Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/3287 E. 2020/4582 K. 27.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3287
KARAR NO : 2020/4582
KARAR TARİHİ : 27.10.2020

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 07.03.2018 tarih ve 2017/826-2018/138 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı tarafından davacı hakkında takibe konu edilen bono üzerindeki imzaların dava dışı şirketi temsilen, şirket kaşeleri üzerine atıldığını, davacının avalist olmadığını ileri sürerek senetten dolayı davacının borçlu olmadığının tespiti ile takibinin iptaline, davalı aleyhine %20 kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davanın reddine yönelik olarak verilen karar Dairemizin 2016/10805 Esas ve 2017/4286 Karar sayılı ve 29/05/2017 tarihli kararı ile “Senette yer alan iki ayrı kaşe üzerindeki imzaların şirket yetkilisine ait olduğu anlaşıldığından imzaların şirket yetkilisi tarafından şirket kaşesi üzerine şirketi temsilen atılmış olduğunun kabulü gerekir. Kaşe dışında davacıya ait imza bulunmamaktadır. Sadece ödeyecek kısmında şirket yetkilisi olan davacının adı ve T.C. numarasının yazılı olmasının davacının şahsen sorumlu olduğunu göstermeyeceğinden davacının menfi tespit isteminin kabulü gerekirken yazılı şekilde ret kararı verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.” gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkemece, bozmaya uyma kararı verilerek, dava konusu bono üzerindeki iki imzanın da dava dışı şirket kaşesi üzerine atıldığından imzaların şirketi temsilen atıldığının kabulü gerektiği, kaşe dışında davacıya ait imza bulunmadığı, senet üzerinde ödeyecek kısmında davacının adı ve T.C. kimlik numarasının yazılmış olması davacının şahsen sorumlu olduğunu göstermeyeceği gerekçesiyle davacının menfi tespit isteminin kabulü ile davalının senette lehtar olduğu, takip başlatmakta haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılmakla takip konusu alacağın 6.943,89 TL’nin %20 tutarında kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve bozmanın kapsamı dışında kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazları incelenemeyeceğine göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dosya içerisinde davacının icra takibinde kötü niyetli olduğuna dair delil bulunmadığından davalının, bonoda çift imzası olması nedeniyle aval zannı ile davacı hakkında da takip yapması kötü niyetli olduğunu göstermeyeceğinden kötü niyet tazminatı isteğinin reddine karar verilmesi gerekirken davalı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiş ise de bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 6100 sayılı HMK’nın geçici 3. maddesi ve 5236 sayılı Kanun’un geçici 2. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nın 5236 sayılı Kanun’un 16. maddesiyle değiştirilmeden önceki 438/7. maddesi gereğince mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının 2. bendinin çıkarılarak yerine “2- Davacının kötü niyet tazminatı isteğinin reddine,” bendinin eklenerek hükmün bu haliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 27.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.