YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3092
KARAR NO : 2021/3951
KARAR TARİHİ : 22.04.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 5. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Kütahya 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 12.01.2018 tarih ve 2016/192 E- 2018/22 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine-kabulüne dair Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi’nce verilen 02.07.2019 tarih ve 2018/1566 E- 2019/433 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı aleyhine davalı tarafından 130.000.-TL’lik borcu içeren bonoya (kambiyo senedine) dayalı olarak takip başlatıldığını, davalının davacının damadı olduğunu, 2014’ün yaz aylarında davalının davacıya “baba kredi çekeceğim kefil olur musun” diyerek senede imza attırdığını, davacının öz kızının eşine banka kredisi konusunda yardımcı olma maksadıyla imza attığını ve kandırıldığını, taraflar arasında böyle bir borcun olmadığını, senette “malen” kaydının da olduğunu ve bir mal alışverişinin de bulunmadığını belirterek, haksız ve kötü niyetli takip nedeni ile davacının borçlu olmadığının tespitine ve davalının %20 kötü niyet tazminatı ödemesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının ticaretle uğraşan bir kişi olduğunu, banka kredisi çekilirken bonoya imza atılmayacağını bildiğini, davacının iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, “malen” kaydının ise matbu olarak senette bulunduğunu, bunun tarafların senedi düzenlerken bilinçli yaptıkları bir tercih olmadığını, alacağın kaynağının davalının sahibi olduğu ve 1993 ile 2000 yılları arasında davacı ve oğluna kiraya verilen işyerinden kaynaklı olduğunu, bu yeri davalının davacıya kiraya verdiğini, davacı ve oğlunun burayı kahvehane olarak işlettiğini, yıllarca birikmiş kira borçlarına ve gecikme tazminatına karşılık bu senedin düzenlendiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, her ne kadar kambiyo senetleri sebepten soyut olsa da alacağın kaynağının 90’lı yıllardaki kira alacağı ve bunun gecikme tazminatı olduğu davalı tarafça dile getirilmiş fakat bu alacak talebinin, yakın akrabalar arasında olması ve yaklaşık 15-20 yıl sonra istenmesi MK m.2 ve m.3’e uygun görülmemiş, kira alacağının varlığı yönünde araştırma yapılmasına bu nedenle gerek duyulmamış, yine malen kaydının varlığına rağmen senedin kaynağının farklı bir kira ilişkisinden kaynaklandığı ifade edilmesi çelişkili görülmüş, aile içinde sonradan ortaya çıkan husumet nedeni ile senedin takibe konulduğu kanaati ile TTK, HMK, İİK, BK ve MK normları da dikkate alınarak davalı alacaklının alacağın varlığını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekilleri istinaf talebinde bulunmuştur.
Bölge adliye mahkemesince, davacının senedin kendisinden hile ile alındığını ispatla yükümlü olduğunu, davacının dava konusu senedin davalıya çekeceği kredinin teminatı olarak verdiğini davacının bu hususta kendisini kandırdığını, yani senedin kendisinden hile ile alındığı iddiasını kanıtlayamadığını, senette malen kaydı bulunduğu, davalı senedin kira alacağına istinaden düzenlendiğini iddia ettiğinden senette malen kaydının bulunması senedin talili niteliğinde olmadığı, bonodaki malen kaydının davalının senedin kira bedeli karşılığı düzenlendiği iddiası ile uyuştuğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kambiyo senedine dayalı olarak başlatılan takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ilişkindir. Davacının senedin kredi çekilmesi amacıyla davalıya verildiği iddiası karşısında davalı senedin kira alacağına istinaden düzenlendiğini iddia etmiştir. Davalının beyanı “malen” kaydı bulunan bononun talili niteliğindedir. İspat yükü davalıda olup davalının iddiasını yazılı delillerle ispatlaması gerekmektedir. Mahkemece ispat yükünün davalıda olduğu gözetilerek davalının bu konudaki delilleri toplanıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, ispat yükünün davacıda olduğu kabul edilip davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK’nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine,
22.04.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.