YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3178
KARAR NO : 2021/4875
KARAR TARİHİ : 08.06.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 5. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 01.07.2015 tarih ve 2014/1353 E-2015/658 K. sayılı kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin reddine dair Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi’nce verilen 16.07.2019 tarih ve 2018/2196- 2019/606 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, …’in eczane işlettiğini, diğer davacı …’in de …’in babası olduğunu, işlettiği eczanenin mali sıkıntıya girmesi üzerine davalıdan toplam 200.000,00 TL borç alındığını, yapılan ödemelerden sonra 91.000,00 TL borcu kaldığını, ancak davalının eczaneyi beş yıl işleteceğini söylemesi üzerine müzayaka altında 10.07.2007 tarihli sözleşmeyi imzalamak zorunda kaldıklarını, bu sözleşme ile 23.07.2007 tarihinde 50.000,00 TL ve Eylül 2007 tarihinden itibaren ödenmek üzere 45 adet her biri 20.000,00 TL bedelli senetlerin imzalanıp verildiğini, 50.000,00 TL peşinat ile senetlerin 15 tanesinin ödendiğini, buna göre 91.000,00 TL’lik borca karşılık 350.000,00 TL ödemek zorunda kaldıklarını, davalıya fazladan verilen 30 adet senedin bedelsiz kaldığını ileri sürerek davanın kabulüne ve davacıların borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının açmış olduğu davanın HMK’nın 114/ı bendi gereğince usulden reddinin gerektiğini, dosya içerisinde bulunan 10.07.2007 tarihli taraflarca imzalanmış sözleşmede dava konusu senetlerden dolayı davacıların kendisine borçlu olduklarını kabul ettiklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; senedin davalı tarafından talil edildiği iddia edilmiş ise de senedin avans olarak veya teminat olarak verilip verilmediğinin iddia edilmediği, senetlerde “nakden” ibaresinin yazılı olduğu, yani para borcuna karşılık verildiğinin anlaşıldığı, davacının davalı tarafından para borcunun verilmediğini, yazılı belge ile ispat etmesi gerektiği, davacının bu iddialarda bulunmadığı, davacının öncelikle senedin neden geçersiz olduğunu veya karşılıksız kaldığını ileri sürmesi gerektiği, bu sebeple senet harici olarak talil edildi diye borçlu olunmadığı iddiasında bulunulamayacağı, bütün bunların haricinde yine senedin davalı tarafından talil edildiği kabul edilse dahi; taraflar arasında yapılmış olan 10.07.2007 tarihli sözleşmede senede bağlanmış borcun davacılar tarafından kabul edildiği, bu sözleşmenin yazılı belge olarak davalının alacak iddiasını kanıtladığı, ayrıca Bursa 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2012/144 esas sayılı dosyasındaki davacı beyanları ve ihtarname içerikleri davalının alacağını teyit ettiği, ayrıca Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2011/3 esas sayılı dosyasının kesinleşmesi ile davalının alacaklı olduğunun kesinleştiği, iade-i muhakeme hali hariç kesin hüküm halinin başka bir mahkeme kararı ile kaldırılamayacağı, davacılar ilk açılan davada ileri sürmedikleri iddialarını artık başka bir dava açarak ileri süremeyecekleri, aksi takdirde iddianın genişletilmesi yasağının anlamının kalmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacılar vekilince istinaf isteminde bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, taraflar arasında görülen menfi tespit davasının reddine ilişkin Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 01.07.2015 tarihli, 2014/1353 Esas, 2015/658 sayılı kararının temyiz incelemesi sonucu Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 05.12.2016 tarihli, 2016/2921 Esas, 2016/15455 Karar sayılı ilamı ile düzeltilerek onanması sureti ile karara bağlandığı, kararın aynı Dairenin 09.10.2017 tarihli, 2017/1737 Esas, 2017/6702 Karar sayılı ilamı ile tavzih talebine karşı verilen red kararı ile kesinleştiği, dosyanın istinaf incelemesi için Bölge Adliye Mahkemelerine gönderilemeyeceği gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf kanun yoluna başvuru talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, 08.06.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.