YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3093
KARAR NO : 2021/4249
KARAR TARİHİ : 29.04.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 30.01.2018 tarih ve 2017/192 E- 2018/65 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine-esastan kabulüne dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 24.06.2019 tarih ve 2018/2080 E- 2019/1273 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının davalıdan alacağına karşılık 14/08/2009 vadeli 90.000,00-TL bedelli senet düzenlendiğini, borcun ödenmemesi üzerine başlattıkları icra takibine haksız yere itiraz eden davalıların takibin durmasına neden olduklarını, senetteki imzaya itiraz edilmediğini, senedin bu haliyle zamanaşımına uğrasa da yazılı delil başlangıcı sayılacağını ve tanıkla ispatın mümkün olduğunu, ancak davalıların tanık dinletmelerine muvafakatlarının olmadığını ileri sürerek, davalının itirazının iptali ile takibin devamına ve %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya ve takibe konu senedin vadeden itibaren 3 yıl geçmekle zamanaşımına uğradığını, sebepsiz zenginleşme hükümlerince TTK’nın 644.maddesince cirantalara, kefile ve aval verene karşı sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanılamayacağını, davalının bonoyu kefil olarak imzaladığından sebepsiz zenginleşme hükümlerince davalıya başvurulamayacağını, ayrıca 14/08/2009 vadeli bononun üzerinden üç yıllık zamanaşımı süresi ve bir yıllık sebepsiz zenginleşme süresinin 14/08/2013 tarihinde dolduğunu, davacının 10/03/2014 tarihinde icra takibi başlattığını, icra takibinin de zamanaşımına uğradığını, belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, kambiyo senetlerinin 3+1 yıllık zaman aşımına sahip olduğu, TTK m. 749 uyarınca vadeden itibaren 3 yıl içerisinde icraya konulabilir ve dava konusu edilebileceği, 1 yılık zaman aşımı ise TTK 732’den kaynaklanan “Sebepsiz Zenginleşme” dava açma süresi olduğu, 3 yıllık sürenin dolmuş olması halinde alacaklı 1 yıl içerisinde sebepsiz zenginleşme davası açarak senedi doğrudan “delil” olarak gösterip alacağını ispat etmek suretiyle alacağına kavuşabileceği, takibe konu senedin 3+1 yıllık süre geçtikten sonra icra takibine konulmuş olduğu, davaya konu senetle ilgili zamanaşımı süresi geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili istinaf talebinde bulunmuş, davalı vekili de katılma yoluyla istinaf talebinde bulunmuştur.
Bölge adliye mahkemesince, davanın sadece avalist …’e yönelik açılmış olduğu, bonodaki üç yıllık zamanaşımı süresi takip tarihinden önce sona erdiğinden davalı …’in avalist olarak sorumluluğu sona ermiş olup, kambiyo vasfı sona ermiş bir bonoya dayalı olarak avalist-davalı …’e karşı takip yapılamayacağı, davanın bu nedenle reddi gerekirken mahkemece itirazın iptali davası açılma süresinin zamanaşımına uğradığı sonucunu doğuracak şekilde davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinin doğru olmadığı, bu nedenle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun resen nedenlerle yerinde görüldüğü, davalı vekili, cevap dilekçesinde davanın zamanaşımı nedeniyle reddini ve lehlerine %20 oranında kötüniyet tazminatı hükmedilmesini istemiş ise de, İlk Derece Mahkemesince dava reddedildiği halde davanın kötüniyet tazminatı hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiş olması doğru olmayıp, davalı vekilinin istinaf başvurusunun da bu nedenle yerinde görüldüğü, davacının icra takibinde zamanaşımına uğramış bile olsa bonoya dayanmakta olduğu, davalı tarafından takibe konu borcun ödendiği savunmasında bulunulmamış, zamanaşımı savunmasında bulunulmuş, bu durumda, davacının icra takibi başlatmakta kötüniyetli olduğunun kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davacı ve davalı vekillerinin istinaf taleplerinin kabulü ile kararın kaldırılarak davanın reddine, şartlar oluşmadığından kötü niyet tazminatının reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 29.04.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.