözleşmesi olup borcun her hangi bir tarihte sıfırlanmış olmasının sözleşmeyi sona erdirmediği, davalı bankanın bu sözleşmeler çerçevesinde dava dışı asıl borçlu şirkete her zaman kredi kullandırmasının mümkün olduğu, hesap kat ve icra takip tarihi itibariyle dava dışı şirketin davalı bankaya ipotek limitinden fazla kredi borcu bulunduğu, davacının dava dışı asıl borçlu şirketin doğan borçlarından dolayı ipotek limiti sınırlı olarak sorumlu olduğu, davacının, davalı bankanın ipoteğin fek edilmeyeceğine dair cevabi yazısı üzerine ipoteğin fekki istemine ilişkin dava açmadığı kredi borcu doğduktan sonra ve halen borç bulunurken dava açtığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 08.04.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.