Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/3609 E. 2021/1596 K. 23.02.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3609
KARAR NO : 2021/1596
KARAR TARİHİ : 23.02.2021

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Van 5. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 21.12.2018 tarih ve 2017/103 E. – 2018/525 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı vekili, davalı tarafından asıl borçluya kefil olduklarından cihetle icra takibi başlatıldığını, takibe konu kredi genel sözleşmesinin kefalet bölümünde kredi limitinin belirlenmediğini, hesap kat ihtarnamesinin gönderilmediğini, temerrüde düşürülmediğinden dolayı %72 temerrüt faizinin istenemeyeceğini, davalı bankaya borçlu olmadıklarının tespiti ile alacağın %20’si oranında tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl davada davalı vekili, davacının asıl borçlu ile imzalanan genel kredi sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, kredi bedeli geri ödenmediğinden hesap kat ihtarnamesi çekilerek icra takibine başlanıldığını, davacı hakkındaki takibin itiraz olmadan kesinleştiğini, borcu ödediğine dair iddiasını ispatlaması gerektiğini, davacı kefalet limitinin belirlenmediğini iddia etse de genel kredi sözleşmesindeki tüm borca kefil olduğunun belli olduğunu savunarak davanın reddini ve %10 icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Birleşen davada davacı vekili, davacı ile dava dışı Asilsan Güneş Ltd. Şti. ile genel kredi sözleşmesi imzaladıklarını, kredi kullandırıldığını, müşterek borçlu müteselsil kefillerin icra takibine haksız itiraz ettiklerini ileri sürerek itirazın iptalini, alacağın %40’ından aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Birleşen davada davalılar vekilleri, davanın reddini, alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, takibin 12/12/2011 tarihli kredi sözleşmesinden kaynaklandığı, davacı … ile birleşen dosyada davalılardan …’ın 12/12/2011 tarihli kredi sözleşmesinde imzalarının bulunmaması nedeniyle bu kredi sözleşmesine dayalı borçtan sorumlu tutulamayağı gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, davacının Van 2. İcra müdürlüğünün 2012/8862 Esas sayılı takibine dayanak sözleşmeler nedeniyle davalıya borçlu bulunmadığının tespitine, 26.285,92 TL kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, birleşen dava yönünden davanın reddine 26.285,92 TL kötüniyet tazminatının davacıdan alınarak davalı …’a ödenmesine, …’ın kötü niyet tazminatı talebinin derdestlik nedeni ile reddine karar verilmiştir.
Karar, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Asıl dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacak nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, birleşen dava aynı sözleşmeden dolayı alacağın tahsiline yönelik icra takibine itirazın iptaline ilişkindir. Mahkemece Dairemizin bozma ilamına uyulmuş ise de bozma ilamında belirtilen hususların tamamı gerçekleştirilmemiş, bilirkişi banka kayıtlarını incelemeksizin dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu raporunu düzenlemiş olup, bilirkişi raporu içerik itibariyle yetersiz görülmekle raporun hükme esas alınması doğru olmamıştır.
Mahkemece bankacılık konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla banka kayıtlarının, belgelerin bulunduğu yerde yerinde inceleme yaptırılarak ve dosya içindeki tüm deliller değerlendirilerek asıl ve birleşen davadaki kefillerin kefalet imzasının olduğu genel kredi sözleşmesi tespit edilerek icra takibine konu miktardan ne kadar alacağın bu sözleşmeden kaynaklandığının belirlenmesi gerekir. Borcun yeniden yapılandırılması yeni bir sözleşme anlamına gelmeyip, burada borç kaynağının hangi kredi sözleşmesinden kaynaklandığının tespit edilmesi gerekir. Davalı müteselsil kefiller dışında ayrıca genel kredi sözleşmesi imzalanarak bu sözleşmelerden dolayı kredi kullandırılması, davalıların imzasının olduğu genel kredi sözleşmesindeki borca ilişkin kefalet sorumluluklarını ortadan kaldırmaz. Mahkemece bu yönde araştırma yapılarak karar verilmesi gerekirken yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden asıl davada davalı-birleşen davada davacıya iadesine, 23.02.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.