YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3237
KARAR NO : 2021/5787
KARAR TARİHİ : 28.09.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 20.02.2017 tarih ve 2014/1282 E- 2017/128 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nce verilen 01.11.2019 tarih ve 2017/2923 E- 2019/2356 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin asliye ticaret mahkemesinin kararı ile müvekkili hakkında ihtiyati haciz kararı aldığını ve kararı icra takibine konu ettiğini, bu takipten 27.10.2014 tarihinde haberdar olduklarını, takibe dayanak 16.03.2012 tanzim 16.03.2014 vade tarihli ve 100.000,00 TL bedelli senette malen ya da nakden ahzolunduğunun belli olmadığını, taraflar arasında “Aslı Börek” markasının kullanımı için 16.03.2012 tarihli beş yıl süreli franchise sözleşmesi imzalandığını, sözleşme kapsamında davalı firmanın müvekkiline ürün gönderdiğini ve faturalandırdığını, ticari ilişki devam ederken davalının haksız olarak ürün göndermediğini ve ticari ilişkiyi sonlandırdığını, son dönem faturalarının gerçeği yansıtmadığını, borçlu olunduğu ileri sürülen bedelin yargılamaya tabi olduğunu bu iki faturanın toplam bedelinin 18.000,00 TL’ye tekabül ettiğini, senet üzerindeki tanzim ve vade tarihinin davalı firma yetkilileri tarafından doldurulduğunu, senet üzerinde tahrifat yapıldığını, davalı tarafın kötü niyetli olduklarını, aradaki sözleşmeye teminat senedi olarak verilen senedin yargılama neticesinde icraya konu olabileceğini, müvekkilinin böyle bir borcu olmadığını, İcra Müdürlüğü’nün dosyasına konu senetten ötürü müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitiyle ihtiyati tedbir kararına ve davalının %20’den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davaya konu kambiyo senedinin teminat senedi olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; dava konusu uyuşmazlığın taraflar arasında 16.03.2012 tarihinde akdedilen franchise sözleşmesine dayalı başlayan ticari ilişki kapsamında davacı tarafından davalıya verildiği ileri sürülen teminat senedinden kaynaklı borçlu olmadığının tespitine ilişkin olduğu, bononun malen veya nakden kısmının boş bırakıldığı, taraflar arasında imzalanan 16.03.2012 tarihli franchise sözleşmesinin de bonoya ilişkin herhangi bir açıklama yapılmadığı, senet metni üzerinde teminat senedi olduğuna ilişkin herhangi bir kayıt bulunmadığı, davacının bononun teminat senedi olduğuna ilişkin yazılı bir delil sunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvuruda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; bir kambiyo senedi olan bononun keşideci tarafından bazı unsurları eksik olarak düzenlenmesi ve bu eksikliklerin bonoyu elinde bulunduran kişi tarafından doldurulmasının TTK’nın 778/2-f maddesi yollamasıyla TTK’nın 680. maddesi gereğince mümkün olduğu, ancak davacının keşideci olarak imzalayıp verdiği bononun sonradan anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiasının kanuni delillerle (senet, yemin) ispatlanması gerekirken taraflar arasında imzalanan sözleşmede, takibe konu bonoya açık atıfta bulunulmadığı gibi, bono üzerinde teminat için verildiğine dair açıklamanın da bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 28.09.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.