YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/344
KARAR NO : 2021/7014
KARAR TARİHİ : 09.12.2021
MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13.HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 11.07.2018 tarih ve 2016/935 E- 2018/889 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine-kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi’nce verilen 18.12.2019 tarih ve 2018/1444 E- 2019/1812 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 07.12.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline sigortalı şirket tarafından Microsoft’un Suudi Arabistan Krallığında mukim distribütörüne üzerine Windows lisansları yapışık olarak bulunan DVD emtiasını sattığını, söz konusu emtianın hava yolu ile ve davalı THY aracılığıyla gönderildiğini, ancak gönderinin eksik teslim edildiğini, bu nedenlerle oluşan zararın sigortalı şirkete ödendiğini, zararın oluşumunda davalı tarafın tamamen kusurlu olduğunu ileri sürerek, toplam 674.756.-TL ödemenin TTK 1472. maddesi gereğince davalıdan rücuen tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasındaki ihtilafın 1999 tarihli Montreal Konvansiyonu hükümleri gereğince çözümlenmesi gerektiğini, davacı tarafın alacağına dayanak yaptığı her iki gönderinin de eksiksiz bir şekilde Riyad’ a ulaştırılıp alıcısına teslim edildiğini, bu nedenlerle istemin tümden reddedilmesi gerektiğini, eğer mahkemece teslim hususu kabul edilmeyecek ise Montreal Konvansiyonu’na göre sınırlı sorumluluk ilkesinin geçerli olduğunu, bu bağlamda değerlendirme yapılmasını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, sigortalı şirket tarafından dava dışı şirkete gönderilen emtianın davalı şirket tarafından taşındığı, emtianın eksiksiz olarak teslim edildiği hususunun davalı tarafından kanıtlanamadığı, taşımanın hava yolu ile yapılmış olması nedeniyle sorumluluk açısından Montreal Konvansiyonu’nun uygulanması gerektiği, bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen raporda ayrıntılı ve gerekçeli olarak belirtildiği üzere davalı tarafın sorumlu olduğu miktarın 2.489-SDR karşılığı TL olduğu, Montreal Konvansiyonu’na göre taşımanın niteliğine göre dolaylı zararların istenmesinin hukuken mümkün olmadığı, davalı taşıyıcının sorumluluğunun sınırlı olduğu kabul edilip 2.489-SDR’ nin karar tarihi itibariyle karşılığı olan 16.532.-TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin ise taşımanın niteliği ve sınırlı sorumluluk ilkeleri gereğince reddine karar verilmiş; bu karara karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile; yerel mahkeme kararının HMK 353/1-b2 maddesi gereğince kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında hüküm kurularak davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, uluslararası havayolu taşımacılığından kaynaklanan rücuen tazminat davasıdır.
Davacı …, dava dışı Arkadaş Yayıncılık …Ltd Şti’nin sigortalı, dava dışı DHL Global…A.Ş’nin sigorta ettiren ve akdi taşıyıcı, davalı THY A.O’nun ise fiili taşıyıcı olduğunu ve nakliyat emtia sigorta poliçesi ile sigortalı emtianın dava dışı Logicom Saudi Arabiya isimli alıcı firmaya teslim edilmediğini ileri sürerek, sigortalıya ödenen tazminatın rücuen tahsilini talep etmiştir.
26.06.2015 tarihli taşımaya ilişkin olarak, dava dışı … isimli şirket antetli 26.06.2015 tarihli tutanakta ‘’Gönderi hazırlanırken tek bir ambalajın kaybolduğu ve bulunamadığı tespit edilmiştir.’’ denilerek eksiklik olduğuna ilişkin kutucuk işaretlenmiştir. Aynı yüke ilişkin … isimli şirket tarafından tanzim edilen ve ‘’teslimat bildirimi’’ (ingilizce metinde ‘delivery notification’ şeklinde ) başlıklı belgede ise, sayfanın sol üst köşesinde ‘’ Alıcı Temsilcisi: Logicom Saudia Arabıa’’, sayfanın alt kısmında ise ‘’Alındı Beyanı: İşbu belge, yukarıda yazılı gönderinin sağlam ve iyi durumda olarak tamamlandığını göstermektedir. Tarih: 05.07.2015’’ yazmaktadır. 30.06.2015 tarihli taşımaya ilişkin olarak, dava dışı … isimli şirket antetli bilatarihli ( sayfanın alt kısmında Hicri 22.01.1437 yazmaktadır) tutanakta eksiklik olduğuna ilişkin kutucuk işaretlenmiştir. Aynı yüke ilişkin … isimli şirket tarafından tanzim edilen ve ‘’teslimat bildirimi’’ başlıklı belgede ise, sayfanın sol üst köşesinde ‘’ Alıcı Temsilcisi: Logicom Saudia Arabıa’’, sayfanın alt kısmında ise ‘’Alındı Beyanı: İşbu belge, yukarıda yazılı gönderinin sağlam ve iyi durumda olarak tamamlandığını göstermektedir. Tarih: 03.11.2015’’ yazmaktadır. Ayrıca Suudi Arabistan Krallığı Gümrük Müdürlüğü tarafından tanzim edilen tutanakta ‘’… adet kolinin eksik olduğu görümüştür.(Esas miktara göre koli sayısı 1907 değil 1978 adettir.)’’ bilgisi yer almaktadır.
Ekspertiz raporunda sigortalı firma ile alıcı firma arasındaki zayii ile ilgili teyitleşilen diyalog metnine yer verilmiş olup, bu metinde Logicom Saudia ile THY’nin doğrudan irtibatının olmadığı, …’nun alıcının gümrükçüsüne sevkiyatın varış haberini verdiği, sevkiyatın delivery notificationa göre de …’ya tam ve iyi durumda teslim edildiği, anılan belgenin bir teslim belgesi olmayıp, sevkiyatın gümrük muayenesine hazırlanması için …’ya teslim edildiği bilgisi veren bilgi belge olduğu, gümrük muayenesi tamamlandıktan ve gümrükçü gümrük vergilerini ödedikten sonra gümrük tarafından gümrük beyannamesi belgesinin üretileceği ve bununla gümrükçünün sevkiyatı fiziken gümrük alanından çıkarma yetkisine sahip olduğu ve gümrükçünün bu şekilde sevkiyatı fiziki olarak teslim alıp, tüm sorumluluğu alacağı, somut olayda …’dan sevkiyat evraklarını alan gümrükçünün gümrük çekim işlemlerini başlattığı ancak sevkiyatın kayıp olduğunu öğrendikleri, gümrük çekim işleminin yapılamadığı belirtilmiştir.
Mahkemece alınan bilirkişi raporlarında, ekspertiz raporuna itibar edilemeyeceği, zira raporun yerinde bir inceleme üzerine değil sigortalının gönderdiği mailler nazara alınarak hazırlandığı, …’nun yer hizmetleri veren firma olması sebebiyle davalı THY A.O’nun ifa yardımcısı olduğu, eksiklik tutanaklarının kendi içinde çelişkili olduğu ve bu tutanaklara itibar edilemeyeceği, teslimat bildirimi başlıklı belgelerin ise …
aracılığıyla alıcıya teslimi gösterdiği, Gümrük Tutanağı başlıklı belgede ise paletli kargodan söz edildiği, eksik olduğu bildirilen kargonun bahsi geçen gönderi olup olmadığına ilişkin bir detay bulunmadığı, davacının kayıp iddiasını kanıtlayamadığı mütaala edilmiştir.
Mahkemece 29/06/2015 tarihli ve bilatarihli tespit tutanakları dikkate alınarak eksik teslim olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmişken, Bölge Adliye Mahkemesince … ile davalı THY A.O arasında bir ilişki bulunmadığı, …’ya iyi ve sağlam teslim ile davalı THY A.O’nun sorumluluktan kurtulduğu kabulü ile davanın reddine karar verilmiştir.
Yukarıda özetlenen belge ve raporlar birlikte değerlendirildiğinde, …’nun sıfatının THY’nin ifa yarıdımcısı olup olmadığının ve davalı THY A.O ile ilişkisinin mahiyetinin tam olarak belirlenmediği, yine dosyadaki belgelerin anlamının ve özellikle … tarafından düzenlenen ‘delivery notification’ başlıklı teslim bildirimi/varış ihbarı belgesinin …’ya yapılan teslimi mi, … tarafından alıcıya yapılan malın geldiğine ilişkin ihbarı mı yoksa … tarafından malın alıcısına teslimini mi ifade ettiği konusunun müphem olduğu görülmüştür. Bu hususlarda net bir belirleme yapılmadan, davalının sorumluluğu konusunda herhangi bir yargıya varılması mümkün değildir.
Bu itibarla mahkemece, içerisinde gümrük konusunda uzman bir bilirkişinin de bulunduğu yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak bir değerlendirme yapılması ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK’nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, takdir olunan 3.815,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 09/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.