YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3250
KARAR NO : 2020/4254
KARAR TARİHİ : 20.10.2020
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Çorum 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 10.04.2018 tarih ve 2016/1064 E. – 2018/43 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı tarafından, davacı hakkında başlatılan takibe konu senedin bedelsiz olduğunu, davacının senet lehdarı olan davalı ile ticari ilişkisinin olmadığını, senedin davalının babası olan dava dışı …’ye boş olarak verildiğini, senedin davalının lehtar olarak gösterilmek suretiyle doldurulduğunu ileri sürerek, davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının iddiasını yazılı delille ispat etmesi gerektiğini, senet altındaki imzanın davacıya ait olduğu hususunun icra hukuk mahkemesi kararıyla sabit olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının şikayeti üzerine başlatılan soruşturma kapsamında davalının ifadesinde, kendisinin davacıyla ticari ilişkisinin olmadığını, davacının, senedi babası …’ye verdiğini, kendisinin de babasından olan alacağına karşılık senedi aldığını kabul etmiş olup, bu durumda senet lehdarının anlaşmaya aykırı olarak dava dışı … yerine davalının gösterildiğini, senedin lehdar kısmına gerçek alacaklıdan alacaklı olan davalının isminin yazılmasının ciro veya alacağın temliki olarak kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hükmün davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 2015/17844 esas, 2016/6913 karar sayılı ve 20.04.2016 tarihli ilamı ile “Dava icra takibine konu bonodan dolayı borçlu bulunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Dava konusu bonoda davacı keşideci, davalı ise lehtar konumundadır. Taraflar arasında bononun lehdar davalı …’nin babası …’ye imzalanmak suretiyle lehtar hanesi açık bırakılarak verildiği, dava dışı … tarafından da davalıya verildiği ve lehtar hanesine davalının isminin yazıldığı konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, lehtar hanesi boş olarak verilen bononun, bonoyu alan kişi tarafından lehdar hanesine kendi isminin yazılıp yazılamayacağı ve davalının bononun bedelsiz olup olmadığını bilebilecek kötüniyetli hamil olup olmadığı hususlarında toplanmaktadır.
Mahkemece, senette alacaklı olarak … yerine …’nin yazılı olduğu, lehdar hanesine … isminin davacı ile dava dışı … arasındaki anlaşmaya aykırı şekilde doldurulduğunun sabit olduğu, bu hususun ciro veya alacağın temliki olarak kabul edilmesi mümkün olmadığından davanın kabulüne karar verilmiş ise de; olayda uygulanması gereken 6762 Sayılı T.T.K.’nın 690. maddesi yollamasıyla 592. maddesine göre, (6102 Sayılı T.T.K.’nın 778. maddesi yollamasıyla 680. maddesi) açık ticari senet eksik unsurları tamamlanınca sanki baştan beri doldurulan içeriği varmış gibi işlem görür, açık ticari senette keşideci ile senedi elinde bulunduran arasında yapılan anlaşma ile eksik unsurların doldurulması senet teslim edilen kişiye bırakılmıştır. Tarafların anlaşmaları sonucu bononun lehdar hanesine açık bırakılarak bir başkasına tevdii mümkündür. Bu durumda, bonoyu alan kişi lehdar hanesi kendi adını yazabileceği gibi isterse bonoyu yine lehdar hanesi açık olarak başka bir kişiye vererek açık kısmının o kişi tarafından doldurulmasına imkan sağlayabilir. Somut olayda, davacı tarafından bono lehtar hanesi açık bırakılarak imzalanmak suretiyle dava dışı …’ye verilmiş, davalı da bonoyu …’den alarak lehdar hanesine kendi ismini yazmıştır. Bu husus bononun geçerliliğini etkilemez, davacı davalı hamile ancak TTK’nın 599. maddesinde yazılı koşullarla def’ilerini ileri sürebilir. İspat külfeti davacıda olup, davacının öncelikle bonoyu verdiği kişiye borçlu olmadığını, davalı hamilin bildiğini ayrıca bonoyu iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket ettiğini kanıtlaması gerekir. Tüm bu hususlar gözönüne alınmaksızın yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamada, tanıklar dinlenmiş, dinlenen tanık beyanları ile davalı hamilin, bonoyu iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket ettiğini ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, bonodan dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece bozma ilamına uyulmuş, ancak bozma ilamı yanlış değerlendirilerek, bononun öncelikle bedelsiz olup olmadığı hususu değerlendirilmemiştir. Davacı, bononun dava dışı …’ye boş olarak, hatır senedi olarak verildiğini iddia etmiş, ancak bu iddiasını yazılı delille ispatlayamamıştır. Davacının öncelikle bonoyu verdiği kişiye borçlu olmadığını ispatlaması gerekir. Davacının, bononun hatır senedi olarak, dava dışı …’ye verildiğini ispatlayamaması nedeniyle, davanın, öncelikle bu gerekçe ile reddi gerekirken, mahkemece yazılı gerekçe ile reddi yerinde olmamakla birlikte bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 6100 sayılı H.M.K.’nın geçici 3. maddesi ve 5236 sayılı Kanun’un geçici 2. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı H.U.M.K.’nın 5236 sayılı Kanun’un 16. maddesiyle değiştirilmeden önceki 438/son maddesi gereğince hükmün gerekçesi bu şekliyle düzeltilerek onanması yoluna gidilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün gerekçesinin yukarıdaki şekilde değiştirilmiş haliyle düzeltilerek ONANMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 20.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.