Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/3159 E. 2021/4849 K. 07.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3159
KARAR NO : 2021/4849
KARAR TARİHİ : 07.06.2021

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 19. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 04.07.2017 tarih ve 2016/622 E- 2017/597 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi’nce verilen 16.07.2019 tarih ve 2018/313 E- 2019/1697 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı ile davalının arasında Autopia Beylikdüzü projesinde bulunan … Blok …. Kat 61,08 brüt metrekareli C60 nolu bağımsız bölüm ile aynı özelliklerdeki C59 nolu bağımsız bölümlerin satışına ilişkin gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile proje ve teknik şartnamenin imzalandığını, ancak davacının satın aldığı bağımsız bölümlerin proje ve teknik şartnameye aykırı ve ayıplı olarak inşa edildiğini, işyerlerinin yüksekliğinin 6 metre olması gerekirken 3 metre olarak teslim edildiğini, teslim edilen taşınmazların değerinin vaat edilenden daha düşük olduğunu, bu hususun davalı tarafından ağır kusur ve hile ile gizlendiğini, davacıya taşınmazların satış vaadi, proje ve teknik şartnameye aykırı olarak teslim edildiğinin tespiti ile fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere şimdilik 1.000 TL değer kaybının davalıdan tazminine, dava tarihinden itibaren ticari avans faizi işletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş olup ıslah ile talebini toplam 146.132,92 TL’ye artırmıştır.
Davalı vekili, davalı olarak gösterilen Otomobil Dünyası İnş Tic A.Ş.’nin bölünme sonucu 3 ayrı şirkete ayrıldığını, davada husumet ehliyetinin olmadığını, TTK 176. madde uyarınca hak ve borçların 3 nolu Autopia Yönetim Hizmetleri A.Ş.’ye geçtiğini, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, teslim edilen iki adet bağımsız bölümün proje, teknik şartname ve sözleşmeye uygun olduğunu, ayıpsız olarak davacıya teslim edildiğini, satış vaadi sözleşmesinin 5.1 maddesine göre taşınmazların shell yani natamam olarak teslim edildiğini, 3B,3 maddesine göre projenin davacının serbest incelemesine bırakıldığını, arsanın mevcut halinin gösterildiğini, muvaffakat alındığını, tapusunun devredildiğini, herhangi bir itirazın belirtilmediğini, ayıp ihbarının yapılmadığını belirterek davanın reddi talep edilmiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporuna göre, sözleşme konusu taşınmazın hangi tarihte davacıya teslim edildiğinin tam olarak anlaşılmadığı, bu nedenle ayıp ihbarının TTK.’nın 23 ve TBK.’nın 223. maddeleri gereğince süresinde yapıldığının kabul edildiği, iş merkezindeki dükkanların ve özellikle aynı bedel ile satılan davacıya ait diğer dükkanın 6 metre yüksekliğinde olmasına rağmen dava konusu dükkanın 3 metre yüksekliğinde yapılması ayıplı imalata ilişkin olmayıp eksik işe ilişkin olduğu, denetime elverişli bilirkişi raporuna göre değer kaybı tazminatının hesaplandığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 146.132,92 TL’nin 1.000,00 TL’lik kısmına dava tarihi olan 27.06.2016 tarihinden, bakiye kısmına ise artırım tarihi olan 2.06.2017 tarihinden itibaren değişen oranlardaki avans faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge adliye mahkemesince yapılan yargılamaya göre, dava konusu bağımsız bölümün davacıya teslim edildiği tarih hakkında bir beyanın bulunmadığı, davacının geç teslime dayanmadığı, tarihsiz adi satış vaadi sözleşmesinin 5.2. maddesi gereğince teslim tarihinin 31.12.2011 olarak belirtildiği, bu sürenin 90 gün uzatılabileceğinin kararlaştırıldığı, bu durumda taşınmazın en geç teslim tarihinin tapu devrinden önce olduğunun anlaşıldığı, bağımsız bölümün tapuda devir tarihinin 03.01.2013 olduğu, davanın ise 27.06.2016 tarihinde açıldığı, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK.’nın bu konudaki 223. maddeye göre, alıcı, teslim aldığı malı işlerin olağan akışına göre, imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp gördüğü zaman bunu satıcıya uygun süre içinde ihbar etmekle yükümlü olduğu, bunu ihmal ettiği takdirde, satılanı kabul etmiş sayılacağı, ayıbın sonradan meydana çıkması halinde bu durumu da hemen satıcıya bildirmediği takdirde yine satılanı bu ayıp ile birlikte kabul etmiş sayılacağı, kanundaki “hemen ihbar” mükellefiyetinin davacıda olduğu, bu hususu davacının ispat etmesinin gerektiği, dava tarihine kadar davacının satıcıya herhangi bir ihbarda bulunmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davalının istinaf taleplerinin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına, eseri mevcut hali ile kabul ettiği anlaşılan davacının, daha sonra noksan ve açık ayıplı iş iddiasının dinlenemeyecek olmasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 07.06.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.