Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/3256 E. 2020/4435 K. 26.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3256
KARAR NO : 2020/4435
KARAR TARİHİ : 26.10.2020

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 24/05/2018 tarih ve 2017/100-2018/286 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı aleyhine davalının başlatmış olduğu ilamsız takibe esas çeklerde davacının hiç bir sıfatla yer almadığını, davacının davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığını ancak takip dosyasından davacının maaşından şimdiye kadar 4.449,00 TL kesinti yapıldığını ileri sürerek, davacının davalıya takip konusu çekler sebebiyle borçlu olmadığının tespiti ile ödemek zorunda kaldığı 4.449,00 TL’nin davalıdan yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığını, kendisinin çeklerde lehtar olarak gözüken Nepaş Plastik Ltd. Şti’ye pazarlaması için hammadde gönderdiğini, davacının da bu şirketten aldığı hammaddeler karşılığında keşidecisi dava dışı Tan İplik Şti. olan önceden hazırlanmış davaya konu çekleri ciro etmeden lehtar Nepaş Plastik şirketine verdiğini, bu şirketin yetkilisinin ise çekleri ciro edip kendisine gönderdiğini, çeklerde davacının imzasının bulunmamasının borçlu olmadığını göstermeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dava konusu çeklerin toplamının 37.143,18 TL olduğu, 3.141,75 TL’lik bir adet çekin icra yolu ile tahsil edildiğinden, davalının çeklerden dolayı 34.001,43 TL’lik bir alacağının doğduğu, davacının icra dairesine ödediği 5.219,49 TL’nin bu meblağdan tenzili halinde 28.781,94 TL’lik bir alacağının doğduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine (Kapatılan) Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 2013/2809 Esas 2013/7725 Karar sayılı 29.04.2013 tarihli kararı ile “ Anayasanın 141, III hükmüne göre, “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” HUMK’ 388’inci (HMK m. 297), maddesinde de mahkeme kararının içeriğinde bulunması gereken öğeler açıklanmıştır. Gerekçe, kararının denetiminin yapılabilmesi ve tarafların kararın doğruluğu veya yanlışlığı konusunda fikir sahibi olmasını sağlayarak kanun yollarına başvurma konusundaki tutumlarının belirlenebilmesi açısından önemli bir işlev görür. Bu Anayasal ve yasal zorunluluklara rağmen, mahkemece verilen kararda HUMK 388’inci (HMK m.297) maddesine aykırı davranılarak kararın gerekçesiz olarak yazılması usul ve yasaya aykırıdır.” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davacı borçlunun takibe dayanak çeklerin keşidecisi veya cirantası olmadığı, bu durumda ispat yükü kendisinde olan davalı alacaklının borcun varlığını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine (Kapatılan)Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 2016/12991 Esas 2017/3312 karar sayılı 25/04/2017 tarihli kararı ile “Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK’nın, yazılı yargılama usulünde beş aşama öngörmüştür. Bunlar dilekçelerin verilmesi, ön inceleme, tahkikat, sözlü yargılama ve hüküm aşamalarıdır. Mahkemece, HMK’nın 186. maddesi uyarınca tahkikat bitiminden sonra sözlü yargılama ve hüküm için ayrı bir duruşma günü verilerek taraflara bildirilmemesi tarafların savunma hakkını kısıtlayıcı nitelikte olup bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir. “gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının davalıya ait emtiayı dava dışı Nepaş şirketi üzerinden satın aldığı, bedellerini Melis İplik çekleriyle ödediği, Melis İplik ile Tan İplik isimli şirketlerin ticaret sicil adreslerinin aynı olduğu, bu iki şirketin organik bağlantı içerisinde olduğu, Melis İplik (Tan İplik) üzerinden keşide edilen çeklerin karşılıksız çıktığı, taraflar arasında cari alacak ilişkisi bulunduğu, davalının davacıdan 28.781,94 TL alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava üç adet nama yazılı protestolu çeke dayalı olarak başlatılan ilamsız icra takibine karşı takip konusu çeklerin zamanaşımına uğraması nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davacı …’nin takip dayanağını teşkil eden çeklerde isim ve sıfatı bulunmadığı gibi taraflar arasındaki cari hesaba dayanılarak başlatılan bir icra takibi de yoktur.Bu nedenle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken cari hesap ilişkisine girilerek davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 26.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.